0

Türkiye, yeni bir seçimin sathı mailine girmiş bulunuyor. 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerine kısa bir süre kala, siyasi partilerin koridorlarını aday adaylarının çabası ve heyecanlı bekleyişleri süslüyor. Bunun yanı sıra partiler, bir taraftan toplumsal teveccühü kendilerine çekebilecek adayları belirlemeye çalışıyor, bir taraftan da propaganda çalışmalarına devam ediyor. Siyaset, gün geçtikçe kızışıyor.

Lider Ne Yapmalı?

"Kansız savaş" olan siyaset, 2015 sonrasının Türkiye'sini inşa etmek için savaşım veriyor. Burada en ağır görev, güvenin, cesaretin, zekanın ve düzenin simgesi olan liderlere düşüyor. "Savaş Sanatı'nın yazarı, kadim stratejist Sun Tzu'nun ifadesiyle; "Akıllı savaşçı, birleşik enerjinin etkisine inanır; bireysel bazda savaşçılarından aşırı beklentide bulunmaz. Becerisini doğru adamları seçip, yan yana getirerek birleşik enerji üretip kullanmakta gösterir." Lidere düşen, doğru kişileri seçip moment gücünün iş yapmasını beklemektir. Unutmayalım ki; "Dikkatsiz bir atılım, bütün oyunu yitirtir."

Liderin etkisinin yanı sıra, milletvekili adaylık sürecini belirleyen değişik faktörlerin varlığı kuşku götürmez. Temayül yoklamaları, STK desteği, parti teşkilatlarının onayı gibi faktörler… Kısacası, her parti kendi doğru adayının, kendi savaşçısının peşinde…

Cemaatin Erdoğan Nefreti…

Ancak kimlerin kimlerle ittifak yapacağı, kimlerin hangi partiden aday gösterileceği önümüzdeki dönemin siyasal haritasını ve anlam dünyasını belirleyecek. Çünkü Kürt meselesi, Alevilik, yeni anayasa, başkanlık sistemi gibi ağır sorunlar yeni meclisi bekliyor. Bir de siyaseti ipotek altına almaya çalışan farklı vesayet odaklarının varlığı, seçimleri olağanüstü bir hal kazandırıyor.

Bu süreçte benim en çok merak ettiğim soru, kimin Gülen Cemaati ile ittifak yapmayı deneyeceği sorusu. Her dönem farklı aktörlerle ittifak eden Gülen grubu, bu seçimde kiminle ya da kimlerle ittifak yapacak? Anı sıra, Gülen Cemaati ve cemaatin yayın organları, özgül ağırlığını ve itibarını kaybetmesine rağmen, Erdoğan nefreti üzerinden savaşını sürdürmeye çalışıyor. Bakalım, kim Gülen Cemaati'ne güvenmeye cesaret edebilecek?

Gülen Grubu, Yalnızlaşacak…

Hüseyin Yayman'a göre, "Paralel Yapı'nın en büyük planı MHP ve BBP'yi birleştirmek"miş. Ancak Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün'ün MHP'den milletvekili adaylığı parti tarafından reddedildi. MHP'nin kapısı, Gülen Cemaati'ne kapalı gibi görünüyor. CHP ile de ittifak zor; çünkü Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'na verilen destek, CHP'li adayı Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyamadı; hatta aksine, partinin bölünmesine neden oldu.

Açıkça şunu da itiraf etmek gerek; Cemaat kontenjanından dolayı AK Parti'de bulunan İdris Bal veya Hakan Şükür gibi vekillerin iflah olmaz muhalife dönüşmeleri, cemaatin sahiciliğini yitirmesine neden oldu. Artık Gülen grubuna kontenjan ayırmak, ateşten gömlek giymeye benziyor. Korku aygıtına dönüşen, 17-25 Aralık darbe girişimiyle de iyice siyasallaşan Gülen Grubu, siyasallaştığı oranda etkisini ve gücünü kaybetmiştir. Cemaati, yalnız günler bekliyor. Cemaatin kaderi budur; yalnızlaşacak. Gizemini kaybeden muhalefete ve cemaatin ağa babalarına duyurulur.