Ülke olarak gerçekten enteresan bir yapımız var.

Son birkaç yıldır seçimlerin üst üste gelmesiyle birlikte giderek siyasallaşan toplum yapısı yaşanan felaketlerde hızlıca bir araya gelme, bir bütün olarak hareket etme kabiliyetine sahip.

Cuma günü Elazığ'da yaşanan ve büyüklüğü hiç de azımsanmayacak şiddette olan deprem sonrasında hızla yaraların sarılması için yekvücut olduk.

Gerek kamu kurumları gerekse sivil toplum kuruluşları AFAD koordinasyonunda hızlıca gerekli ihtiyaçların giderilmesi için seferber oldu.

Bu koordinasyon önceki afetlerden ders çıkarıldığını ve bu konuda yapılması gerekenler için önceden hazırlıkların yapıldığını gösterir.

Gerek depremlere, gerekse diğer felaketlere hazırlıklı olmak o felaketlerin olmasını engellemez. Ancak vereceği hasarı azaltmada son derece etkilidir.

Bu vesile ile Elazığ ve Malatya'da yaşanan ve çevre illerde hissedilen depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar dilerim.

***

Libya'da ne işimiz var?

Türkiye'nin dış politikada son dönemde attığı adımlar gerçekten çok önemli. Özellikle Libya konusunda atılan adımlar tarih kitaplarında yer alacak türden.

Ancak Türkiye'nin attığı bu adımları hala olumsuz bir şekilde eleştirip desteklemeyen siyasilerin ne yapmaya çalıştığını anlamak bir hayli güç.

Bir parti sözcüsünün "Türkiye'nin Libya'ya asker göndermesine karşıyız. Ama ateşkes için arabuluculuk yapmasını destekliyoruz" Sözleri ya dış politikadan anlamadıklarını ya da başkalarının onlara sufle verdiklerini gösterir. Çünkü bu konuda hiçbir bilgisi dahi olmayan bir kişi bile saha da olmayanı masaya oturtmayacaklarını bilir. Diğer taraftan darbeci Hafter güçleri halihazırda Libya'nın büyük bir bölümünü kontrol ederken karşısında desteksiz uzun bir süre direnemeyecek bir güce karşı masaya oturmayacağını…

Bu konuya genel başkanı şu şekilde cevap veriyor: "Dünyaya hükmetmek isteyen güçler ateşi elleri ile tutmazlar." Bu sözün ne anlama geldiğini gelin birlikte irdeleyelim. Dünyaya hükmetmek isteyen güçlere ABD, AB, Rusya ve çok uluslu şirketleri örnek olarak gösterebiliriz.

Peki, ateşi eli ile tutmazlar sözü ne anlama geliyor ve bu güçlerin ateşi tuttukları maşalar ne?

ABD, Suriye'de terör örgütü DEAŞ ile mücadele ederken PKK/PYD terör örgütü ile iş birliğini yaptığını biliyoruz. Yani ABD'nin maşası PKK/PYD. AB'de güçlü ülkelere bakalım: Fransa aynı şekilde PKK ile yürütüyor işlerini. Rusya'ya baktığımızda paralı askerleri üzerinden Libya'da varlık gösteriyor. Aynı şekilde çok uluslu şirketler de paralı askerler ve terör örgütleriyle iş yaparak bölgede varlık gösteriyor.

Yani bilerek ya da bilmeyerek Türkiye'nin bu ülkeler gibi terör örgütleriyle veya paralı askerlerle iş birliği yapmasını öneriyor.

İşin ilginç tarafı aynı ekip Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarında o zamanki adıyla Özgür Suriye Ordusu'nu terör örgütü olarak lanse edip ile TSK ile birlikte hareket etmesine de karşı çıkıyor, "Türk ordusu kendisi tek başına yapabilir" diyordu.

***

Ticaret Savaşları'nda son durum

Son dönemde ABD ve Çin'in arasında yaşanan ticaret savaşlarında birinci faz antlaşmaların imzalandığını görüyoruz. Özellikle 2008 krizi sonrası artan korumacı politikalar ticaret savaşlarına dönüşmüş ve küresel ekonomiyi büyük ölçüde olumsuz etkilemişti. Ancak son dönemde ABD ve Çin'in bu konuda uzlaşıya varmasının ardından ABD'nin rotayı AB'ye çevirdiğini görüyoruz. Nitekim Almanya Şansölyesi Merkel'in Türkiye'ye gelişi de boşuna değildi. AB'den ithal edilen otomobillere ek gümrük vergisi getirmeyi planlayan Trump'ın AB'yi koruma karşılığında para istediğini de biliyoruz.

Obama döneminde TTIP antlaşmasıyla ticaret hacimlerini artırmaya çok yaklaşmışken ABD'nin kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerine doğru Trump döneminde ticaret savaşları haline dönüşmesi küresel ekonominin gittiği yönü de aslında bize gösteriyor.

Küreselleşmenin giderek zayıfladığı, milliyetçi politikaların giderek arttığı, daha liberal, daha özgürlükçü, daha demokratik kurumlar sloganlarının giderek azaldığı bir dünyada güvenlik/refah ikilemi ortaya çıkmışken yapılacak tercih bir anlamda bellidir.