0

Evet, Türkiye, kronik sorunları ile boğuşuyor. Kürt Meselesi, Alevilerin sorunları, demokratikleşme eksikliği, Gülen Cemaati'nin vesayeti gibi sorunlar siyasetin gündemini belirliyor. Sorunlar, toplumun dokusuna zarar veriyor. Çözümsüz geçen her gün, ülkenin entelektüel ve ekonomik sermayesini tüketiyor.

Peki, çözüm için neler yapılmalı? Hangi siyasal dil kullanılması? Siyaset, hangi partner ile ortaklaşa yol almalı? Elbette, politikanın elinde sihirli bir değnek yok. Devletin ve PKK'nın "üstün gayretleriyle" kangren hale gelen sorunlar, sosyolojinin ve siyasetin kanunları ile çözülmeye çalışılacak. Siyasetin ve barışın yeni partnerlere ihtiyacı var.

AK Partinin Başarısı…

Son dönemde, AK Parti hükümetinin yüksek performansıyla Kürt meselesinin çözümü noktasında ciddi mesafeler alındı. Bununla beraber, PKK ve silahlı mücadele de meşruiyetini yitirmeye başladı. Nedense, hükümetin Kürt meselesini demokrasi ve kardeşlik perspektifinde çözmek için ortaya koymuş olduğu stratejik adımlar, Cemaati rahatsız ediyor. "Şahin Cemaatçiler" bu durumdan oldukça rahatsız. Özellikle, yazılı ve sosyal medya, şahinlerin propaganda alanına dönüşmüş durumda…

Bugün Gazetesi yazarı Tarık Toros'un 'Çözüm sürecinin gizlenen yol haritası' başlıklı yazısı, Cemaatin şahinlerinin rahatsızlığını ele verir nitelikte. Toros'un yazısına göre, çözüm sürecinin parametreleri şunlar: "Anadilde Kürtçe, tam eğitim sistemine geçilecek." "Seçim barajı yüzde 5'e çekilecek." "Akil İnsanlar Heyeti yeniden canlandırılacak." "Anayasa yeniden yazılacak, etnisiteye dayalı ayrımcı ifadeler ayıklanacak." "Yerinden yönetime geçilecek Kürt belediyelerin gelirleri artırılacak." "Terörle Mücadele ve Ceza Kanunu değişecek." "Şiddete başvurmayan örgüt mensupları yargılanmayacak." "Türkiye içindeki PKK militanları silahsızlanacak." "Abdullah Öcalan'la müzakere heyetine Kandil ve Avrupa'daki Kürtler de katılacak." "Bağımsız uzmanlardan oluşacak gerçekleri araştırma komisyonu kurulacak." "Savaş geçmişindeki tüm suçlar, iki tarafı da içine alacak biçimde yargılanacak." "Denetim için sürece üçüncü bir devletin katılımı sağlanacak." "Nihayetinde Öcalan serbest kalacak, normal hayatına dönecek. Bunun için özel bir kanun çıkarılacak." Bunlar, aynı zamanda, Toros'un rahatsızlığının da kaynakları…

Cemaatin ikiyüzlülüğü

AK Parti hükümetine savaş açan Paralel Yapının baltalarını toprağa gömmeye hiç niyeti yok. Siyaseti ve toplumu kuşatmayı hedefleyen Pensilvanya, Kürt meselesinin çözülmemesi için galiba elinden geleni ardına koymayacak. Toros'un dağlarından efil efil esen yazı, bende şu yargıları ortaya çıkardı.

Diyalog gibi oldukça hümanist bir felsefe ile ülkenin misakı milli sınırları aşan Cemaat, içe kapanmaya başladı.

Cemaat, ülkenin sorunlarının çözülmesi için yapılması gereken müzakereye karşı.

Cemaat'e göre, ana dilde eğitim yapılamaz.

Seçim barajının düşmesi düşüncesi, cemaati rahatsız ediyor.

Cemaate göre; yeni, sivil, demokrat ve özgürlükçü bir anayasa yapılamaz, yapılmamalı…

Dışarıda oldukça diyaloga açık bir görünüm veren cemaat, içeride ise içe kapanmacı bir duruş sergiliyor.

Bu çıkarsama, bana, bir atasözümüzü hatırlattı: "Ele verir talkını, kendi yutar salkımı." Yıllarca barıştan söz edenler, savaşın borazanlığını yapmaya başladı. Hani, "sulh hayırdı, hayır sulhtay"dı. Hani, sizler barışın elçileriydiniz. Bu ikiyüzlülük değil de nedir? Ve midemiz, bu kadar ikiyüzlülüğü kaldırmıyor.