0

Tarih, zamanın zorunlu kıldığı görevleri üstlenen kadroların ileri adımlarıyla ilerler.Erdoğan'ın yaptığı da ilerletici bir adımdır. Bu yol, şartlara teslim olarak değil, şartları inatçı bir sabırla dönüştürmekle mümkündür.


Türkiye'de her öncü fikir, ortaya çıktığı dönemde birdenbire benimsenmiş değildir. Sahici fikirleri besleyen her zaman, o fikri yükseltme iddiasında olanların fedakarca çalışmaları ve ön açıcı tavırlarıdır. Türkiye'nin medeniyet değerlerinden, tarihinden ve sosyolojisinden beslenen bir atılım hareketinin lideri olarak Erdoğan'ın yaptığı da budur. Erdoğan ve lideri olduğu hareket, temelleri bu topraklarda ve bu halkta olan milli bir harekettir.

NİÇİN YENİ TÜRKİYE?

Kutlu bir müjde için doğan gün için,
Buyurgan güç için değil, onaran söz için,
Ayıran kavga için değil, birleştiren ses için,
Bağıran değil, barışan Türkiye'nin geleceği için,
Zalimin zulmüne inat, mazlumun hakkı için,
İyiliğin kazanması için,
Doğrunun egemen olması için,
Mazlumların arkasında yiğitçe durmak için,
Zalimlerin alt edilmesi için,
Mutlu yarına dair sözler söylemek için,
Tarihin kanadığı yerde barışı kurmak için,
Düşeni kaldırmak, eğriyi doğrultmak için,
Toprağı işleyen el, umuda dikilen göz için,
Yalnızca hak karşısında bükülen diz için,
Alnı ak, yüreği pek, dürüst canlar için,
Adalet denilince duyulan heyecanlar için,
Mazlumların sesini coşkuyla çoğaltmak için,
Ben'den bize, yokuştan düze çıkmak için,
Çürümüş düzenden, taze günü çıkartmak için,
Eksilten yanlıştan, doğruyla artmak için,
Zulmün kalelerini korkusuzca vurmak için,
Zorbaların zoruna meydan okumak için,
İnatçı bir coşkuyla "biz kazanacağız" demek için,

Dünya 5'ten büyüktür demek için,
Gülün düşmanına dikeni hatırlatmak için,
Yeryüzünü hakkın yüzü kılacak müjde için,
Yeni Türkiye'yi adaletle kurmak için,
Karanlığa doğan apaydın güneş için,
Milli iradeyi her daim yükseltmek için…

Biz bu mücadelede; mazlumların, ezilenlerin, aşağılananların, madunların, mustazafların, yetimlerin, yurtları işgale uğrayanların, tüm birikim ve varlıkları maddi ve manevi sömürülenlerin, adaletin, iyiliğin, güzel olanın, halkın; kısacası hakkın/Hakkın tarafındayız.

Zalimlerin, ezenlerin, hor görenlerin, kibirlenenlerin, müstekbirlerin, işgalcilerin, sömürgecilerin, adaletsizliğin, kötülüğün, çirkinlerin; kısacası tüm Batıl ve şeytani güçlerin karşısındayız.

Kula kulluğu reddediyoruz. Yalnızca Allah önünde diz çökmeyi kabul ediyoruz.

Sömürüyü reddediyoruz. Hakça paylaşımı esas alıyoruz.

Biz Kabil'e karşı Habil'in, Nemrud'a karşı İbrahim'in (as), din baronlarına karşı İsa'nın (as), putlara, sahte tanrılara karşı Resulullah'ın (as), Yezid'e karşı Huseyn'in (as), kahpe ve köhne Bizans'a karşı Fatih'in, Judeo-Christian ittifakına karşı Osmanlının; İtalyanlara karşı Ömer Muhtar'ın, Fransızlara karşı Ahmed bin Bella'nın, Siyonist işgale karşı Şeyh Ahmed Yasin'in, diktatöryaya karşı kendini yakarak hak-özgürlük ve adalet meşalesini tutuşturan 26 yaşındaki Tunuslu Muhammed Buazizi'nin şahsında tüm Tunuslu, Yemenli, Libyalı, Suriyeli, Bahreynli, Suudi Arabistanlı ezilen halkların; Mısır'ın Rabia meydanında katil Sisi'ye karşı Esma'nın yanındayız. Çünkü biz insanlığın vicdanıyız, ümmetin sesiyiz. Ve bu ses kesilemez. Bu sesin çağıltısı ve yükselişi engellenemez.

Biz; adalete, huzura, barışa, özgürlüklere, hakça paylaşıma, kardeşliğe 'evet' diyoruz. Evet deyişimiz; cesur, güçlü, kontrollü, emin, birlik ve beraberlik içinde ve tüm dünyevi hesapların dışında…

Ve biz; zulme, kaosa, haksız savaşlara, esaretlere, işgallere, gelir dağılımı adaletsizliğine ve fitnelere 'hayır' diyoruz…

Hayır'ımız ve mücadelemiz utangaç ve yalnız değil! Biz kazanacağız, çünkü haklıyız. Adaletten ve doğrudan yanayız.

İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUNUZ...