0

Şu sıralar popüler olan "Dümdük'' gibi bir girişle başlayalım,Doğu Türkistan'da esas mesele Ramazan, oruç tutma, namaz kılma v.s. olsaydı, emin olun duymazdık, ilgilenmezdi kimse, Japonya ve ABD'de ilgilenmezdi. Doğu Türkistan'da yaşanan baskı yıllardır var. Bugün başta sosyal medya ve basında yer alan resim ve görüntüler yeni bir şey değil.

Sondan başlayalım, Türkiye'de yaşananlar anti-Çin propagandasından başka bir şey değil. Nedir bu meseleler? Birincisi uzun zamandır ülkemizde askeri, dış politika ve siyasi meseleleri yakından takip edenlerin malumu üzere,Türk savunma sanayisinin gelişimi ve bağımsızlığı adına Çin'den alına(n)cak füzeler ve füze rampalarının Türkiye'de üretimi ve (ABD-NATO'nun muhalefetine rağmen) Çin ile yapılan anlaşma. İkincisi de, Çin'in Türkiye'de bankacılık sektörüne girmesi.

GSD Holding'de bulunan % 75,5'lik Tekstil bank hisseleri Çinli, Industrial and Commercial Bank of China Limited'e (ICBC) satıldı. (Yönetim kurulu üyelerinden biri de Hilmi Güler'dir.) Çinli ICBC 43 ülkede,17000 şubesi ve yüz binlerce personeli istihdam eden bir şirket. ICBC; varlık, kredi, müşteri sayısı, piyasa değeri açısından dünyada ilk sırada.

Çinli ICBC'nin Türkiye'ye gelişiyle diğer Çinli şirketlerin de ilgisi arttı. ICBC aynı zamanda Türkiye'de prestijli projelerinde finansörü olma niyetinde (3. Havaalanı, İstanbul Kanal Projesi, Savunma sanayi, altyapı …vs.)Bundan sonraki diğer adım ise, önce Çinli Bankanın Türkiye'de yoğun tanıtım çalışması ile sanayici ve esnafa yeni bir kaynak aktarımı ve Çinli şirketlere Türkiye'de finans desteği sağlamak. Türkiye açısından ise bir Türk bankası, Çin'den lisans alıp, Çin'de Bankacılık faaliyetine başlaması şeklinde olacak

Hatırlar mısınız? Türkiye'de 2008-2009 krizinde bazı bankalar halka vermiş oldukları kredileri geri çağırmış ve birçok esnaf, tüccar, şirket iflas etmiş ve ya zor durumda kalmıştı. Böylelikle tekel altına almak istedikleri ekonomiye yön vermek ve kulağını çekmeye çalıştıkları Ak Parti hükümetine ayar verme niyetindeydiler. Çinli bir aktörün Türkiye'de faaliyet göstermesi, malum mahfillerin 'tekerine çomak sokma' olarak değerlendirsek yanılmış olmayız.

Peki Uygur Türkleri ?? Doğu Türkistan, günümüzde de, öncesinde de başta 'demografik' politikalar yüzünden, en şiddetli baskıya maruz kalmaktadır. (1942'de Uygurlar nüfusun yaklaşık %80'ini oluştururken, bugün bu oran % 50'dir) Sadece baskı ve zulüm bununla sınırlı değil. Mecburi kürtaj ve zorunlu doğum kontrol yasaları, seyahat zorluğu, toplanma yasağı (gösteri filan değil 3-4 kişi bir araya gelip konuşamazsınız bile), fuhuşa teşvik, düşük ücretler de istihdam, cenaze hizmetlerinde çıkarılan zorluklar, aklınızın alamayacağı birçok yıldırma ve ayrımcılık uygulamaları söz konusu. Yıldırma politikası bugünde devam etmekte, halen binlerce kişi tutsak, evlere baskın, yargısız infazlar devam etmekte.

Ne yazık ki, klavye üzerinden insanlık dersi vermeye devam ediyoruz. Muhakkak önemli bir adım ama netice itibariyleetkisi yok. Zira Çin, bölgede Uygur Türklerini bir şekilde yerlerinden etmek istiyor. Doğu Türkistan bölgesi uranyum, petrol ve kömür gibi önemli yeraltı zenginliklerine sahip, kolay kolay vazgeçecek gibi de değil. Kadim rakibi ve düşmanı Japonya ve yeni stratejisini Güneydoğu Asya'da şekillendiren ABD'nin konuyu ele alış şekli Müslüman sevgisinden değil, ekonomik, siyasi, stratejik ve enerji menfaatlerinden ötürü mümkünse Çin'i köşeye sıkıştırmak ve Türkiye-Çin ilişkilerinde bir güven bunalımı veya kriz çıkarmaya yönelik.

Bir asırdır özgürlük mücadelesi veren Doğu Türkistan'da, Facebookve Twitter'da durmadandönen eski fotoğrafve videolar Türk/Müslüman katliamına yönelik değil. Türkiye-Çin ilişkilerinin tahribine yönelik bir dezenformasyondur. Bunun ilk ayağı Çin'de yapılan köpek festivalinden ötürü, Çin'e karşı yöneltilen nefret söylemleri (Ki, Mao döneminde ki büyük kıtlıktan beri, Çin'de kedi, köpek, böcek hatta bir dönem insan bile yedikleri söylenir.)katlanarak artıyor. Diğeri ise Doğu Türkistan'da yaşanan ve yaşanmaya devam hadiselerden ötürü Çin aleyhine yöneltilen haklı ama amacı farklı eleştiriler.

Yazımın başında da dediğimiz gibi'Doğu Türkistan'da esas mesele Ramazan, oruç tutma, namaz kılma v.s. olsaydı, emin olun duymazdık, ilgilenmezdi' kimse.

@HusamettinAslan
[email protected]