0
Kamuoyunda İslam'a ve Müslümanlara karşı biriken öfkeyi ve önyargıyı gösteren en önemli argümanlardan birisi, Paris saldırılarıdır. Öfke ve önyargılarının doğruluğu ve yanlışlığını bir tarafa bırakıyorum. Yaklaşık bin yıllık olan önyargılarla hesaplaşmak bu yazının ne konusu ne de amacı…
İslam'ı tenzih ederek belirtmeliyim ki, Müslümanların yüzleşmesi gereken çok temel problemler bulunmaktadır. İslam dünyasında şiddetin varlığı, demokratik kültürün eksikliği veya yokluğu, insan hakları noktasında sicilin bozukluğu, otoriter eğilimlerin yoğunluğu, neredeyse, fikri sabittir. Kıvırmaya gerek yok.
Batı'daki Müslümanların İşi Zorlaşıyor
Batı'da yaşayan Müslümanların ise işi oldukça zor; önyargılar iyice artıyor. Müslüman kalmak, gittikçe zorlaşıyor. Danimarka'da yaşanan karikatür krizi sonrası verilen tepkinin aşırılığı, Hollanda'da İslam'a hakaret eden film yapımcısı Theo Van Gogh'un öldülmesi ve bu son Paris saldırısı Batı'nın ve Batılının zihin dünyasında İslam'a karşı varolan önyargıyı iyice pekiştirecektir.
Kısacası işimiz, gittikçe zorlaşıyor.
Ne yazık ki, Ortadoğu'nun da sicili oldukça bozuktur. Ortadoğu; totaliter ve otoriter rejimlerin hayat bulduğu, insan haklarının çoğu zaman çiğnendiği bir coğrafya… Bu coğrafyanın demokrasi ile ilişkisi de oldukça sakat… Yine bu coğrafya, şiddet ve terör ile arasına mesafe koyamayan bireylerin; insan hak ve özgürlüklerini çoğu zaman ıskalayan devletlerin hayat bulduğu bir coğrafya…
Haklı olarak, İslam ile demokrasiyi ahenk ile buluşturamayan veya insan haklarını merkeze alan bir siyasi kültür inşa edemeyen Müslümanlar farklı önyargılara maruz kalıyor, kalacaktır da.
Yeni Bir Paradigmaya İhtiyaç var!
Artık, Müslüman coğrafyanın yeni bir politik kültüre ihtiyacı bulunmaktadır; insan hak ve hürriyetlerinin, düşünce özgürlüğünün odakta olduğu yeni bir siyasi paradigma… Şiddet ile arasına mesafe koyan, hakları ve halkları önemseyen yeni bir siyasallık...
Peki, bu Ortadoğu coğrafyasında Türkiye nerededir ve Türkiye'nin farkı nedir?
Öncelikle AK Parti, şiddet ile arasına mesafe koymuş ve muhafazakar demokrat kimliği benimsemiş bir siyasi harekettir. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın ifadesiyle; "AK Parti, İslam ve demokrasinin bir arada götürüleceğini gösteren ve bu çoğulcu anlayışı, siyasi kültürünü kabul eden ve uygulayan bir modeldir. Bu siyasetin temsilcisi, son dönemde Türkiye'dir." Batılı değer ve düzenle sağlıklı ilişkiler geliştirebilen, İslam ile demokrasinin birlikte yaşayabileceğini ortaya koyan bir Türkiye modeli, birlilerini rahatsız ediyor olabilir mi? Bir kısım medyanın ve Batılı yayın organlarının Türkiye'yi hedef göstermeye çalışması, beni bu soruyu sormaya itti.
Türkiye Model Ülke ve Lider Olabilir
Akdoğan'ın göre bu propagandanın amacı, "hükümeti zayıflatmaya" ve "Türkiye'yi baskılamaya yönelik"… "Bir şekilde Türkiye'ye ayar verilmeye çalışılıyor. Burada konsorsiyum şeklinde bir algı operasyonu yürütüldüğünü götürüyoruz. Eksen kayması propagandası, terör örgütlerine destek veriliyor gibi propagandalar"…
Her şeye rağmen, çoğulcu siyaseti benimseyen, demokratik standartlarını yükselten bir Türkiye, model ülke olabilir. Graham Fuller'in de belirttiği gibi; "Müslüman dünya bir lider arayışındadır; bir boşluk var oldukça, Türkiye, bu rolü sahiplenmeye en ehil ve becerikli olan ülkedir."