0
Seçimlerden önceki son yazımın başlığı, koalisyona hayır idi. Yazımda yakın siyasi tarihimizden koalisyon örnekleri vererek koalisyonun ne menem bir şey olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Yazının omurgası, konjonktürel olarak demokrasinin supabı olarak değerlendirilen koalisyonun, de facto siyasetin kendi içinde var olan güç tarafından zehirlenmesi anlamına geldiğiydi.
Ayrıca "Birbiri ile ideolojik bağı bulunmayan partilerin aynı anda ve beraber ülkeyi yönetmeye talip olmaları veya koalisyon hükümeti kurmak için ellerini ovuşturmaları, düpedüz siyasi omurgasızlık" demiş ve şu soruları sormuştum; "HDP ile MHP'nin içinde olduğu bir tabloyu hiç düşündünüz mü? Veya CHP ile MHP'nin koalisyonunu… Sizce, böylesi bir koalisyon hükümeti kaç gün devam eder? Bu tablonun ülke insanına faydası dokunur mu?" Ayrıca siyasetin yeni senaryolara da hazır olması gerektiğini belirtmiştim.
Nihayet, seçim yapıldı ve şimdi koalisyonu konuşuyoruz. Seçim döneminde millete verilen sözlere bakacak olursak, koalisyonun oluşma ihtimali oldukça düşük. Koalisyonh hükümetinin başarılı olup olmayacağını konuşmuyorum bile.
AK Parti, Toplumun Omurgası; Ancak…
Her şeyden öte şunu vurgulamalıyız; şüphesiz, toplumun ve siyasetin ana omurgasını hala AK Parti oluşturuyor. Onun ortaya koyacağı irade ve performans, yeni sürecin güzergahını belirleyecek. Peki, AK Parti ne yapmalı?
Öncelikle, AK Parti, koalisyon hükümeti kurmamalı; herhangi bir koalisyonun içinde yer almamalı. Önümüzdeki süreci, toparlanma süreci olarak belirlemeli ve hataları ile yüzleşmelidir. Bu aynı zamanda seçimde ortaya çıkan normalleşme iradesinin, siyasete yansıması gibi olacaktır. Eğer AK Parti, milletin mesajını doğru okuyamazsa, bu seçim sonun başlangıcıdır. AK Parti'nin hala bir şansı var; süreç, kontrol altına alınabilir; ancak, koalisyon hükümeti kurmayı düşünmemek, toparlanmak ve sağlıklı analizler yapmak kaydıyla. Bir de AK Parti, hangi parti ile koalisyon yapabilir veya yapmalı? HDP'nin ve MHP'nin AK Parti'ye kapısını kapattığını biliyoruz. En iyi ihtimal gibi gözüken AK Parti-MHP koalisyonu, açıkça söyleyeyim, sonun başlangıcının göstergesidir. Çünkü Doğu ve Güneydoğu'da ciddi düzeyde oy kaybeden ve itibar kaybı yaşayan AK Parti, muhafazakar-dindar Kürtleri tamamen kaybedebilir. Böylesi bir koalisyon, AK Parti'nin kendisini de inkar etmesi anlamına gelir. Yıllarca "Çözüm Süreci" diyerek milletin karşısına çık, ardından da sürece tamamen karşı olan bir parti ile koalisyon yap. Siyaseten kabul edilse bile ahlaken bu kabul edilemez.
Bir de, Ben, seçmenin AK Parti'ye koalisyon hükümeti kur tarzında bir mesajının olduğunu düşünmüyorum. Bir kısım yazarlar tarafından ısrarla vurgulanan AK Parti'li bir koalisyon, nicel çoğunluk ile nitel ağırlık arasında doğrudan bir bağı esas alıyor. Ancak demokrasi, salt çoğunluğa dayanan bir rejim değildir. Mesele, sadece hükümet kurmak olmamalıdır; mesele; ortaya konulan siyasi ve ekonomik hedeflerin tutturulmasıdır. Koalisyon ile hedefler, sadece ve sadece ıskalanır. AK Parti, bu dönemde, karar sürecinde etkin rol üstlenmemelidir. Ancak AK Parti, uzlaşmaz bir siyasetin de parçası olmamalı; böyle bir görüntü vermekten kaçınmalıdır.
Buradan, ayrıca, koltuk sevdalısı gibi görüntü veren AK Parti milletvekillerine sesleniyorum; koltuk sevdalısı olmayın. Büyük hamleler için geri çekilmeyi bilin.
Koalisyon Hükümetini, CHP-MHP-HDP kurmalı…
Peki, AK Parti-CHP Koalisyonu başarılı olur mu? Tarih şahittir ki, bu ülke de, ne CHP-MSP koalisyonu başarılı oldu, ne de CHP-Adalet Partisi koalisyonu… Koalisyon, sadece, iktidarda olan partileri zayıflatan, muhalefeti güçlendiren bir süreç olmuştur.
İkinci olarak, 63. Hükümeti, CHP-MHP-HDP kurmalıdır. Böylesi bir tablo, hem siyaseti normalleştirir hem de kutuplaşma süreci sona erer. Gerekirse AK Parti, bu koalisyona dışarıdan güvenoyu bile vermelidir. Böylece hem toplum hükümetsiz kalmamış olur, hem de siyasi rehabilitasyon sağlanır.