0
7 Haziran seçimleri bitmesine bitti de sanırım Kürtler, özellikle de muhafazakar Kürtler kimin değirmenine su taşıdığını birkaç yıl sonra daha iyi anlayacak. En önemlisi de almış olduğu kararı 'özgürce',yani kaderlerini kendileri tayin etti!!! Bu ne demek diyeceksiniz? Bu seçimin bir diğer kaybedeni de İmralı da tutuklu bulunan Abdullah Öcalan ve K.Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Barzani'dir. Herkesin malumu seçim öncesi İmralı'nın tavrı, HDP'nin seçimlere parti olarak girmesinden yana değildi. Lakin Demirtaş, Kandil ve dış çevrelerin baskısı, aynı zamanda belli bir kesim medyanın PR çalışmasıyla cilalı bir şekilde meydana çıktı. Bu bağlamda Öcalan'da bir meydan okundu. Aslında Öcalan, Demirtaş ve Kandil'in bir rol çalma peşinde olduğunu önceden görmüştü. Açıkçası Demirtaş "Ben %10 barajını geçemezsem istifa ederim'' sözüyle bu riski omuzladı. Nihayetinde seçim sonuçları, Demirtaş'a bu meydan okumayı meşru hale getirdi. Açıkçası Kürt toplumu, Öcalan yerine Demirtaş'ı lider olarak görür mü? Açıkçası ciddi şüphelerim var.
Seçimin bir diğer mağlubu da Barzani. Çünkü AK Parti hükümetleriyle kurduğu sıcak ilişki, her geçen gün artarak devam ediyordu. Musul Başkonsolosluğumuza baskın yapılmadan önce, Barzani'nin Bağımsızlık ilan etmek istediği herkesin malumuydu. Öyle ki Irak merkezi hükümetine kafa tutarken, arkasında Türkiye'nin olduğu biliniyordu. ABD Dışişleri Bakanı Kerry'in, Erbil'e kadar gelip Barzani'yi ikna etmesi bile bir işe yaramamıştı. Son olarak geçen ay Barzani, Beyaz Saray'da Obama'ya bu niyetini iletti. ABD'liler olumsuz tavır takınsa da Barzani'nin, Türkiye'deki seçim sonuçlarını beklediği Irak, Körfez ve ABD medyasında yer almıştı. 7 Haziran seçimlerinde AK Parti'nin tahmin edilemeyen yüksek oy kaybı, Barzani'ye nasıl bir pozisyon aldırır, bilemiyorum. Ancak, tarafların daha temkinli hareket edeceği ve psikolojik açıdan bir gerileme neden olacağı aşikar.
Sonuç olarak Demirtaş, Türk iç siyasetinde Öcalan, K.Irak'ta da Barzani'den bir rol çaldığı aşikar. Ancak, Öcalan ve Barzani buna ne kadar izin verir. Sanırım o kadar da kolay olmayacak. Bunun yanında AK Parti'den HDP'ye bir yöneliş sergileyen Muhafazakar Kürtler, Türkiye'de Öcalan'ı zor duruma soktuğu gibi, Erbil'de de Seküler grupların hedefinde olan Barzani'nin Türkiye ile ilişkilerinde tereddütlere neden olabilir. Zira ikili ilişkiler güven ve istikrar önemli bir motivasyon. "Ak Parti'nin kulağını çekelim'' derken, Türkiye'nin kulağını diğer bir ifadeyle stratejik menfaatlerini zora soktuklarını umarım, iş işten geçmeden anlarlar. "Bugün Güneydoğu'da yaşanan sorun "Kürt sorunu" olmanın ötesinde, başka bir projenin etki alanına girmiştir. Batı sistemi "yeni Ortadoğu siyasetiyle" birincisi, Türkiye'nin çözüm süreciyle başlattığı, demokratikleşme ve toplumsal barış projesini başarısızlığa uğratmayı; ikincisi Türkiye Kuzey Irak ilişkilerini dolayısıyla Irak'ın bütünüyle olan ilişkilerini hedefe koymuştur. Batı'nın içeride, medya-sermaye-mezhep-etnik siyaset peşinde koşanlarla kurduğu ittifakların bu bağlamda değerlendirilmesi gerekir.'' Açıklamasıyla Vedat Bilgin meseleyi güzelce özetliyor.
Seçim öncesi, çözüm süreci askıya alınmasa da süreç ilerletilmiyordu. Ancak, gerek seküler Türkler, gerekse Kürt toplumu HDP'den artık daha somut adımlar bekliyor. HDP oy verenler, % 13 oranında destek vererek, partiye ve örgüte artık siyaseti meşru sınırlar içinde yapmaya zorladı. HDP ve Demirtaş'ın omuzlarında ki yük, her zamankinden daha ağır olacak. Lakin Kürt tabanın sempatiyle baktığı iki isim, Öcalan ve Barzani'nin, Demirtaş'la ilişkisinde lider/önder rekabeti de yaşanması kaçınılmaz.
[email protected]
@HusamettinAslan