0
Çarşamba'nın geleceği Perşembeden bellidir derler. CHP Anayasa komisyonundan çekildi diye flaş haber vermek ancak Türk habercilik mantığında bir anlam ifade eder.
Acaba buna şaşıran olmuş mudur? Merak ediyorum.
Zaten daha önce de bu komisyon kurulmadı mı? Yine belli maddelerde herkes kendi gardını almadı mı?
Ve dört yıllık çalışma sonucunda "bu iş olmuyor kardeşim" diyerek adeta millet ile dalga geçilmedi mi?
Eee! Daha ne beklenti ile yeni yasama döneminde yeniden komisyon kuruluyor? Dostlar alışverişte görsün diye mi?
Ak Parti'de kabahat.
Durum zaten belli. MHP, HDP ve Ak Parti'nin şartını, Ak Parti CHP'nin şartını o onun öteki berikinin şartını kabul etmiyor.
Bu durumda iki şık kalıyor Anayasa değişikliği için. Ya bekleyeceksiniz bir gün darbe olsun askerler sivillere bir Anayasa yapsın
Ya da Ak Parti kendi taslağını ortaya koyacak ve referanduma götürmeye çalışacak.
Meclisten geçirebilmenin zeminini hazırlayacak.
Daha önceki yasama döneminde de resim bu kadar netti. Ama denenmedi.
Bu kadar güçlü halk desteği alan bir parti cunta Anayasasını değiştirme konusunda inisiyatif almayacaksa daha ne bekliyor?
***
Ha Gayret Ak Parti'yi Bölmenize Az Kaldı
Hepimiz biliyoruz bu ülkede Ak Parti bölünsün diye o kadar çok dua eden var ki?
Beddua da denilebilir tabi buna.
Üstelik kimilerinin de dua etmek akıllarına hiç gelmezken. Belki de ilk defa Ak Parti bölünsün diye dua ile tanıştı. Bu da bir "hizmet" sayılır tabi.
İkide bir Gül çıktı meydana.
Bu defa kesin pati kuruyor gibi kışkırtmalarla fitne tohumları ekmeye çalışanlar Abdullah Gül'ü ya saf sanıyorlar ya da deneyimsiz.
Bu yangın körükçülerine tavsiyem kendilerini yormasınlar.
Neden mi?
Bu kaçıncı kezdir hayal kırıklığına uğrattı Gül.
Her defasında "bu defa kesin" diyorsunuz ama Gül yapıcı ve sizin umduğunuzdan daha olgun bir siyasi tutum sergiliyor, görüyorsunuz. Artık susun bence.
Ha Ak Parti bölünmez mi? Bu imkansız mı?
Elbette değil. Bunun için iki şey olması lazım net bir biçimde.
Birincisi ekonomi kötü giderse, ikincisi demokrasi konusunda samimi olmadığına halk inanırsa.
Ama illaki demokrasi ve istikrar. Sanıldığı gibi ekonomi daha önce değil.
Bu ülkede halk daha fazla demokrasi ve huzur vaadine inandığı liderlere hep destek verdi.
Mustafa Kemal'e de, Menderes'e de, Özal'a da Erdoğan'a da aynı gerekçeyle destek verdi.
***
Özyönetim Çatışmalarından Çıkan Sonuç
Şunu net olarak söyleyebiliriz:
Halk HDP'ye oy veririm dedi ama çatışma istemiyorum dedi. Üstelik bunu HDP'ye destek verenler söylemiş oldu.
Hele şehir çatışmalarını hiç istemedi. Kaçtı. Evini terk etti bu çatışmaya dahil olmamak için.
Ötesi var mı? Yani yüzde 60-70 civarında oy veren halk silahlı çatışmaya destek vermem dedi. Net bir şekilde.
Kürtler aslında ne istediğini biliyor. Temel haklarımız saklıdır, diyor. Cumhuriyet rejiminin gasp ettiği hakları verilsin, diyor. İnsanlar ölmesin, diyor. Baraj mı aşmak istiyorsun. "buyur geç," diyor.
Ama bu destek sonsuz bir destek değil şartlı destektir, diyor.
Bölünme istemiyorum diyor, diyor da diyor. Anlamak istemeyen yine anlamaz.