(Her şeyde olduğu gibi) hâricî siyâsette de, Türkiye, “Kemalist çizgiden ayrılmamak” mecbûriyetinde!

“Uyarmalarında çabalarını yoğunlaştırdığı nokta, Türkiye’nin Atatürkçü bir dış politika çizgisinde kalması ile ilgiliydi. Bunun için her şeyden önce ‘yurtta barış, cihanda barış’ ilkesini hatırlatıyor, Amerika ve Batı ile ittifaklara sadık kalırken Sovyetler Birliği ile dostluğa önem verilmesini ve üçüncü dünya ülkeleriyle yakın ilişkiler kurulmasını öneriyordu. Atatürk döneminin gerçekçi ve şahsiyetli dış politikasını sürdürmek için sadece Amerika’ya bağlı kalmayıp Avrupa ülkeleriyle daha yakın temaslar kurulmasını, bu arada Atatürk’ün Balkan ittifakının canlandırılması için Balkan ülkeleriyle de yakınlaşmanın sağlanmasını istiyordu. Çin gerçeğine de herkesten önce dikkat çekmek istemiş, bu ülkenin dünya siyasetinin geleceğinde oynayacağı rolün iyi değerlendirilmesini sağlamaya çalışmıştı. Bütün bu değerlendirmeleri yaparken daima Atatürk’ü hatırlıyor ve hatırlatıyor, onun barışçı, gerçekçi ve şahsiyetli politikasını yaşatmaya uğraşıyordu.

“Dâimâ toplumcu ve ilerici görüşlerden yana olmuştu”

“Barışçılık ve gerçekçilik ilkelerini iç politikadaki gelişmeleri yorumlarken de titizlikle savunuyordu. Aslında daima toplumcu ve ilerici görüşlerden yana olmuştu. Ama bunları doktriner bir anlayışla savunmamış, Türkiye’nin gerçekleriyle yorumlamaya, bağdaştırmaya ve pratik çözüm yolları önermeye dikkat etmişti. Bunu yaparken de ilham kaynağı Atatürk’ün pragmatizmi, realizmi idi…

“Aras ile birlikte Atatürk’ten kalan birkaç yadigârdan biri daha dünyamızdan göçtü. Allah rahmet eyleye…” (Abdi İpekçi, “Durum / Tevfik Rüştü Aras”, Milliyet, 7.1.1972, s. 1)

Tevfik Rüştü Aras’ın akrabâlık bağları

Sıkı akrabâlık bağlarının Cemâat tesânüdünü pekiştirdiği âşik̃âr bir vâkıadır.

Bu sâyede, umûmî nüfûsa oranla küçük bir zümre, nüfûs oranının kat-be-kat fevk̆inde bir nüfûz elde etmekte, nüfûzu, nüfûsun sâir kesiminin şuûrsuzluğu ve dağınıklığı nisbetinde artarak bir tahakküm derecesine varabilmekte, netîcede bir “Mütehakkim Zümre” teşekkül etmektedir.

(Dr. Reşit Galip gibi) Rodos Cemâatine mensûb Cezâ Hâkimi Hacı Hasan Rüştü Bey ile Şerife Hanım’ın oğlu Tevfik Rüştü Aras’ın, ebeveyni cihetinden akrabâlık bağları mechûl̃ümüzdür. 20 Nisan 1961’de evlendiği ikinci eşi (Mahmut Bey ile Emine Hayriye Hanım’ın kızı) Hatice Bâhire Hanım’ın (İstanbul, 1909 – a.y., 18.3.1989, Rumelihisarı Mez.) akrabâlık bağlarını da bilmiyoruz.

1-253

(Milliyet, 7.1.1972, s. 2) (https://www.geni.com/people/Makbule-Evliyazade/6000000176995794846; 28.3.2026)

Vefât îlânında ve “geni.com” şecere sitesinde Tevfik Rüştü Aras’ın akrabâlık bağları:

“Emekli ceza reislerinden [Cezâ Hâkimi] merhum Hacı Hasan Rüştü ve refikası merhume Şerife Hanımın oğlu, Bâhire Aras’ın aziz ve değerli eşi, Fahriye Tunca’nın ağabeysi, Hülya Aras’ın manevî babası, Türkiye Cumhuriyeti eski Hariciye Vekillerinden, aziz Atatürk’ün en yakın mesai arkadaşı [Tıb] Dr. Tevfik Rüştü Aras…” İkinci eşi Bâhire Hn. tarafından verildiği anlaşılan bu îlânda, ilk hanımı Makbule Evliyazade ve kızları Emel Hn. zikredilmemiştir…

