
(Son Posta, 8.5.1943, s. 1)
Ali Fethi Okyar’ın vefât haberi… Macedonia Risorta’nın “Anadolu’yle mahdûd L̃aik Türkiye” projesini hayâta geçiren en mühim birkaç şahsıyetten biri…
***
Carasso ve Dr. Nâzım’ın İtalyan Sefîrine ifşââtları: İttihâdcı Hükûmetinin hedefi, Türklerle mesk̃ûn beldeleri muhâfaza etmekdir
“İslâm Âleminden kopuk, -Adalar hâric- Anadolu’yle mahdûd, L̃aik, Kemalist Türkiye” projesinin (arkasındaki İtalya, Fransa ve İspanya Meşrik̆-i Âzamlarıyle berâber) Macedonia Risorta’da tasarlanıp tatbîkâta konulduğuna dâir son müsbit vesîka, daha evvel de bahsettiğimiz, İtalyan kadın akademisyen Dr. Emanuela Locci’nin “İtalya - Türkiye Münâsebetlerinde Emanuele Carasso’nun Yeri”ni araştırdığı makâlesinde mündericdir.
Buna göre, İtalya’nın İstanbul Sefîri Garroni, İtalyan Hâriciye Vekîli Esteri Salandra’ya 4 Kasım 1914 târihli bir mektub göndermiştir. (Her zamân l̃ânetle anılacak İttihâdcı Hük̃ûmeti, Beynelmilel Siyonist Stratejisine tevfîkan, Osmanlı İmparatorluğu’nu, resmen, 30 Ekim 1914’te, -mağl̃ûb olmıya mahk̃ûm- İttifâk saflarında Har̃be sokmuştur…) Garroni, mektubunda, “İttihâd ve Terak̆k̆î’nin iki nüfûzlu mensûbu olan Emanuele Carasso ile Dr. Nâzım’ın, kendisini ziyâret ettiklerinden” bahsetmektedir.
Mektubdaki en şâyân-ı dikkat ifâde, İttihâd ve Terak̆k̆î’nin bu iki nüfûzlu şahsıyetinin, ona, “Hük̃ûmetlerinin, bütün dikkat̃lerini, Türklerle mesk̃ûn topraklar üzerine teksîf ettiklerini ve [bu anlayışla, Arablarla mesk̃ûn olan] Libya’ya, başka bir memleket olmaktansa İtalya’nın müdâhale etmesini tercîh ettiklerini” beyân etmeleridir. (… Il Governo ottomano… intende portare tutta la sua attenzione sopra popolazioni veramente turche. Quindi non ha nulla in contrario all’intervento italiano in Libia…)
Daha açık bir ifâde ile, Fırkaları ve ele geçirmiş oldukları Hük̃ûmet, Osmanlı İmparatorluğu’nun “Türklerle mesk̃ûn topraklarını” muhâfaza etmeyi, geriye kalan topraklarını tasfiye etmeyi pl̃anlamıştır ve bu cümleden olarak, Gayr-i Türklerle (Arablarla mesk̃ûn) Libya’nın da, başkalarının eline geçmektense, İtalya’nın hâkimiyetinde olmasını tercîh etmektedir…
Macedonia Risorta Locası Üstâd-ı Muhteremi Emanuele Carasso ile Sabataî Farmason İttihâdcı lideri Dr. Nâzım’ın bu beyânı, Mustafa Kemâl ve Ali Fethi’nin (daha 1907, 1908 senelerinde) İttihâdcı câmiada yaptıkları propagandaya muvâzîdir ve hiç şüphesiz, “Anadolu’yle mahdûd Laik Devlet” projesinin kaynağının Macedonia Risorta Locası olduğuna dâir pek kuvvetli bir delîldir.

(Dr. Emanuela Locci, “La figura di Emanuele Carasso nei rapporti tra Italia e Turchia / İtalya - Türkiye Münâsebetlerinde Emanuele Carasso’nun Yeri”, Hiram; Rivista del Grande Oriente d’Italia, 2011, No 4, p. 90)
Dr. Locci’nin makâlesinde, 1914 Kasım’ında, Macedonia Risorta Üstâd-ı Muhteremi Emanuele Carasso ile Sabataî Farmason Dr. Nâzım’ın İtalya’nın İstanbul Sefîri Garroni’yi ziyâretlerinden ve İttihâdcı Hükûmetinin, Türklerle meskûn arâzînin muhâfazasına ehemmiyet verdiğine (dolaylı olarak, gerisini tasfiye etmeyi pl̃anladığına) dâir îzâhatlarından bahseden pasajı…
***
Macedonia Risorta’nın nihâî hasadı: Kemalist Totaliter Rejim
Buraya kadar zikrettiğimiz vesîkalar ve vâkıalar üzerinde ibretle teemmül edince açıkça anlaşılıyor ki “Kemalist Totaliter Rejim”in têsîsiyle netîcelenen Kemalist İhtilâl Hareketini Ali Fethi’nin Voltaire Locası’ndaki konuşmasına ve ondan da ötesine, başta (İttihâdcı Hareketinin merkezî Locası, karârg̃âhı olan) Macedonia Risorta olmak üzere, Selânik’deki İtalyan, Fransız ve İspanyol Localarının faâliyetlerine kadar gerilere götürmek l̃âzımdır. İtalya, Fransa ve İspanya Meşrik̆-i Âzamları, Selânik’deki Locaları vâsıtasıyle, tâ o zamândan esâslı bir yatırım yapmışlar ve yatırım fevkal̃âde semereli olmuştur… (Bittabi, yatırımı, mütemâdiyen takviye etmek l̃âzım gelmiştir…)
