0
Her an bir adım daha ilerlemedesin imtihan yokuşlarından. Birazcık daha yakınlaşmadasın kefen sultasına. Hiçbir güç engelleyemeyecektir hesap faslını. Kalın kalın boncuklu terler inince şakaklarından, biçare kalacaksın bikesliğin zahmetinde. Koyu bir derdin kızıllığı saracaktır her tarafı, yönler bile yön değiştirecek iklimin derin zahmetinden. Eller, ayaklar, hasılı uzuvlar aleyhine şahitlik ettiğinde, hırsının ve kibrinin esiri olduğun demi hatırlayacaksın…
Ne oldu, neden kaybetti asaletini ve asi bir mahlûkat olmaya ne an evrildi insan, insan dediğime bakmayın kişi aslında kişi. Yağmurların altında iplik iplik ıslanmak ve güzellikler doluşmak isteyenler nere göçtü. Ve nerden geldi madde sıcaklığından menfaat devşirenler. Sanki bir kötü rüyaymış gibi şu yaşananlar, böylesi yalnız ve uzun süren bir rüya ah sen ne kadar da karanlıksın…
İnsan, enteresan bir hal.Akçe ve külçe savaşlarının tam merkezinde kime emanetsin sen. Kararlı bir tecavüz var insanın ruhuna, ruhsuzlar diyarından. Ar, edep ve göz kapaklarına ne oldu, neden kapanmaya yüz tuttu sizin devriniz. Sanal saplantıların başağında gölgelenmek istediğin demden beridir kavruluşu insanın azap faslıyla. Cici bici salonlarda aranan muvaffakiyet ve eğlence büsbütün yalnızlığın ve kimsesizliğin intiharı…
Gönüller yetimlik tekkesi. Zambaklar yetişmiyor artık ülkesinde insanın. Ne kadar akçe o kadar sabır. Ve aslında yine bir rabıta kurulamıyor mutlulukla insan arasında; çünkü deniz olsa tükenir, ahlak barındırmayan her ülkü. Hangi hazineye tamah ediyorsun ki sen, bilmelisin ki sinek kanadı kadar ancak karşılık gelebiliyor senin madde gayretin…
Şeytan işi bir kıvılcım sıçramış 'ne güzel' değdiğimiz her ne varsa. İskelelerde sevgililer buluşamaz olmuş, lüks araç otoparklarında cicili ve ruhsuz ''aşkitom''nidalarının yaygınlığından…Kuru ekmek bir tas çorba devrini görememenin sivri matemi yaşanıyor değil mi… Bir diken uğruna gül ağacına kireç suyu vermişler… Sanal sayfalar ve popüler kültürü inanç diye bellemişler…
Şems'in devrini siz de özlüyor musunuz: ''Kapımıza değil, kalbimize vuran buyursun'' dediği o demleri. Sen bir milatsın ve ancak bu söz fethedebilir alemin burçlarını.Lakin hani askerler nire. Aşkın ve ümidin erleri neredesiniz. Biliyorum ki her şey geliyor ve geçiyor, yani gelip geçici; ama neden kimse tebliğ edemez olmuş bu hakikati en yakınındakine bile…
Bir yağmur başlasa öylesine sakin ve miskin aka dursa, aka aka yıksa gönle muhalefet eden herşeyi ve herkesi , bir türkü yankılansa gönüllerde güneşten daha sıcak,aşka ve ümide kucak açan o iklim gelse. Ihlamur ağaçları çiçek açsa, yağmurların yıktığı gökdelenler yerinde… Ve bir ümit yarsa tüm kızıllığı, tıpkı kardelenlerin nakışı gibi, çağlayanların akışı gibi…
Ah insan, hangi günahın akıbetini yaşıyorsun, neyin sebebidir bu toplu tatminsizlik...
…
Ah gamzelense yine gönül…
Ve ölümsüze aşık olunsa yeniden…
Yeniden ve kendiliğinden…
Aşkın saltanatına yönelse gönül…