0
Uhud dönüşünde, Medine'deki İslamın gizli muhalifleri münafıklarla Yahudiler, Uhud yenilgisini bahane ederek Peygamberimiz aleyhine geniş çaplı bir kampanya başlatmışlardı. Savaşta büyük yaralar alan Müslümanları, sinsi propagandalarla moral yönünden çökertmek, şüphe ve tereddüde düşürmek istiyorlardı.
– Muhammed hak Peygamber olsaydı, başına böyle şey gelmezdi. Bugüne kadar hiçbir Peygamberin bu şekilde ne yenildiği, ne de kendisinin ve arkadaşlarının yaralandığı görülmüştür, diyorlardı.
Halbuki Peygamberler de bir insandı. Risalet (Peygamberlik) kimliğinin yanında, beşeriyet (insanlık) vasıfları da vardı. Allah onları, insanlara maddî ve manevî her konuda rehber ve örnek yapmıştı: Her insanın başına gelen şeyler, onların da başına gelecek, herkesin yapmak zorunda olduğu işleri onlar da yapmak durumunda kalacaktı ki, insanlara rehber ve önderlik vazifesini yapabilsinler.
Peygamberin her işi mu'cize, her hali olağanüstü olsa idi, kimseye rehber olamaz, insanlar onu örnek alıp taklit edemezlerdi. Bu yüzden Peygamberimiz de, herkes gibi aç olur, susuz kalır, yaralanır, hastalanır, yorulur, sıkıntı ve zahmet çekerdi. Kah galip gelir, kah yenik düşerdi.
***
Münafıkların ve Yahudilerin menfi propagandalarının yoğunluk kazandığı bir sırada, Hz. Ömer, Peygamberimizin huzuruna çıktı. Yahudi ve münafıklardan bu kabil söylentileri yayan kışkırtıcıların öldürülmeleri için müsaade istedi.
Peygamberimiz Hz. Ömer'i teselli etti. Telaşlanmamasını söyledi. Allah'ın, dinini ve Peygamberini üstün kılacağını, kimsenin bunu engelleyemeyeceğini belirtti. Yahudi kışkırtıcıları öldürme isteğine de:
– Yahudiler bizim emniyetlerini sağlamaya, asayişlerini korumaya söz verdiğimiz vatandaşlarımızdır. Bu sebeple açıkça hıyanetleri ortaya çıkmadan onları söylentilere dayanarak cezalandıramam, cevabını verdi. Hz. Ömer:
– Münafıklar hakkında ne buyurursun ya Resûlallah. İzin ver de, hiç olmazsa içimizdeki bu fitne odaklarını ortadan kaldıralım, dedi. Peygamberimiz:
– Onlar, Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim de Resûlüllah olduğuma şehadet ediyorlar değil mi? diye sordu. Hz. Ömer:
– Evet ya Resûlallah! Dilleriyle şehadet ediyorlar, ama bunu yürekten, inanarak değil, kılıçtan korunmak için yapıyorlar. Aslında onların size amansız bir kinleri var, dedi.
Peygamberimiz Hz. Ömer'e şu karşılığı verdi:
– Ben La ilahe illallah Muhammedür-resûlüllah diyen kişileri öldürmekten kesinlikle men olundum. Madem ki onlar dışa karşı da olsa, şehadet kelimesini getiriyorlar, onlara dokunamayız.
Fakat ya Ömer, sen üzülme. İslam düşmanları bize bir daha Uhud'dakine benzer bir zarar eriştirmeye muvaffak olamayacaklardır.
Hz. Ömer'in, Allah Resûlünün bu müjdeli sözleri karşısında öfkesi yatıştı.