0
Papa, Vatikan'ın ünlü Aziz Petrus Bazilikası'nda yönettiği büyük ayinde 1915 Olayları'nın 100'üncü yıldönümü olması nedeniyle "soykırım" kelimesini kullanınca Türkiye'nin şimşeklerini üzerine çekti. Papa'nın açıklama yaptığı esnada genel duaya Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Dünya Ermenileri ruhani lideri ve Ermeni Apostolik Kilisesi Katolikosu II. Karekin ve Kilikya Katolikosu I. Aram da hazır bulundu. Son olarak Avrupa Parlamentosu'da (AP) Türkiye'yi, soykırımı tanımaya çağıran tasarının kabul edildiği açıkladı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Başdanışmanı Etyen Mahçupyan, Papa'nın açıklamasını anlamlı değerlendirdi: "Vatikan, üzerindeki 100 yıllık psikolojik ağırlığı atmıştır. Neden 100 yıl sonra bu kelimeyi kullandı demektense tersten bakıp bu kadar sene nasıl direndi demek lazım. Vatikan çoktan böyle bir şey söyleyebilirdi. Ama söylemedi"Mahçupyan bu açıklamasıyla, soykırım kelimesini, Ermeniler için siyasi değil psikolojik olarakdeğerlendiriyor. Açıkçası benim görüşümde tam olarak bu minvalde. Madem Vatikan, 100 yıl önceki hadiseyi Soykırım olarak değerlendiriyor, bugüne kadara neden bekledi? Vatikan'ın ani bir çıkışla 100. yıl münasebetiyle soykırım ifadesini kullanarak Ermenilere mavi boncuk dağıtmasını, Türkiye'ye ise nanik yapmasını bir taziye mesajı olarak değerlendirmek saflık olur.
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden itibaren Protestan Ermeniler, İngiltere ve ABD'ye sığındı. Katolik Ermenilerin tercihi ise Fransa olmuştur. Bugün ilginç olan ise, İngiliz Financial Times, 24 Nisan'da Erivan'daki anma törenlerine Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in katılacağını belirtiyor. Türkiye'de aynı gün Çanakkale'deki törenlere ise Britanya Prensi Charles ve Prens Harry'nin katılacağını duyurdu. Bu bağlamda anlaşılmaz bir şekilde Sarkisyan son üç ayda Türkiye-Ermenistan arasından imzalanan antlaşmaları da iptal etti.
Yukarıda değindiğimiz gibi taziye töreni bile politize olmuşsa, Papa'nın açıklaması, bir din adamının söyleminden daha büyük anlamlar taşıdığı ortadır. Nedenleri hakkında birçok şey söyleniyor. Mahçupyan'ın dediği gibi ''Bugüne kadar bu iradeyi neden göstermediniz?''Hıristiyanlığı benimseyen ilk 'ulusal topluluk' Ermenilerdir. Vatikan'ın en büyük komplekslerinden biride budur. 451 yılında Ortodoks/Katolik dünyasından bağımsız davranarak bir ulusal mezhep olarak örgütlendi. Dünyadaki Ermenilerin büyük bir bölümü Vatikan'dan ayrı Ermeni Apotolik Kilisesine bağlıdır. Ermeni Gregoryan Kilisesi, Katolik Kilisesi'nin dogmalarını Ermeni ulusal kimliğine tehdit olarak değerlendirir. Bu zıtlıklar içinde Papa'nın söylemin farklı yönlerini iyi irdelemekte yarar var.Ermeniler, Osmanlının son döneminde sosyo-ekonomik açıdan yaşanan göçler sebebiyle ekonomik açıdan sıkıntıya girse de, kısa sürede bu buhrandan sıyrılmıştır.(Türkiye'de yaşanan 6-7 Ekim olaylarının özünde, Türkiye Siyonistleri tarafından Ermeni toplumun mallarını yağmalamak vardı.)Ermenileri etki altına almak isteyen Vatikan, Ermenileri dönem dönemde dini inanç siyasetinin yörüngesine de almaktadır.
Hrant Dink'in bir TV programında mealen 'Bizi Osmanlıya karşı 'size yeni devlet kuracağız'diyerek kandırdılar. Böylelikle bizlerde bir takım hatalar yaptık'' sözü hala aklımda. 1. Dünya Savaşı öncesisonrası karşılıklı olarak birçok üzücü olay olmuştur. Herkesi Düşman olarak gösteren Kemalist kafa, yüzyıldır, Ermenileri hain göstermiştir. İttihat Terakki-Almanya işbirliği dolayısıyla söz konusu soykırımda Almanlarında payı vardır. Ancak bu İttihat- Terakki'yi aklamak için söylediğim düşünülmesin. Ermenilerin soykırıma uğradığı söyleminin arkasında İngiltere ve Fransa vardır. 1915 yılında Taşnak ve Hınçak Ermeni çetelerini destekleyenler de bu devletlerdir.
Özetle yaşanan vahim olayın arkasında Batılı ülkelerin çekişmesini de görmezden gelmemek gerekir. Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, "Eğer dış faktörler olmamış olsaydı muhtemelen 1915 yılında yaşanan acı olaylar yaşanmayacaktı. Bu acıları tek taraflı olarak okumak, sadece insanoğlunun bir kısmının acılarına sahip çıkıp diğerinin acılarını örtmek, sayın Papa'ya ve bulunduğu makama yakışmamıştır. " açıklamasıyla meselenin iki taraflı olarak ele alınmasının önemini vurgulayarak, yukarıda değindiğimiz gibi dış faktörlerin etkisinden bahsediyor. "Millet-i Sadıka" olarak anılan Ermenilerin 'soykırım' iddiası, ancak tarafların bir araya gelerek çözeceği bir konu olduğu gibi Ermenilerin büyük acılarına saygı göstermek gerekir. Allah hiçbir millete bir daha böyle büyük acılar göstermesin. İnsani, sorumlu ve ahlaki tavır budur.
Not: Bu yazıyı kaleme almadan önce Ermeni arkadaşlarımla mütalaa yaptım. Görüşler şöyle: 'Biz Bizler Soykırıma uğrayanların Torunlarıyız Tarihçilere gerek yok! Bizler soykırıma uğrayanların torunları olarak tanığız. Bizler daha ölmedik ve yaşıyoruz. Bunun için tarihçelere gerek yok.' Ninelerimizin sürekli olarak değindiği sözünü de anımsatarak 'Müslümanların merhameti olmasaydı biz şimdi yoktuk'' sözüne atıf yaparak yaşanan üzücü olayın halklar arasında olmadığını dikkat çekmektedirler