0

Ebud­der­da'dan:

– Be­la­ya uğ­ra­ma (ve­ya on­dan gü­ven­de kal­ma) ki­şi­nin (ağ­zın­dan çı­kan) sö­zü­ne bağ­lan­mış­tır.

(Bey­ha­ki/Şu­abu'l-iman; Ca­mi­us­sa­gir, 3218)

* * *

İn­san ağ­zın­dan çı­kan söz­le­re, di­lek ve te­men­ni­le­re son de­re­ce dik­kat et­me­li­dir. Şa­ka­cık­tan bi­le ol­sa, in­sa­na zah­met ve sı­kın­tı ve­re­cek, zor­luk mey­da­na ge­ti­re­cek is­tek­ler­de bu­lun­mak­tan sa­kın­ma­lı­dır. Pey­gam­be­ri­miz bir ha­dis-i şe­rif­le­rin­de:

– Be­la, ağız­dan çı­kan sö­ze (in­sa­nın ko­nuş­ma­sı­na) bağ­lan­mış­tır, bu­yu­ra­rak bu ger­çe­ğe işa­ret et­miş­ler­dir.

Bu se­bep­le, mü'min, ağ­zın­dan olum­suz söz ve di­lek­le­rin dö­kül­me­si­ne kar­şı du­yar­lı dav­ran­ma­lı­dır. İs­ter şa­ka­ ol­sun, is­ter in­san­la­rın be­yaz say­dık­la­rı cins­ten ya­lan ol­sun; ağ­zın­dan dö­kü­len söz­cük­le­rin ba­şı­nı ağ­rı­ta­bi­le­ce­ği­ni göz ar­dı et­me­me­li­dir.

Bu ger­çe­ğin ha­ya­tı­mız­da pek çok ör­ne­ği­ne rast­la­mı­şız ve­ya biz­zat ya­şa­mı­şız­dır. Ben, şa­hit ol­du­ğum iki ör­ne­ği bu­ra­da an­lat­mak is­ti­yo­rum.

Ya­kın ak­ra­bam sa­yı­lan bir ha­nı­mın, so­rum­suz ve vur­dum­duy­maz bir kı­zı var­dı. İs­tek ve ar­zu­la­rı­nı ye­ri­ne ge­tir­mek­te son de­re­ce ıs­rar­cı ve inat­çıy­dı. Yap­tı­ğı­nın so­nu­nu hiç­ dü­şün­mez, an­lık duy­gu ve his­le­riy­le ka­rar ve­rip ya­par­dı. Hiç­bir ko­nu­da so­rum­lu­luk his­set­mez­di. Onun bu ha­li, an­ne­si­ni çok ra­hat­sız edi­yor, ade­ta çıl­dır­tı­yor­du. Bu kız­gın­lık­la ağ­zın­dan sık sık şu söz­ler dö­kü­lü­yor­du:

– Bak kı­zım, bu ha­lin­le se­ni hiç­bir ko­ca al­maz. Bu vur­dum­duy­maz ha­lin­le sen yu­va ku­ra­maz­sın. Se­ni ha­nım di­ye ala­cak er­ke­ğe, ben üs­te pa­ra ver­me­ye ha­zı­rım. Ye­ter ki be­ni, sen­den kur­tar­sın...

Kız, oku­mak için git­ti­ği kü­çük bir Ana­do­lu il­çe­sin­de ken­di­ne bir er­kek ar­ka­daş bul­du. Ar­ka­daş­lık iler­le­yin­ce iş cid­di­leş­ti. Ne var ki, bul­du­ğu er­kek, ya­şı hay­li iler­le­di­ği hal­de hiç­bir iş­te di­kiş tut­tu­ra­ma­mış, boş boş do­la­şan, ça­lış­mak­tan çok gez­me­yi, ye­yip iç­me­yi se­ven bir de­li­kan­lıy­dı. An­ne kı­zı­nı ne ka­dar ikaz et­tiy­se de, bu de­li­kan­lı­dan onu ko­pa­ra­ma­dı.

