Sevgili okur, dünkü yazıda, Toprakla bağımızın koparılmasından dolayı yaşayacağımız gıda sıkıntısını yazdım. Tabi bu sıkıntıyı tetikleyecek olanda petrolün varil fiyatının artmasıdır.
Malum son günlerde, petrolün varil fiyatının artması nedeniyle, gıda krizi çokça dillendirilir oldu. Gönül böyle bir sorun yaşansın istemez... Ama ortada da bir realite var.
Efendim şu anda biz var ya... Gıda konusunda aynen tahkimatları alınmış bir bina gibiyiz. Dolayısıyla, en ufak bir rüzgarda yıkılacak durumdayız...
Bu yüzden, kimse konuşulanları yabana atmasın... Hani alınabilecek bir tedbir varsa, hiç vakit geçmeden alsın... Gerçi biz gıda meselesinde, köprüden önceki son çıkışı geçeli epey oldu.
Biliyor musun? Bizi gıda meselesinde güçlü kılan şeylerden biri: Toprakla olan bağımızsa... Bir diğeri de: Köy Hayatıydı.
Gerçekten bu iki etken bizi gıda meselesinde olağanüstü güçlü kılıyordu. Aynı zamanda da, torbaları doldurup doldurup taşırıyordu.
Bu konuda sadece şu kadarını söyleyeyim: Ülke nüfusunun önemli bir kısmının köylerde yaşadığı sıralarda, gıda krizinden söz edilemezdi mesela...
Çünkü o günlerde, birçok kişi az veya çok kendi yiyeceğini köylerde ekip biçerdi. Ha şehirde yaşayanların büyük bir bölümünün de öyle ya da böyle köyle bağlantısı olurdu.
Maalesef günümüzde köyleri çok ihmal ettik. O ihmalin bedeli: Evlerin geçmişteki gibi bolluk bereket içinde yüzmemesidir.
Galiba bir diğer bedeli de, önümüzdeki günlerde yaşanılması tahmin edilen gıda kriziyle karşımıza çıkacak... İnsan böyle bereketli topraklar üzerinde yaşarken bu bedellerin ödenmesine çok üzülüyor.
Yoksa Köy Hayatının bedduası mı tutuyor? Ne dersin?