0
Yeni dünya düzeni, terörizme yeni bir kimlik kazandırdı. Egemenler; zamanımızda doğrudan savaş yapmanın risklerini, terörizmle minimize etme peşinde. Zira terör örgütlerinin, bazı istihbarat teşkilatlarının elinde oyuncak olması, başka türlü izah edilemez. Mesela DAEŞ'in İsrail'e tek kurşun atmaması veya sözde anti emperyalist PKK/PYD'min emperyalistlerle iş birliği, fazla söze hacet bırakmayan cinsten.
Buradan terörizmi var eden aklın, "emperyal menfaatten" öte bir şey olmadığı sonucu çıkıyor. Terör örgütlerinin, "küresel suç şirketi" hüviyetine dönüşmesi de, kesinlikle bunun bir yansıması denebilir. Yani "Amaca giden her yolu mubah görenlerin, işlevsel bir enstrümanı" şeklinde… Ya birilerine mesaj verme, ya politikalarını kabul ettirme, ya da cezalandırma konseptiyle kiralandıkları ise aşikar.
Bu yönüyle düşünüldüğünde; açık hesap çalışan örgütlerin, dünyanın değişik yerlerinde kök salması, amacına binaen FRANCHİSİNG izlenimi veriyor. Öyle ki; bir gün "Kuşak Yol Projesine" dahil olmak isteyen İngiltere'de, bir gün mezhep savaşı tezini kaşıyacakları Suud'da, bir gün de Filipinler, Avrupa ve Afrika'da terörle karşılaşabiliyoruz. Tabi Devletimizin DAEŞ, PKK, PYD/YPG ve türevleri üzerinden tehdit edilmesini de unutmamak gerekir…
Uzun lafın kısası; "terör şirketlerine", üst akıl adına yarın başka bir ihale verilme olasılığı, çözümün önündeki en büyük engel gibi duruyor. Çünkü sergiledikleri ikircikli tavır, kanlı örgütleri henüz gözden çıkarmadıklarının resmidir. İşte "benim teröristim, senin teröristin" tartışmalarının çıkış noktası da, tam anlamıyla burası. Kaldı ki terörizmin ne düğü ortadayken, hala ortak bir terör tanımında buluşulamaması şüphe verici bir hadise…
O cihetle bugüne dek sessizliğini koruyan NATO'nun, aniden ABD-PYD koalisyonuna destek çıkması, bu perspektifte değerlendirilebilir. Takrir edersiniz ki bu yolla; terör örgütü PYD/YPG'yi, Türkiye'ye karşı meşrulaştırmaları ihtimal dahilinde. Ve ileride bunu izleyecek bir dizi komplo teorisi…
***
Anlayacağınız FETÖ, PKK/PYD ve diğerlerinin onca cürmüne rağmen birileri tarafından korunması, görevlerini tamamlamadıklarından iler geliyor. Hatta DAEŞ'i de buna katabiliriz. Zira PKK/PYD ile anlaşma yaparak, Rakka'dan çıkmalarına izin verilmesi oldukça manidar. Bu sefer de akıllara; Rakka'dan kaçırdıkları DAEŞ'in acaba yeni hedefinin neresi olacağı sorusu takılıyor. Yada DAEŞ ayağına silaha boğulan PKK/PYD'nin, bundan sonra silahları kime karşı kullanacağı…? FETÖ'yü ise zaten söylemeye gerek yok…
Kabul edelim ki karşımızda öyle melanet bir virüs var ki (terör), NAMIYLA bile iş bitirilebiliyor artık. Egemenlerin kılıfına uydurularak, "teröre destek veren" diye ağızlarına doladıkları şey bunun en bariz örneği. Yani dize getiremedikleri ülkelere kara propaganda ile boyun eğdirmek, terörde yeni trend halini aldı. Tıpkı son Katar hadisesinde olduğu gibi.
Bu minvalde bir projeksiyon yaparsak, ABD'nin İran için kurduğu koalisyona, Katar'ı dahil etmek istemesi, bu kurgunun sadece görünen yüzünü ifade ediyor. Yoksa bu olayın; Türkiye kadar, İngiltere'ye karşı da bir mesaj içerdiği ortada. Kuşak Yol ile Çin'e yaklaşılmaması, diğer bir değişle eksen kaymasına uğranmaması açısından. Böylece birilerinin iflası anlamına gelen Kuşak yol projesinin, başlamadan darbe alması işten bile olmayacak akıllarınca.
Stratejik ortağımız Katar'da çıkacak bir krizin, Türkiye'yi de etkilemesi ise bir taşla hedeflenen ikinci kuşu yansıtıyor. Bu doğrultuda terörle, darbeyle ve türlü enstrümanlarla başaramadıklarını, ekonomimize kast ederek denedikleri düşünülebilir. Tabiri caizse bunu; kuracakları PYD devletine, sessiz kalmamız bağlamında okumak mümkün.
Hülasa; kimse kimseyi kandırmasın! Terörü kimlerin var ettiği, artık yediden yetmişe herkesin malumu. Bu güruhu Hz.Peygamberin yollarına dikenler döken Ebu Leheb'in sadık torunları şeklinde özetlemek mümkün. Tabi bu kirli zihniyetin üstünde, emir aldığı ve Daru'n-Nedve tarzı çalışan bir kurulda da söz konusu… Biz bu teşbihe kısaca üst akıl diyoruz.
Vesselam…