“Makbule Evliyazade: İzmir Belediye Reisi Hacı Mehmet Efendi Evliyazade ve Naciye’nin [?] kızı, T.C. Dışişleri Bakanı Londra Büyükelçisi Dr. Ahmet Tevfik Rüştü Aras’ın eşi, Emel Aras’ın annesi, Gülsüm Evliyazade, Naciye Evliyazade ve İzmir Belediye Reisi Osman [?] Refik Evliyazade’nin kız kardeşi…” Buradaki iki bilgi yanlıştır: Birincisi, Makbule Hanım’ın anne ismi, “Naciye” değil, “Fatma Zehra”dır. (Kaynak: Yukarıda neşrettiğimiz İzmir Bayraklı kazâsı, Soğukkaya Mah. nüfûs kaydı.) İkincisi de, hiçbir resmî kaynakta, İzmir Belediye Reîsi Refik Evliyazade’nin “Osman” şeklinde ikinci bir ismi görülmüyor… Makbule (Evliyazade) Aras’ın tek erkek kardeşi, Refik Evliyazade’dir. Osman Refik Evliyazade ise, aynı sülâleden Mustafa Yılmaz Evliyazade / Mebrure (Dilber) çiftinin oğlu bir başka şahıstır…

***

Fahriye (Aras) Tunca ve Meb’ûs, Tıb Dr. Ahmet Cemal Tunca

Tevfik Rüştü Aras’ın kız kardeşi, 1887, Çanakkale - Kal̃’a-i Sultâniye doğumlu Fahriye Hanım’ın ise, (yukarıda bahsettiğimiz vechiyle) Ali Bey ile Hatice Hanım’ın oğlu Op. Dr. Ahmet Cemal Tunca (Bursa, Yenişehir, 1884 – İstanbul, 3.7.1963) ile evlendiğini, ondan beş çocuğu olduğunu, 19 Ağustos 1975’te, İstanbul’da vefât ettiğini biliyoruz. Kendisinin, iki erkek ve üç kız çocuğu dünyâya gelmiştir: Faruk Tunca, Samime Utkan, Orhan Tunca, Neşe Tunca, Güler Akça... Samime Hanım, Orhan Utkan ve Güler Hanım da, Erzurum Millet Vekîli Ertuğrul Akça ile evlenmişlerdir. Neşe Hanım, bekâr kalmış görünüyor. Orhan Tunca’nın eşi, Sevim Hanım’dır. (Sevim Hn.’ın ismi, A. Cemal Tunca’nın vefât îlânında, sehven “Selim” şeklinde dizilmiştir.) Faruk Tunca’nın ikinci eşi, 17 Mart 1958’de İzmir’de evlendiği Günseli Başar’dır.

“Kemalist Türkiye”nin siyâsî târihinde mühim bir mevk̆ii hâiz bulunan Op. Dr. Ahmet Cemal Tunca, Ocak 1946’da Demokrat Parti’yi têsîs edenlerden biriydi. Bilâhare, III ilâ VII. Teşriî Devrelerde Antalya, VIII. Devrede Afyonkarahisar ve IX. Devrede İzmir Meb’ûsu sıfatıyle TBMM’de yer almıştır.

2-163

(https://archives.saltresearch.org/handle/123456789/27223; 10.5.2026) (Milliyet, 5.7.1963, s. 2) (Milliyet, 21.8.1975, s. 2)

Rodos Cemâatinden Cezâ Hâkimi Hacı Hasan Rüştü ile refikası Şerife Hanım’ın kızı, Tıb Dr. Tevfik Rüştü Aras’ın kız kardeşi Fahriye (Aras) Tunca ile eşi, “Mora Yenişehir eşrafından Turhanzade Ali Bey ile Hatice Hanım’ın muhdumu”, Meb’ûs, Tıb Dr. Ahmet Cemal Tunca’nın vefât îlânları…

