0
Kıyamet yaklaştığı zaman Ortadoğu'nun başına neler geleceğini Peygamber Efendimizin (sav) geleceği dizayn eden hadislerinden öğreniyor, gündelik uğraşıların arasında kaybolan ipuçlarını buradan yakalayabiliyoruz.
Ölümsüz değerler ve öğretiler hem Allah'ın Kitabı Kur'an'da hem de Peygamberi'nin Sünnetinde detayları ile verilmese de ipuçları ile verilmiş, insanların sınava hazırlanır gibi bu ipuçlarına hazırlıklı olmaları istenmiştir.
Bir Hadisi Şerifte Peygamber Efendimiz (sav) şöyle uyarıyor bizleri, "Şam ahalisi helak olduğu zaman artık benim ümmetimde bir hayır kalmaz, kalmayacak! Benim ümmetimden bir gurup insan, Deccal'le çarpışacakları zamana kadar hakkı destekleyici olarak daima mevcut olacak!" Yani kıyamete kadar adaletin tesis edilmesi için mücadele edecek, zalimlere karşı dik durabilecek hak üzere olan topluluklar eksik olmayacak.
Ortadoğu'nun değişmez kaderi sınavlara hazır olması. İnsanlığın sınavlara tabi tutulduğu kadim coğrafya. Tatmin edilemez hırsların meydan okumalarla sürekli test edildiği gizemli topraklar.
Bugünkü yaşananlar binlerce yıl önce yaşananlardan hiç farklı değil elbet. İnsanın etrafındakilere sahip olma ve sahip olduklarına da hükmetme hırsı dün nasıl ise bugün de aynı. Değişen sadece insanın tabiatla olan ilişkisinin rengi ve niteliği.
Moğollar'ın bundan asırlar önce tatmin edilemez azgın hırsları test edilip "hak ve adalet" için mücadele eden topluluklar sayesınde nasıl yok edildi ise, şimdikiler de aynı şekilde yok edilecekler. Çünkü Allah'ın sevgili kulları, yaratılış amacının farkında olan mücahidler her dönemde vardır ve var olmaya da devam ecektir.
Hadisten anladığımız, Şam ahalisiyani Ortadoğu bölgesi harap olsa da, insanları mücadele ruhunu bırakmış, dünyevileşmiş olsalar da içlerinden kıyamate kadar geçerliliğini sürdüren cihat anlayışını devam ettirecek erler olacak ve olmaya da devam edecektir. Onların dik duruşları sayesinde aşırıya kaçmış, ellerindeki modern silahlara güvenen azgın topluluklar helak edilecektir.
Dün Moğol vardı, bugün de Amerika var, Rusya var, yada Çin veya İran hiç farketmez. Zulme bulaşan, isterse Müslüman kimliği altında bile olsa helak olma yazgısından kaçamayacaktır.
Her ne kadar görünüşte ezilenler, zulme ve çaresizliğe terkedilenler bu toprakların insanları olsalar da, aslında ezeli iradenin gerçekleşmesine yönelik gelişmeler bunlar. Moğollar zulmederek test oluyorlardı, mazlumlar da zalimlere karşı mücadelenin detayları ile test oluyorlar.
İslam'ın bize değil bizim İslam'a ihtiyacımız var. Kıyamete kadar bu hak davayı sürdürebilecek mücahitlerin var olacağı kesin olduğuna göre, bayrağı taşıyacak liyakatte olmaya hazır olmalı, yoksa layık olan kim ise ona tevdi edilir. Üstünlük takva ile olduğuna göre, layık olana, müttaki olana bu ulvi görev kaydırılıverir. Araplar tembelleşerek dünyevileştikleri için bu ulvi görev altıyüz yıl sonra Türklere verilmişti.
Orta Asya'nın siteplerinden kalkıp gelen bu asil insanlar bin yıl bu davayı sürdürdüler. Bakalım şimdi bu yükü omuzlamaya layık kim var, onu da kısa sürede Rusya'nın ve ABD'nin yada test olunmak için piyasaya sürülecek zorbaların yenilgisinde göreceğiz.
Moğolları Anadolu'ya çeken hırs nasıl ki ABD'yi Irak'a, bir zamanlar Rusya'yı Afganistan'a çekti ise, şimdi Rusya'yı da aynı hırs Suriye'ye çekiyor. Farkında olmadan belki de bu hırs, kendisini dev aynasında gören iki oyuncuyu da helak edecek, kurdukları planlar ayaklarına dolanıp, kendi başlarında patlayacak.
Rusya'nın özgüven tazelediğini sandığı Ukrayna krizi, onu hırsına yenik düşürecek gibi. İŞİD'i bahane ederek İran'la birlikte Esed'in yanında Suriye'de tuzağa doğru çekildiğinin belki de hiç farkında değil.
ABD, Rusya, İran ve Avrupa Birliği denkleminde, Türkiye'nin kendisine sunulacak NATO oyununda her zamankinden daha uyanık olmaya ihtiyacı vardır. NATO oyununda ferasetli davranılmazsa işte asıl kıyametin çabuklaştırılması da o zaman başlayacak.
Düşmana asla güvenilmez. Dün Haçlı Savaşı'nın bugün Kutsal Savaş'tan ne farkı var ki?