0

Tayland, Güneydoğu Asya'da ABD'nin yakın müttefiklerinden, aynı zamanda Batılı yatırımcıların özellikle turizm ve bankacılık sektörüne yatırımlarını yaptığı bir ülkedir. Eski Başbakan Yingluck Şinavatra, Çin ile politikalarını geliştirmiş, turizm ve bankacılık sektörleri başta olmak üzere; özellikle ekonomik ilişkilerini her geçen gün artırarak, ABD ve Batı'nın politikalarıyla ters düşmüştü.

Aslında darbenin ayak sesleri duyulmaktaydı. Diğer bir ifadeyle darbeye ortam hazırlanmıştı. Önce Başbakan Yingluck Şinavatra'nın aleyhine ülkede aylarca protesto gösterileri yapıldı. (Bu dönemin Türkiye, Brezilya, Mısır ve Ukrayna'daki toplumsal olayların vuku bulduğu zamana denk gelmesi ise bir hayli dikkat çekicidir). Daha sonra Tayland Anayasa Mahkemesi, Mayıs ayında Yingluck Şinavatra'yı azletti.

Ordunun yönetime el koymasından sonra, eski Başbakan Şinavatra ve Bakanlar tutuklandı. Tayland Genelkurmay Başkanı Prayuth Chan-Ocha televizyondan halka, "Düzenin tesis edilmesi ve siyasi reformların uygulanması gerektiğini'' söyledi. Tutuklananlar arasında akademisyenler ve basın mensupları da bulunurken, yazılı ve görsel medyada sıkı denetim altına alındı. General Prayut "Ülkede barış ve düzenin sağlanmasına büyük önem verdiklerini ve en kısa zamanda seçimlere gidileceğini" ifade ederek, klasik askeri darbe söylemini yineledi.

"Barış ve düzenin sağlanması için!" yönetime el koyan ordu, resmi adı Ulusal Barış ve Düzen Konseyi (UBDK) olan askeri cunta, beşten fazla kişinin bir araya gelmesini de yasakladı. Türkiye'de 27 Mayıs'ın yıl dönümünde, benzer askerimüdahaleye 12. kez maruz kalan Tayland, görüldüğü üzere çalkantılı günler geçirmekte. Ülkenin lokomotif sektörü turizm, bir belirsizlikle karşı karşıya.

Askeri Darbe'nin Küresel Görünümü - Türkiye

Ne yazık ki ülkemizde Latin Amerika, Afrika, Güneydoğu-Asya, Uzakdoğu-Pasifik bölgelerine aşinalığımız, gazetelerin veya dergilerin seyahat sayfalarından ileri geliyor. Akademik, diplomatik hatta ekonomik ilişkilerimiz olması gereken düzeyde değildir.

21. yüzyıl Türk Dış Politikası, her geçen gün genişleyen ve derinleşen, diplomatik ve kültürel ilişkiler ağıyla kendini göstermektedir. Çok boyutlu ilişkiler az önce bahsettiğimiz sahalarda etkisini gösterebilmeli, en azından dikkatle takip edilmesi gerekir. Maalesef kalıplaşmış Kemalist zihniyetin kabukları, hala kırılmış değildir.

2013 yılını merkeze aldığımızda önce Mısır, sonra Ukrayna ve ardından Tayland'da mevcut iktidarlar birbirine yakın dönemde ve yöntemle alaşağı edildiler. Halen Venezuela'daki durumlarda belirsizlik içinde.

Bu üç ülkeye baktığımızda Mısır'ın, Türkiye ile siyasi ve ekonomik ilişkilerinin arttığı, Ukrayna'nın Rusya'nın ekonomik bir parçası olduğu ve Tayland'ın ise Çin tarafından izole edildiği görülmektedir. Birbirlerine çok uzak ama etkileşimlerinin ortak olduğu bu hadiseler, ABD ve Batı dışında oluşturulmak istenen, yeni dünya düzenine karşı tırpan vurulduğunu göstermektedir. Benzer şekilde Brezilya'nın da, Venezuela ile ekonomik ve siyasi ilişkilerinin iyi olduğunu biliyoruz.

Tayland'da şuan, darbe karşıtı cılız gösteriler yapılıyor. Bir yandan iç savaş yaşanacağı söylentileri yayılmakta, öte yandan ordunun toplumsal barışı tesisi ettiği söylenmekte. Herhalükarda Tayland ekonomisi ağır darbe aldı.

Sanırım meseleyi özetleyen açıklamayı BM Genel Sekreteri, Banki-Moon yaptı: "Askeri darbeden üzüntü duyduğunu belirterek hızla anayasal, demokratik ve sivil bir yönetime geçilmesini'' istedi. Yani "Darbeyi yaptınız elinize sağlık, iktidarda fazla durmayın, Batı ile rahat çalışabilecek biri/birilerini getirin ve gidin, gerisini biz hallederiz".