0
Ortadoğu, Birinci Dünya Savaşı'ndan günümüze kadar tüm bölgeyi cehenneme çeviren gelişmeler bölge dışı ülkelerin etkisine hiç bu kadar maruz kalmamıştı. Genelde bölgeyi ABD, İngiltere ve Rusya gibi bölge dışı, İran, Türkiye, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölge aktörleri üzerinden okumaktayız. Bölgede söz hakkını hala elinde bulunduran ülkelerden biri de sessiz sedasız bir politika yürüten Fransa'dır.
İncirlik üssünün ABD'nin kullanımına açılmasından sonra ABD ve Türk medyasında çıkan haberlere göre bölgenin yeniden dizaynın yapıldığı yönünde. Özellikle Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın ABD ziyaretinin önemine vurgu yapılırken, İngiliz medyası Fırat'ın Batı'sını içine alan Halep'e olan kesimin Türkiye'ye verileceği yönünde haberler yayınladı.
Öncelikle dengeleri bir kenara net koyalım. Fransa, Ortadoğu'nun şekillenmesinde ABD, İngiltere tarafından masada olması istenmiyor. Fransa ise Osmanlı'dan bin bir zorlukla kopardığı başta Suriye ve Lübnan'daki kazanımlarını kaybetmek istemiyor. Fransa ekonomisi şuanda bir resesyonda. Haliyle güçlü bir Fransa havası vermiyor. Uzun zamandır İran'ın Avrupa'daki tek müttefiki diyebileceğimiz ülke Fransa. Nükleer müzakerelerden sonra İran, şimdiden Batılı ülkelerin akın akına uğramış durumda. Haliyle Fransa, İran'da ekonomik bir kayıp yaşaması muhtemel. Fransa, Ortadoğu'daki kayıpları Lübnan, Mısır, Suud ve Körfez'e silah satarak kapatmak istiyor.
Gelelim Suriye'ye, Fransa Esed'i destekliyor. Son ana kadarda destekleyecek. DEAŞ'ın varlığından rahatsız olan Fransızlar, Türkiye'nin tampon bölge fikrini bile desteklemekte. Öyle ki Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, 'IŞİD'e karşı yürütülen operasyonlardan dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı arayarak' teşekkür etti. Anlayacağız tipik Fransız dış politika refleksi… Ancak, Suriye Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eş Başkanlığı ABD ve Fransa'dan, 'Türkiye'nin Rojava ve Suriye'nin belli bir bölümüne yönelik muhtemel müdahalesine izin verilmemesi'' yönünde açıklamada bulundu. Yani seküler Kürt grupların açıkça sırtlarını hangi ülkelere dayadığı gösterirken, Fransızlar yaklaşık bir yıldır Türkiye'yi Kara operasyonu dahil, Türkiye'nin Suriye'ye müdahil olmasını istemektedir!
Fransa'nın Kuzey Suriye stratejisi Türkiye'nin reflekslerine ve stratejisine göre şekilleneceğe benziyor. Zira ABD, İsrail ve İngilizler fazla ortak istemiyor. Fransa, Türkiye ile benzer söylemler üretirken nihai hedefler noktasında ayrı düşünmektedirler. En azından Türkiye'nin hedefleri farklı. PKK'nın Suriye kolu olan PYD, Kuzey Suriye'de bir koridor ele geçirirken, ABD'nin de en önemli partneri oldu. Fransızlar, Amerikalılara rağmen Kürtleri yörüngesine alır mı? ABD-Türkiye yakınlaşması söz konusuyken biraz zor.
Prof. Dr Beril Dedeloğlu Hocam ilginç bir detay kaleme aldı.''Türkiye'nin Suriye'ye askeri müdahalesi, ancak bir koalisyonla olur; yani uluslararası meşruiyetini ancak böyle sağlayabilir. IŞİD, bu konuda da ısrarla bir adres gösteriyor. Suriye dışında nerede eylem yapıyor diye baktığımızda, karşımıza Fransa dışında başka ülke çıkmıyor Fransa'da çok sayıda IŞİD eylemi oldu, o da yetmedi Fransa'nın "gözdelerinden" biri olan Tunus'ta da oldu.
Yap-bozu tekrar edelim. IŞİD Türkiye'yi zorda bırakıyor, Fransa'yı tehdit ediyor. Kürtler konusunda bu iki ülkeyi farklı biçimlerde de olsa tercihe zorluyor; bir yandan da Suriye'nin bölüneceği gerçeğini teyit ediyor. IŞİD neden aynı zamanda hem Türkiye hem de Fransa'yı zor durumda bırakıp başka devletlerde eylem yapmıyor diye sorulduğunda ise karşımıza tek yanıt çıkıyor. Sadece Fransa ve Türkiye Esad karşısında açık pozisyon almışlardı.
Sonuç olarak IŞİD Türkiye ve Fransa'yı ortak bir müdahaleye zorluyor. Muhtemelen Suriye'de sağı solu bombalayan bir ABD olduğuna göre bu tür bir koalisyonun NATO şemsiyesinde olma olasılığı yüksek''
'Ancak "Batılı" güçler IŞİD karşısında bile Esad'ı desteklemediler. Bunun üzerine IŞİD, Suriye'nin bölünmesine yol açacak bir eylem planını devreye soktu; bu bölünmeyi tetikleyecek en önemli hedef olarak da Suriye Kürtlerini seçti.'
Nihayetinde Fransızların Kuzey Suriye stratejisi bölge aktörlerine şekilleniyor. Bölge dışı aktörlerin güvesiz bir ortak gördüğü Fransa, DEAŞ üzerinden bölgenin yeniden şekilleneceği ortadayken, masada söz sahibi olmak için önümüzdeki günlerde daha agresif bir politika muhtemel gözükmektedir.