0

İsrail kurulurken ve kurulduktan sonra, işgal ettiği topraklara Latin Amerika, Rusya, Avrupa (Sefaradler) ve Afrika… gibi dünyanın birçok yerinden milyonlarca Yahudi, kafileler halinde İsrail'e getirildi. Bunlardan yüz binlercesi de Etiyopyalı siyahi Yahudilerdi. (Yani Falaşalar veya Beta İsrael) Bir bölümü 1970'li yıllarda İsrail'in göç politikalarının teşviğiyle sonrasında da, 1985 ve 1991 yıllarında 'Musa' ve 'Süleyman' adı verilen operasyonla, iki kafile halinde Etiyopya'dan, İsrail'e getirilmişti.

Afrikalı olması münasebetiyle Etiyopyalı Yahudiler, makus talihini İsrail'de de yenemedi.Kutsal Yahudi! kanından olması rağmen, Siyah ırka mensup olmasından ötürü ayrımcılığa uğramasını engelleyemedi. Öyle ki beyaz Yahudilerin askerlik görevini geri hizmette yapıp, ön sıralarda İsrail için canavarca savaşması bile, siyah ırka olan negatif tutumu, İsrail'de değiştir(e)medi. Falaşalar, İsrail'de küçük gettolarda yaşarlar, eğitim düzeyleri çok düşük. Öyle ki İsrail cezaevlerinde kalanların % 30'a yakını Falaşalardandır. Beyaz İsrailli askerlere göre daha acımasızdır. Önce 2006'da Hizbullah'a karşı, sonra da Ramazan aylarında geleneksel! olarak, Hamas ve Filistinlilere karşı savaştılar. Bu bağlamda İsrail'in gündelik hayatında Siyahi Yahudiler, Müslüman Araplarla birlikte ülkenin en zor şartlarında çalışan iki etnik grubundan birisi, hatta en kötüsüdür. Yahudi olmasına rağmen, Siyah ırka mensup olmalarından ötürü, Yahudi-Müslüman veya Arap Yahudi-Arap olmayan Yahudi çekişmesine rağmen, toplumun en alt tabakasında olmasına engel değildir. İsrail, bir şekilde Falaşaların toplumsal entegrasyonu sağlama(ma)ya çalışıyordu. Ancak, gündeme "Etiyopya asıllı bir İsrail Askerinin, polis tarafından dövülmesiyle'' geldiler. Daha öncede İsrail tarihinde benzer iki ayaklanma daha olmuştu. Lakin İsrail'in iç siyasetinin mevcut konjonktürel şartlarına bakıldığında daha önceki isyanlar gibi bu olayı geçiştirebilecek durumda değil.

İsrail Meclis Başkanı Yuli Edelstein, "Falaşaların gösterilerinindevam etmesi halinde ülkenin iç savaşın eşiğine gelebileceğini'' ifade etti. Çünkü İsrail, kurulduğu günden beri Sağ-Sol ve Müslüman-Yahudi eksenli birçok toplumsal olay meydana gelmişse de Kudüs ve Tel Aviv'de Yahudiler arasında alışık olmadıkları bir sosyal olayla karşı karşıya. Gerçi derin İsrail, böyle bir duruma müsade etmez. Ama, Netanyahu Hükümeti'nin sosyo-ekonomik ve dış politika konularındaki başarısızlığından ötürü her türlü sonuç mümkün.

Falaşaların isyanı, uluslararası ajanlarda neredeyse hiç yer almadı. Türkiye'de ise Muhafazakar medyada tebessümle karşılanırken, seküler kesimde de küçük puntolarla geçiştirilmeye çalışıldı. Bir kere şunu belirtelim. Buradan, MOSSAD gibi unsur söz konusuyken, İç savaş filan çıkmaz! Etiyopyalı Siyahi Yahudilerin isyanını, bir birikim patlaması olarak okumalıyız. Bundan sonrası İsrail'in kendi iç politikalarıyla alakalı. Kanaatimce Falaşalardan ötürü toplumsal olaylar marifetiyle Netanyahu hükümetine dış ve iç politika da ayar veriliyor. Yazıyı kaleme aldığım saatlerde Netanyahu hükümetinin aşırı sağcı Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman istifa etmiş ve Netanyahu'nun, hükümeti kurma görevi son saatlerine yaklaşmaktaydı. Gerçi Netanyahu'nun seçilmesini 'kaosa' sebep olacağını daha önceki yazımda yazmıştım ama http://www.milatgazetesi.com/Israil-KAOSU-Secti/67741bu kadar hızlı dönüşüm yaşanacağını tahmin etmemiştim

Bir öngörü olarak, bölgesel gelişmeler de sanki Falaşalar üzerinden bölge ve bölge dışı güçlerin birbirlerine mesajı gibi algılanmakta. Nedir bunlar? Öncelikle İsrail, bir süredir. Filistin'in tanınması yüzünden İngiltere ile arasında soğuk rüzgarlar esiyordu. Yemen üzerinden ABD-İngiltere arasında yaşanan sürtüşme, İsrail'in duruşunu daha da önem kazandırdı. İngilizler, İsrail'in Rum Kesimi ile Doğu Akdeniz'de petrol aramasından/paylaşımından rahatsız. Mısır'ı da yanına alan İsrail, bu gelişmelere paralel, Mısır-Etiyopya arasında yaşanan su krizi, İsrail arabuluculuğunda tatlıya bağlandı. Bu problem çözülürken, dikkat çekici bir zamanlamayla Falaşalar, Irkçılığa maruz kaldıkları için toplumsal hadiseler baş gösterdi. Sanki Falaşalar, 1970'lerde beri hiç ayrımcılığa maruz kalmamış gibi… Açıkçası yanıtı veremediğim birçok soru var. Karar alıcı olmadığımız için, bu soruların cevabını zamana bırakarak, gelişe(n)cek olaylarla değerlendirmek daha doğru olacaktır.

@HusamettinAslan

[email protected]