0

Devlet yönetmek zor bir iştir, adil olabilmek ise çok daha zordur. Sanat icra etmek gibidir devlet yönetmek. Çok hassas çizgiler üzerinde vücut bulur.

Devletin bekasının adalet üzere olması şart iken, varlık kazanması ise tek bir baş ile idare edilmesine bağlıdır. Bir vücutta nasıl ki iki baş olmaz ise bir devlette de iki baş olamaz.

Nizamülmülk'ün devlet felsefesi de bu esasa, yani tek baş ile yönetilme, günümüz ifadesine göre Başkanlık Sistemi'ne dayanır.

Otuz yılı aşkın devlet görevinde sayısız hizmetler veren Selçuklu İmparatorluğu'nda Sultanlara akıl hocası olan büyük İslam Alimi, Siyasetçi, mücahit ve devlet adamı Nizamülmülk'ün hayatını kısaca hatırlayalım.

Gerçek adı Ebu Ali Hasan El-Tusi olan Nizamülmülk Büyük Selçuklu Devleti sultanlarından Alparslan ve oğlu Melikşah'ın veziridir. Devletin her türlü idari, malî ve askeri teşkilatını kuran ve kurduğu bu teşkilat bütün Müslüman devletlerce örnek alınan, donanımlı, hakim, mahir bir devlet adamıdır. 1018-1092 yılları arasında yaşamış, Horasan'ın kültür ve medeniyet şehirlerinden Tus şehrine bağlı Nukan kasabasında dünyaya gelmiştir.

İyi bir eğitim almış, 11-12 yaşlarında Kur'an-ı Kerîm'i ezberlemiş, fıkıh ilminde saygın bir alim, edebiyat ve hitabette ileri bir seviyeye gelmişti.

Babası ile birlikte devlet hizmetindeki hayatı Gazne Devleti'nde başladı. Daha sonra Alparslan ve Melikşah ile devam etti. Alparslan Sultan olunca 1064 yılında Selçuklu Devleti'ne vezir oldu ve Halife Kaim bi-Emrillah tarafından kendisine "Devletin Düzeni" anlamına gelen Nizamülmülk ünvanı verildi.

Devletin siyasî, idarî, askeri, malî, içtimaî ve kültürel yönleri için kıymetli bir eser olan Siyasetname'yi kaleme almış, gelecek nesillere başucu kitabı olmuştur. İlmi donanımının verdiği ağırlıkla İslam dinine büyük hizmetler vermiş, o zamanın Selçuklu İmparatorluğu'nun siyasî, dinî ve fikrî düşmanı, fesatçı şii Mısır Fatımîlerine ve ülke içinde odaklanmış, günümüzdeki versiyonu haşhaşiler olarak bilinen Paralel Yapı gibi Batınî anarşistlere karşı çalışmalar yapmış, ülke halkını sağlam ve hakiki İslam inançları çevresinde toplamak için mücadele etmiştir.

Bu sapık haşhaşi, Batınî inançlara karşı devletin birliğinin ve bekasının gerçekleşmesininin ancak ilim, sağlam inanç ve ahlak ile sağlanacağını görmüş, buyüzden de eğitim faaliyetlerini devlet politikası haline getirmeye çalışarak meşhur Nizamiye Medreselerini kurmuştur. Bu sebepten İmparatorluğun her yanına medreseler ve kütüphaneler kurdurmuş, ilim ve tasavvuf erbabına ilgi gösterip onlara en üst değeri verdirtmiş, büyük şahsiyetlerin, ihlaslı insanların yetişmesine, ölümsüz eserlerin tedvin edilmesine sebep olmuştur.

Ehli sünnete ve devlete muhalif akımların giderek yaygınlaşmaya başladığı dönemlerde kurulan Nizamiye Medreseleri'nin çok büyük rolü olmuş, İslam dünyasında ortaya çıkan karışıklıkların giderilmesinde başlıca İmam Kuşeyrî, Gazzalî, Abdullah Ensarî, Pezdevî, Serahsî, Ebû İshak Şirazî, Cuveynî, Şehristanî gibi alimler ciddi görevler almışlarıdr.

Sultan ile arasını açmak isteyen fırsat düşkünlerine karşı dik durarak devletin bekasının ilim ve ilim adamları ile varlık kazanabileceğini en veciz bir şekilde şöyle ifade etmiştir: "Bu vezirlik diviti ile sarık, senin tacın ile o derece alakadardır ki bu divit gittikten sonra senin tacın da kalmaz."

Nizamülmülk devletin içine kümelenen ve müslümanların maneviyatını hedef alan bu bidat ehli haşhaşiler hakkında müthiş tespitini de şöyle yapmıştır. "Her devrin asileri vardır. Fakat hiçbirisi Batıniler kadar meş'um olamaz. Zira onların gayesi İslamiyet'i ve bu devleti fesada vermektir. Bu sahtekarlar, bir de Müslümanlar arasında görünüyorlar. Ben öldükten sonra, bütün mümtaz insanları kuyuya attıkları, davul sesleriyle ortalığı çınlatıp, sırlarını açığa vurdukları zaman benim bu sözlerim anlaşılacaktır."

Bu büyük devlet adamı, Nizamülmülk, geçmiş devlet sistemlerini incelemiş, devletin bekasının ancak ilim, irfan, ahlak, sahih din ve güçlü ordunun yanında, tek baş ile yönetilme, yani günümüz ifadesi ile Başkanlık Sitemi ile olacağını savunmuştur.

Düşmanların oyunlarına rağmen büyük yürüyüşün devam edebilmesi için Başkanlık Sistemi şarttır.