– Bak, bul­du­ğun bu genç, iş­siz güç­sü­zün bi­ri. Ça­lış­ma­yı sev­mi­yor. Yan ge­lip ye­me­yi iç­me­yi be­ce­ri­yor sa­de­ce. Böy­le so­rum­suz bi­riy­le ha­yat­ta as­la mut­lu ola­maz­sın, şek­lin­de­ki ikaz­la­rı­na, kı­zı hiç al­dı­rış et­mi­yor­du. Ade­ta:

– An­ne, sen var­sın ya, biz­le­re ba­kar­sın, der gi­bi dav­ra­nı­yor­du. An­ne so­nun­da on­la­rı ev­len­dir­mek zo­run­da kal­dı. Er­kek ta­ra­fı hiç­bir mas­raf yap­ma­mış­tı. Evi A'dan Z'ye an­ne da­ya­yıp dö­şe­miş, tüm dü­ğün mas­raf­la­rı­nı an­ne yap­mış­tı.

An­ne, ev­li­lik ari­fe­sin­de kı­zı­na ve da­ma­dı­na bir iş­ye­ri aç­tı. Ama gör­dü ki, on­lar dük­ka­nı­n ha­sı­la­tı­nı bi­rik­ti­rip borç öde­mek ye­ri­ne, gün­lük ola­rak ye­yip bi­tir­me­yi ter­cih edi­yor­lar. Der­hal iki­si­ne de dük­kan­dan el ayak çek­tir­di.

Şim­di, ken­di­ne kı­zıp du­ru­yor. Ken­di di­lim­le ben bu be­la­ya düş­tüm, di­yor. Se­ni ala­cak ola­na üs­te pa­ra ve­re­ce­ğim de­me­sey­dim keş­ke. Söy­le­di­ği­min ay­nı­sı­nı şim­di ya­şı­yo­rum, di­ye dö­vü­nü­yor.

Ger­çek­ten de, sa­de­ce kı­zı­na de­ğil, da­ma­dı­na da bak­mak du­ru­mu ha­len de­vam edi­yor...

* * *

Tey­ze­min ko­ca­sı Bay­ram Eniş­tem, ba­ba­ma sık sık:

– Ba­ca­nak, sen bi­ze ni­ye hiç gel­mi­yor­sun? di­ye si­tem eder­miş. Sen gel­di­ğin­de bak sa­na inek ke­se­ce­ğim, di­ye de şa­ka­dan va­ad­de bu­lu­nur­muş.

Tey­zem­ler Bey­koz De­ğir­men­de­re'de otu­ru­yor­lar­dı o sı­ra­lar. Ba­bam­lar da Fa­tih Fe­ner'de. Ba­bam işi ge­re­ği, ço­ğu gün­le­ri İs­tan­bul dı­şın­da ol­du­ğun­dan ba­ca­na­ğı­nı zi­ya­re­te gi­de­mi­yor­du.

Ni­ha­yet gü­nün bi­rin­de, ba­bam, uy­gun bir fır­sa­tı ya­ka­la­mış. An­nem­le bir­lik­te De­ğir­men­de­re­'ye git­miş­ler. Ba­ba­mın De­ğir­men­de­re­'ye ayak bas­tı­ğı gün, eniş­te­min ine­ği has­ta­lan­mış. Ve­te­ri­ner tav­si­ye­si ile, ba­bam ora­da iken ine­ği kes­mek zo­run­da kal­mış­lar. Ya­ni eniş­te­min ba­ba­ma şa­ka­dan söy­le­di­ği; "Ba­ca­nak, ye­ter ki sen gel! Sa­na inek ke­se­ce­ğim" sö­zü ger­çek ol­muş.

Bu­gün hep­si de ahi­re­te göç­müş du­rum­da­lar. Al­lah hep­si­ne de rah­met ey­le­sin. Ka­bir­le­ri­ni nur­la dol­dur­sun...