0
Şiirsel ve melankoli üslubum sanki kör ve kısır şimdi, unuttum sanki şiiri ve o narin sessizliğimi… Kelimelerime füzeler ve nükleer silahlar yüklemek istiyorum, o kadar kahpe ve sahtekar ki dünyalı, barutlar yüklemek istiyorum yüklemlerime… Birden elimde kılıç olsun istiyorum şu harfler, şu alfabe alçakları ve ikiyüzlüleri prangalara tıksın istiyorum… Bütün sözcüklerim isyan kadar alevli olsun; ama kutlu olan, o haklı olan, o adil olan isyanla ıslatmak istiyorum şu deliliğimi… Cehennem olsun istiyorum şu beyaz sayfa, mazlumların cennetini yıkanların dünyasıyla kabirlerine cehennem olsun istiyorum…
Bakar mısın şu namussuz Batı, demokrasi tanımını nasıl da dansözler gibi kıvırıyor, bakar mısın şu azaba, Bağdat'ta bomba patlatan Batılı ama Müslüman'ı suçluyor, İstanbul'da 20 milyon insanın içinde bombalar masumları yutuyor yine İstanbul'u suçluyorlar, Gazze'ye karanlığın tüm orduları saldırıyor lakin kınayan tek bir Batılı yok… Demokrasiyi dinçleştirmişler, ama FETÖ'yü savunurlar… Kınamazlar kınayamazlar, alçaklığı kınamak için adam olmak gerek, yürek taşımak gerek, iman taşımak gerek, Kur'an okumak ve Kur'an yaşamak gerek, şerefin ne mana taşıdığını bilmek gerek, namus nedir izzet nedir bilmek gerek, bilmeyen ne bilsin…
Kalubeladan beri tarihin kaydettiği en omurgalı kavimlerden olan Kürtleri ve Türkleri nasıl da birbirlerine düşürme gayretindeler, bakar mısınız şu hale, Hz. Ali efendimizin ismi zikredilince duygu patlaması yaşayan Alevi ve Sünnileri keskin bir nefretle nasıl pompalamışlar…
Çıldır ey Müslüman, yak kendini, parçalamalısın omuzlarını, kendini devirmelisin ey Müslüman kendini nakavt etmelisin, öyle bir çarpılmalısın ki sen ey Müslüman, ufalanan toz kadar bölünmelisin beyninde, ta İslam'ı Ebabil kuşlarının imanı kadar keşfedebilinceye kadar… Kalk ey Müslüman, kalk ey gönlü Muhammed Mustafa nakaratlı adam kalk, kalk ki zemin korksun senden, gök tanısın seni, deniz senin şerefinle raksa başlasın, kalk ey Müslüman ateşler korkutasın, rüzgar senin tevazün ve cüretinle küfrü ufalayıncaya kadar kalk…
Kalk ey Müslüman sen ırkların azabıyla ezilmişsin, kalk ki sen mal-makam şarabıyla sarhoşsun, kalk ki esvap ve mülkün sihriyle sendeliyorsun, kalk ey Müslüman seni tanısın evren, uzay boşluğu seninle coşsun, kalk ki seninle coşsun varlık, senin İslam'a ram oluşunu bilsin kainat, kalk ey Müslüman, nefsini cehenneme gömercesine, nedametinin ışığıyla zafer görünsün, pişmanlığının hüznüne Cennet müdavimleri şahit olsun diye, İslam şehitleri şerefle tanıtsın diye sizi herkese… Kalk ey Müslüman, sen ki Muhammed ahlaklısın, Ahmed nakaratlısın…
Kendi cehaletimle ilan ediyorum ki bu mısraları okuyan vebal altında kalsın diye, ey Müslüman eğer sen İslam'ın ahlakıyla çocuğunu tanıştırmadıysan, çocuğuna kendine nefsine aile efradına İslam'ın ahlak-iman-cihad-aşk-barış ve fedakarlık muvazzafiyetini her salise hatırlatmıyorsan, çocuğun ve sen her an Kur'an okumuyorsa, okuyup yaşamıyorsa, çocuğun düşmanın silahıyla silahlanma şuurunda değilse, ey Müslüman eğer sen en alelade bir iş bile yapıyorsan veyahut allamei cihan bile olsan, berber olsan, hakim olsan veyahut nükleer mühendis olsan eğer adaletin ışığıyla yanmıyorsan, adaletin yangınında yanıp yine adaletin nüvesinde dirilme zaferinde değilsen ve sen Müslüman aşkın ve ahlakın meşalesini yakmıyorsan hanende, işinde, şehrinde, ülkende, o halde sorarım kimsin sen, kimsin sen be, kimi kandırıyorsun, kimle kanıyorsun… Eğer sen hem kendine Müslüman diyorsan ve hem de karanlığı un ufalayan Muhammed Mustafa senin yaşamının her cenahında yoksa sorarım sana kimsin sen be…
Bu sözlerim evvela bana, sonra her kim kendini İslam'a tabi biliyorsa onadır, onadır, bandır, sanadır…
Söyleyecek ne çok söz var, halimiz henüz paramparça iken, ah…
Unutmamalı ki bizim silahımız ümit ve ''oku'' dur… !!!