0
Türk siyaseti, bir kez daha siyaset mühendisliği ile karşı karşıya... Siyaset mühendisliği, en yüksek beşeri faaliyet olan siyasetin doğasına zıt olup politikayı dışlayan bir eylemdir. Halkın iradesini hiçe sayan, halkı öteleyen, halka rağmen toplumun kaderine hükmetmeye çalışan siyaset seçkinlerinin bitimsiz enerjilerinin ürünüdür. Siyaseti vesayet altında tutmaya yarayan mühendisliğin araçları; kasetler, tapeler ve cinsel içerikli görüntülerdir.
Son dönemde yaşananları kısaca bir hatırlayalım; öncelikle CHP'nin bir önceki genel başkanı Deniz Baykal, bir kaset skandalı ile istifa ettirildi ve kısa sürede eskiyen Yeni CHP'nin koltuğuna Kemal Kılıçdaroğlu oturdu. Ardından pornografik içerikli görüntülerle, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin yardımcılarının da içinde olduğu on kişilik bir kadro tasfiye edildi. Bunlar arasında Bülent Didinmez, Recai Yıldırım, Metin Çobanoğlu, Osman Çakır, Mehmet Ekici, Deniz Bölükbaşı, Ümit Şafak gibi partinin A takımında olan isimler vardı.
Yeni Bir Siyasal Dizayn ile Karşı Karşıyayız…
Siyasal mühendislik olayı muhalefet partileriyle de sınırlı kalmadı. AK Parti hareketinin lideri Tayyip Erdoğan'a da benzeri bir hamle yapıldı; tapelerle, montajlanmış ses ve görüntü kayıtlarıyla, büyük/küçük turplarla Erdoğan etkisizleştirilmeye ve tasfiye edilmeye çalışıldı. Ancak Erdoğan'ın ustaca hamleleri ve milletin basireti dizayna karşı koydu. Mühendislik yoluyla siyaseti terbiye ve ıslah etme sürecinden dini liderler ve spor camiasının mümtaz şahsiyetleri nasibini aldı; Onlar da pornografik görüntülerle, telefon kayıtlarıyla itibarsızlaştırılmaya ve değersizleştirilmeye çalışıldı. Tüm bu olanlar, siyaset mühendisliğinin izdüşümleri olmanın yanı sıra, milletin tercihlerine karşı yapılan derin operasyonların göstergeleri...
Son dönemde Devlet Bahçeli'nin başında olduğu Milliyetçi Hareket Partisi(MHP), yeni bir "siyasi mühendislik harikası" ile karşı karşıya. Mahkeme tarafından partiye kayyum atanması, kongre kararının alınması, alınan kararın bir başka mahkeme tarafından iptal edilmesi; Türk siyasal hayatında özgül ağırlığı oldukça yüksek olan bu partide yeni bir oyunun devrede olduğunu göstermesi bakımından oldukça manidar. İflah olmaz AK Parti karşılarının CHP ve HDP projelerinin tutmaması, CHP ve HDP'ye nispetle MHP'nin özgül ağırlığının yüksek ve politik hinterlandının geniş olması, projeksiyonların MHP'ye dönmesine neden olmuştur. Burada sorulması gereken, küresel veya yerel siyaset yapıcılarının nasıl bir MHP inşa etmeye çalıştıkları sorusudur. Buna ilaveten, siyaset mühendislerinin neden Devlet Bahçeli'den memnun olmadığı sorusu da ufuk açıcı olabilir.
Bahçeli'nin Devlete Bakan Yüzü…
Öncelikle, Alparslan Türkeş'ten sonra partinin başına geçen Devlet Bahçeli kendi döneminde MHP'nin siyasallığını yeniden inşa etmiş ve pozitif bir siyaset dilinin egemen olduğu bir politika izlemiştir. Komünizm ile mücadele motivasyonundan beslenen ve sık sık şiddete kayan milliyetçi hareket ve ülkücü camia, Bahçeli ile beraber şiddet ile arasına mesafe koymayı başarmıştır. "Silah kullanan değil, bilgisayar kullanan ülkücü istiyorum" söylemiyle bir taraftan geleneksel MHP'nin genetik kodlarını dönüştürmeye çalışan Bahçeli; aynı zamanda, başörtüsü yasağının aşılmasında ve Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesinde ve Gezi sürecinde oldukça yapıcı bir siyaset izlemiştir. Özellikle Çözüm Sürecinde ülkücü camianın sokaktan ve şiddetten uzak tutulması ile Bahçeli; hem olası kardeş katlini önlemiş hem de toplumsal kaosun oluşmasına engel olmuştur. Bu Devlet Bahçeli'nin Türk siyasetine en ciddi katkılarından birisi olsa gerek.