0

Şu sıralar Dünya gündeminde sırasıyla Rusya'nın Kırım'ı ilhakı, Ukrayna'nın yaşadığı bölünme riski ve son olarak Irak ve Suriye'de yaşananlar ön plana çıkarken, AP (Avrupa Parlamentosu) seçimlerinde milliyetçi, anti-AB yanlıların seçim başarısı, kendisine gündemde kısa bir yer buldu. (Türkiye, AB'yi artık ciddiye almıyor dersek yanılmayız. 1990-2000 başlarında milliyetçiliğin yükselişi, Türkiye'nin AB üyeliği açısından tehdit olarak görünebilirdi. Bugün ise 'Türkiye, AB'ye üye olmasa da olur' noktasında) 28 AB ülkesinde 25 Mayıs'ta Avrupa Parlamentosu seçimleri yapıldı. Seçim sonuçlarında yabancı düşmanı, ırkçı ve aşırı sağcı partiler büyük başarı elde ettiler. Özellikle ekonomik yıkım ve işsizliğin yaşandığı ülkelerde AB / Euro karşıtı partiler, merkez partileri geride bıraktı. AP seçimlerinde, milliyetçi partilerin başarısı, bir anlamda kemer sıkma politikalarından bunalan üye ülkelerdeki halkın tepkisi olarak okunabilinir. Zira seçime katılım düşük gibi görünse de milliyetçi partilerin seçmen sayısında artışlar yaşanmıştır.

Fransa ve İngiltere gibi AB'nin iki büyük ülkesinde milliyetçi-faşist partiler birinci olurken, İtalya'da ikinci oldular. AB'nin ekonomik lokomotifi olan Almanya'da, AB/Euro yanlısı partiler oy kaybı yaşadılar. Özellikle Yunan karşıtlığının yarattığı milliyetçi akım, milliyetçi-popülist parti olan AFD'nin de seçimlerde % 7'ye yakın oy almasına neden oldu. Benzer sonuçlar İspanya, Yunanistan'da da görüldü. İngiltere'de seçmenler, AB'ye şüpheci bakan, İngiltere'nin AB'den çıkmasını isteyen ve göç karşıtı politikaları benimseyen Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi'ne (UKIP) rağbet etti ve UKIP büyük başarı elde etti. Hollanda'da sağcı Özgürlük Partisi (PVV) benzer görüşleri savunarak başarılı sonuca imza attı.

AB ülkelerinde yükselen ırkçılık ve Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olmakla paralel yükseliyor.Avrupa'da işsizlik, özelikle gençler arasında oldukça yaygın olarak yaşanıyor.Yunanistan ve İspanya'da gençler arasında % 50'nin üzerinde. Günümüzde Avrupa'da yükselen milliyetçilik ve ırkçılık, "Ulus devletlerin çöktüğünü, ulusal yapıların çözüldüğünü" söyleyenlerin aslında yanıldıklarını göstermektedir. AP seçimlerinin en belirgin özelliği; AB'de yükselen aşırı sağ partiler ve milliyetçilik akımı, AB karşıtlığı olarak ortaya çıkmış olmasıdır. Göç ve ekonomi gibi sorunlar daha savunmacı/korumacı ihtiva ile pekiştiğini görmekteyiz.AB üyesi tüm ülkelerin "AB'den ayrılarak ülkelerinin daha fazla bağımsız olmasını'' talep ettiklerini görüyoruz.

AB ve Geleceği

AB, yeni Avrupa'nın inşası için uzun süre çalıştı. Başlangıçta ekonomik ve kültürel konularda ilerleme sağlanılsa da, özellikle 2008 ekonomik kriziyle beraber gerilemeye başladı. AB, bu krizden henüz çıkabilmiş değil. Almanya'da kısmen toparlanma sağlansa da, ekonomik başarısızlık sosyal ve çevresel konularda vasatlığa, dinsel ve kültürel farklılıklarda tahammülsüzlük gibi birbiriyle alakası olmayan konu başlıklarında çeşitli sıkıntıların doğmasına veya gün yüzüne çıkmasına sebep oldu. Ekonomi temelinde yaşanan olumsuzlukların sosyal hayatı da etkilemesi muhtemeldir. AB üyesi ülkeler IMF, Dünya Bankası, Avrupa Merkez Bankası ve Almanya'nın sürekli finansal ültimatomlarına maruz kalmaktadır. Ekonominin iyileşmesi için sürekli "kemer sıkma" planları uygulanmakta. Bu politikaları yürürlüğe koyan milliyetçi partilerin başarısı bilinmektedir.

Lakin burada milliyetçilerin sunduğu ekonomi politikalarının başarılarını kast etmiyoruz. İfade etmeye çalıştığım husus; 1929 Ekonomik Krizi'nde, güçlü milliyetçi liderler ülkelerini uluslararası ekonomik saldırılara karşı korumak için ticareti sınırladılar. Bunun sonucunda büyüme yavaşladı. Böylelikle ciddi sorunların çıkmasına neden oldu. Bugün yükselen milliyetçi duygular, ABD ve AB arasında veya Asya ülkeleri açısından yeni ticaret anlaşmalarının imzalanmasını daha da zorlaştırabilir.

AB, yeni Avrupa'nın inşasında önce ekonomik ve finansal güçleri farklı ülkeler arasında gerilim yaşanmasına neden oluyor/olacak (Almanya/Yunanistan- Fransa/Belçika Örneği). Bu gerilim Fransa-Almanya arasında rekabete yol açarken, küçük ülkeler ile güçlü ülkeler arasında da toplumsal sürtüşmelere sebep olmaktadır. Bu durum İngiltere'den ayrılmak isteyen İskoçya için de söz konusudur. AP seçim sonuçları, Avrupa'da sürmekte olan mücadelenin farklı güçler arasında gitgide keskinleşerek süreceğine işaret ediyor.

Son olarak, milliyetçilik bir mikroptur! Her türlü milliyetçiliğin karşısında durmak gerekir. AB, son yapılan seçimlerde bu mikrobu hücrelerine kadar almış durumda, yakın zamanda "Hasta Adam" olarak tanımladıkları ülkeler durumuna düşüp düşmeyeceğini de zaman gösterecek.