0
Türkiye, dinsel kökenlere sahip olan FETÖ mensuplarının taşeronluğunu yaptığı bir darbe görünümlü işgal girişimine sahne oldu. Ancak son dönmede farklı bir gerçeklik ile karşı karşıyayız. FETÖ'nün bu dinsel niteliği üzerinden Kemalizm kendini meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Tüm tarikat ve cemaatlerin kötülenmesinin veya tu kaka yapılmasının ardında biraz da bu strateji yatmaktadır.
Bu ülkede din ile Kemalizm'in ile arası oldukça kötü olmuştur. Türkiye'nin Tek Partili yıllarında tarikat ve cemaatler yasaklanmış ve yer altına inmek zorunda kalmıştır. FETÖ üzerinden Kemalizm'in kendini temize çıkarma kurnazlığı yapması, yeni FETÖ'lerin doğmasına neden olur.
Öncelikle yapılması gereken, tarikat ve cemaatlerin sosyolojisini anlamak olmalıdır. Bu sosyolojik gerçeği anlamaktan öte şeytanlaştırmayı, ötekileştirmeyi tercih etmek de olmamalıdır. Peki, Kemalizm nedir ve din ile arası neden kötüdür?
Cumhuriyetin din politikalarını belirleyen ilkenin ideolojik kaynağı Kemalizm'dir. Dönemsel olarak farklılaşan Kemalizm, CHP'ye de ruhunu veren temel değerdir.
Cumhuriyet Halk Fırkası'nın Üçüncü Büyük Kongresi'nde Kütahya Delegesi Alaeddin Bey Kemalizm'i ve inkılabın Amentüsü'nü şöyle anlatır: "İki gün evvel yaratılan, inkılabın (Amentü)sü olan programı kabul ettik. Hakikaten Türk inkılabına yaraşacak kadar vecizdir. Ve bir fırka programında aranılması icap eden esaslar bu programda nazarı dikkate alınmıştır. Malûmu alinizdir ki bir fırka programında aranılacak şey o programın hayatı hakikiyeye mutabık olması ve politik nokta-i nazarından yine programın esasları tarafından müdafaa edilebilmesi hassasıdır. Bundan başka programımız şimdiye kadar yazılı olmayan Türk inkılabının ideolojisini ifade eder mahiyettedir. Bilhassa Cumhuriyet Halk Fırkası ana hatları kısmında, Fırka inkılap için yapılan hareketleri müdafaa etmeği bir prensip addeder deniliyor... Fırkamız her şeyde evvel inkılapçı inkılabın doğurduğu ideolojiyi, mefkûreyi memlekette tatbik etmeğe azmetmiş bir fırkadır. Bu ideolojiyi memlekette tatbik etmek gibi mühim bir vazifeyi deruhte etmiştir."
Bu bağlam çerçevesinde, 1930'lu yıllarda Kemalist ideoloji oldukça otoriterleşmeye başlamıştır. Homojen bir toplum yaratmaya kaygısının iyice yükseldiği bu süreçte, kamusal alan her türlü dini sembolden arındırılmaya çalışılmıştır. Bir taraftan farklı aydınlar üzerinden Kemalizm kuramsallaştırılmaya çalışılırken bir taraftan da din gözetim altına alınmaya çalışılmıştır.
Bu durum şöyle açıklanabilir; 1930'lu yılların Avrupa'sının otoriter ideolojilerinden etkilenen Kemalistler, modernizasyonu sadece Batılılaşma olarak algılamıştır. Pratikte ise Kemalizm; sınıfsız, milli ve kamusal alandaki her türlü dini işaret ya da pratikten temizlenmiş laik ve homojen bir toplum yaratmayı amaçlamıştır. Bu sebeple Kemalist bir devlet kurma sürecinde ulus ve devleti tek ve aynı gördüğünden dolayı, İslam'ı bu anlayışın dışında bırakmıştır.
Anlayana…