***

İzmir Belediye Reîsi Faruk Tunca

Tevfik Rüştü Aras’ın kız kardeşi Fahriye Tunca’nın ilk çocuğu Mimar Faruk Tunca (1916 – İstanbul, 1.9.2009), 1957 - 1960 senelerinin İzmir Belediye Reîsidir. İlk evliliğini Kapanîlerden bir hanımla (İzmir Karşıyaka Belediye Reîsi Tahir Kapani ile Emine Mediha Kapani’nin kızı, muhtemel ismiyle Rukiye Nevin Kapani ile -ki, 8 Şubat 2016’da, Dârüşşafaka’nın İstanbul Maltepe Rezidansı’nda vefât etmiş, İzmir Eski Balçova Asrî Mezarlığı’ndaki âile makberesine defnedilmiştir-), yapmış, ondan, 1 Ocak 1946 doğumlu Leylâ Tunca isminde bir kızı olmuş ve bu kadın, maâlesef, (Sabataî güdümlü matbûâtın hayâsızca neşriyâtı sâyesinde) daha on sekiz yaşından îtibâren, sefîh, iffetsiz, düşük bir kadın olarak şöhret yapmıştır. (Ondan, yukarıda, esefle bahsetmiştik…) İkinci evliliği, 17 Mart 1958’de, “Avrupa Güzellik Kraliçesi” Günseli Başar’ladır. Bu evlilikden, Kasım 1960’ta, Aslı Tunca doğmuştur. (Milliyet, 27.11.1960, s. 2)

3-72

(Milliyet, 18.3.1958, s. 1)

17 Mart 1958’de Günseli Başar ile ikinci izdivâcını yapan İzmir Belediye Reîsi Faruk Tunca’nın nik̃âh şâhidleri, (Mason Cemâatinin medâr-ı iftihârlarından) Sıhhat̃ ve İctimâî Muâvenet Vekîli Dr. Lütfi Kırdar ile İzmir Vâlisi Kemal Hadımlı idi… Günseli Hanım, “kendisini aldatan” (“iffetsizliği mâl̃ûm”) Faruk Tunca’dan 1964’te boşandı. Bu “iffetsiz baba”nın ilk kızı Leylâ Tunca ise, maâlesef, -babasının izinden giderek- daha 18 yaşından îtibâren, iffetsiz bir kadın sıfatıyle şöhret yaptı…

***

Faruk Tunca’nın “ilk karısı, İzmir’in en zengin âilelerinden birinin [Kapanizadeler’in] kızı idi”

Yukarıda da tasrîh ettiğimiz vechiyle, Faruk Tunca’nın ilk eşininin kat’iyetle tesbît ettiğimiz soy ismine (Kapani) mukâbil şahıs ismini (Rukiye Nevin) ancak muhtemelen tesbît etmiş bulunuyoruz. Bu hanım hakkında sâdece şöyle bir güvenilir bilgiye ulaşabildik:

“1951 Türkiye ve 1952 Avrupa Güzeli, evvelce Türk Ekspres Havacılık ve Turizm Şirketi Müdürü Kutsi Beğdeş ile evliyken ondan 13 Ocak 1958’de boşanmış olan 26 yaşındaki Günseli Başar” (Milliyet, 24.3.1958) ile (17 Mart 1958’de) evlenecek olan “İzmir Belediye Reisi [Faruk Tunca], 43 yaşındadır ve bu ikinci izdivacı olacaktır. İlk karısı, İzmir’in en zengin ailelerinden [Kapanizadelerden] birinin kızı idi ve güzelliği, nezaketi ile sosyetede isim yapmıştı. Faruk Tunca’nın ilk evlenmesinden doğan kızı [Leylâ Tunca], halen 6 yaşındadır.” (Milliyet, 6.2.1958, s. 3)

Mâmâfih, “myheritage.fi” şecere sitesinde, “Osman Kapani’nin üç kardeşinden birinin Rukiye Nevin Tunca olduğu” “bilgisi” vardır. (https://www.myheritage.fi/names/osman_kapani; 17.4.2026) Bu “bilgi”, belki bir parça, Leylâ Tunca’nın annesinin Rukiye Nevin (Kapani) Tunca olduğu ihtimâlini kuvvetlendiriyor. Şu var ki bu “bilgi”, yanlış bir bilgiyle bir arada verilmiş: Osman Kapani’nin üç değil, yedi kardeşi vardı. Bu sekiz kardeşin isimlerinin hepsi, vefât îlânlarından tesbît edilebildiği hâlde, aralarında “Rukiye Nevin” ismine rastlanmıyor… Acabâ bu bir üvey kardeşti de onun için mi Tahir Kapani / Emine Mediha (Osmanzade) Kapani çiftinin çocukları arasında zikredilmiyor? Velhâsıl, bu mechûlü bütünüyle aydınlatabilmiş değiliz…