Bilâhare, aynı ekip Millî Mücâdelenin dümenini ele geçirince (ki bu işte de Selânik Cemâati ve Localar pasif kalmamışlardır), Kont Sforza’nın şahsında İtalya Meşrik̆-i Âzamı, Henri Franklin-Bouillon’un şahsında Fransa Meşrik̆-i Âzamı, onların Anadolu’daki (Org. Erden’in tâbiriyle -1952: 146-) “İhtilâl Harbi”ni desteklemekte ve “Anadolu İhtilâl hükûmetinin” (Erden 1952: 146) L̃aik bir rejim inşâ etmesine yardımcı olmakta tereddüd göstermiyeceklerdir. Bu meyânda, İngiltere’nin el altından desteğini de gözden kaçırmamak lâzımdır…
Âşikârdır ki Kemalist “İhtilâl Harbi”, işgâlcilere karşı yapılan bir harb değildir; ancak bir rejimi, bir düzeni yıkmak veyâ değiştirmek için yapılan har̃be “İhtilâl Har̃bi” denir. Öyleyse neyi devirmek, yerine ne ikâme etmek istiyorlardı? Yine âşik̃âr ki hedefleri, Pâdişâhlığı, Hilâfeti ve “İrticâ” yaftası altında Müslümanlığı yıkmak, bu meyânda Osmanlı İmaparatorluğu’nu tasfiye etmek, bunların yerine, Anadolu’yle mahdûd bir Devlet, “Cumhûriyet” yaftası altında totaliter, şahısperest, Avrupacı bir rejim ve Millî Kültürüne yabancılaşarak târihî şahsıyetini kaybetmiş, bütünüyle Avrupalılaşmış, yânî Avrupa Medeniyetine temessül etmiş L̃aik bir millet, L̃aik bir cem’iyet inşâ etmekdi… (Yahûdilik-Masonluk münâsebeti; Milat, 11.10.2024/76)
“Kıbrıs’ın ilhâkı gibi hisse dayanan bir hareket hiç açılmamalıdır! Yeni bir İmparatorluk çağına doğru adım atılmamalıdır!” hükmünü veren Ahmet Emin Yalman da, “Macedonia Risorta Projesi”nin bir sözcüsüydü
Kıbrıslı Türklerin büyük mücâdelesiyle, 1948’den îtibâren, “Maciedonia Risorta Projesi”nin dışına çıkarak, Kıbrıs Dâvâsı Anadolu Milletine mâl olmıya başlayınca, Sabataî-Farmason Cemâatinin güzîdesi Yalman, büyük bir telâşa kapılmış ve “Millî Şef”in Farmason Hâriciye Vekîli Necmeddin Sadak’ın 23 Ocak 1950’de Meclis kürsüsünden kendilerinin “bir Kıbrıs mes’elesi olmadığını” beyân etmesinden bir sene kadar evvel, “Macedonia Risorta Projesi”ne muvâfık bir zihniyet ve tavırla, “Millî Misak ve Kıbrıs” başlıklı bir başmakâle kaleme almış, bunda, Kıbrıs’a ve Kıbrıs Türklüğüne sâhib çıkarak Kıbrıs’ın aslî sâhibine iâdesi için çalışmayı, [Kemalizmin ihânet etmiş olduğu] “Mîsâk-ı Millî”nin dışına çıkmak ve bütün bir Anavatan Türklüğünü tehlikeye atmak olarak göstermiştir… O zehirli kalemiyle, bilvesîle, Osmanlı düşmanlığını izhârdan da çekinmiyordu… Makâlesine, Lozan Muâhedesini ve Ata’sını tebcîl ederek başlıyor ve Kıbrıs hakkında tâkîb edilmesi lâzım gelen siyâseti de (Münâfık seciyesi îcâbı) gûyâ “Mîsâk-ı Millî” çerçevesine oturtuyor:
“…Millî misak siyaseti, Lozandan sonra Atatürk tarafından fevkalâde bir deha ve anlayışla işlenmiş ve Türk varlığını müdafaa sisteminin heybetli bir kalesi haline vardırılmıştır. Atatürk, bu siyasetin tatbikı bakımından mükemmel an’aneler yaratmış ve tarihte misli pek nadir görülmüş bir akıl ve basiret çığırı açmıştır. İkinci cihan harbi esnasında her taraftan uzatılan yemlere baş bile çevirmememiz ve mukadderatımızı hâkim kılmamız bu sayededir. […]
“…Atatürk, İmparatorluğun ziyaından ileri gelen yaraların hâlâ kanamasına rağmen, imparatorluk iştihalarını, intikam arzularını, hertürlü istilâ emellerini derin bir iman ve anlayışla tasfiye etmiş, Balkan ve Sadâbat paktlarile Ortaşark için devamlı bir istikrarın, sevgi ve emniyete dayanan münasebetlerin ilk temelini atmıştır.

(Vatan, 16.12.1948, s. 1)
Sabataî-Mason Cemâatinin güzîdesi Ahmet Emin Yalman’ın -“Macedonia Risorta rûhuna” muvâfık- başmakâlesi: “Millî Misak ve Kıbrıs”… “Millî Şef”in Farmason Hâriciye Vekîli Necmeddin Sadak da, Kıbrıs mes’elesi hakkında, bir sene kadar sonra (23 Ocak 1950), Meclis kürsüsünden, Yalman’ın makâlesindeki “rûh”a uygun bir nutuk îrâd edecek, (“İngiltere’nin Ada üzerindeki hakları” sebebiyle) “Kıbrıs meselesi diye bir mesele yoktur!” diyerek Kıbrıs için nümâyiş yapılmamasını taleb edecekdir…
***