0

Cem Yılmaz tek kişilik gösterisinin bir yerinde korku filmlerinin klişelerini tiye alır. Yılmaz'a göre özellikle belirli tip korku filmlerinde hikaye hep aynıdır: Bir grup genç, gizemli bir yabancının tüm uyarılarına rağmen umarsızca bir ormana ya da terk edilmiş bir eve girerler ve orada başlarına korkunç şeyler gelir!

Hikayenin klişe olması bir yana Cem Yılmaz bu tür filmlerde karakterlerin hangi sıra ile öleceklerinin dahi klişeleştiğini söyler. Buna göre gruptaki şişman ve gözlüklü genç ilk öldürülecek olan kişidir.

Durup dururken nereden aklına geldi bu?, diye soracak olanlara cevabım, böyle bir şeyin hiç de durduk yerde akla gelmediğini söylemek olacaktır.

17 Nisan 2015 tarihi Resmi Gazete'de önemli bir hüküm yer almıştı. Buna göre 2015-2016 öğretim yılından itibaren tüm öğretmenler okul müdürlerince performans değerlendirmesine tabi tutulacaklardı. Öğretmenlerin performans değerlendirmesi okul müdürleri tarafından 50 adet kriter üzerinden yapılacaktı. İşe o hükmün gereği olarak öğretmenlerin performans değerlendirmeleri başladı.

Şimdi bir noktayı açık yüreklilikle belirtelim. Eğitim sistemimizin bugüne kadar tüm göstergeleri ile performansı ortada. MEB'in habbeden kubbeye hal-i pür melali ise sır değil! Zaten eğitim sistemimizin öğretmen de dahil olmak üzere herhangi bir paydaşına kulak verin, size durumu anlatacaktır.

O zaman mesele ne?

Böyle bir vasatta kestirmeden gidip MEB'in performans arayışını makul mü göreceğiz? Yoksa konu fazladan bir dikkati ve özeni davet ediyor mu diyeceğiz?

Hikaye eski bir hikaye esasında. Hem de Cem Yılmaz'ın korku filmlerine yaptığı atıfta olduğu gibi klişelerle dolu. Eğitimin nitelik düşüklüğü ile öğretmenin performansı arasında doğrudan bir bağ kurduğunuz zaman yüz yıllık klişe bir denklemin içine hapsoluyorsunuz. Tıpkı bugün MEB ya da alan dışından bir takım okumalar yapan zevat gibi.

Yüz yıldır sistem, kedisini bir şekilde görünmez kılıyor ve buharlaştırıyor. Tüm faturanın öğretmen tarafından ödeneceğini söyleyen bir üst-akıl, eğitim düşüncemizde sahici bir arayışın ve sistem üzerinden gerçekleştirilecek bir değişimin önüne geçiyor.

MEB'in kendi içinde bir teftiş mekanizması ve denetleme ağı var, personel belirli yetenekleri haiz kişilerden oluşuyor. Her biri üniversite mezunu, göreve başlayanlar bir sınava tabi tutularak o sınav üzerinden seçiliyorlar, yetmiyor göreve başladıklarından itibaren hizmetiçi eğitime alınıyorlar ve bu, görevde kaldıkları süre zarfında mütemadiyen sürüyor. Tüm bu süreçlerden geçen öğretmenler yeterlilikleri konusunda yine de kimseyi tatmin edemiyorlar.

Şimdi burada, 10 kişide birkaç kişiyi konu etmiyoruz. Eğer öyle olsa o zaman mevcudu onların yetersizlikleri üzerinden tanımlamak göze batmazdı. Burada sayıları milyona ulaşmış bir meslek grubundan söz ediyoruz. Bir milyon insanı, sistemin kendisini tartışma dışına çıkararak aslanların önüne atmak, performans değerlendirmesi değildir!

Lütfen, biraz ciddiyet!

Kaldı ki sahici bir performans arayışımızın olduğu da son derece şüpheli.

Bakanlığın kendi uygulamaları bu tartışmanın neresinde? Yönetici atama süreci bu tartışmanın neresinde? Ne öğretiliyor, nerede öğretiliyor, kime öğretiliyor bu tartışmanın neresinde?

Çarpıcı birkaç örnekle manzara ortaya çıkıyor aslında.

Mesela 50 kriter üzerinden öğretmen değerlendirmesini yapacak olan okul müdürleri mülakatın belirleyici olduğu bir sürecin sonucunda atanan kişiler. Sahici bir performans arayışı, mülakat ile yönetici atamanın neresine düşer?

Mesela sistem orta öğretim kurumlarındaki tüm öğrencilere düşük performans göstermelerini tavsiye ediyor, hatta onları teşvik ediyor!

Nasıl mı?

Yönetmelik uyarınca bir iki dersten – genelde bunlardan birisi Beden Eğitimi dersi oluyor- yüksek not alıp 50 ortalamayı tuttur, ben de seni otomatik pilota bağlayıp başarısız olduğun 6 dersten geçireyim. Matematik, Fizik, Edebiyat fark etmez!

Açıkça bakanlık öğrencilerden düşük performans göstermelerini isterken dönüp öğretmene performans soruyor. Tabii ki yukarıda sıraladığımız tüm soruları es geçerek!

O zaman tüm uygulama bir Cem Yılmaz anlatısında olduğu gibi karşımıza çıkıyor:

Ne olursa olsun fark etmez, şişman gözlüklü öğretmen ölecek!

Twitter:@_aydinali