0

Türkiye ve Dünya, Rus Uçağının Türk jetleri tarafından düşürülmesinden sonra Ankara ile Moskova arasında başlayan atışma krizine odaklanmış durumda. Uluslararası genel kanı, Rusların bir misillemede bulunacağı yönünde.

Aslında Türkiye-Rusya arasında böyle bir gelişmenin yaşanabileceğine dair sinyaller bir süreden beri geliyordu. Geçmiş yazılarıma bakarsanız ilkbahar aylarından beri bunun artçı sarsıntılarını görebilirsiniz. http://www.milatgazetesi.com/Rusya-Turkiye-iliskileri-catirdiyormu/68781#.Vl2FXnbqhHx

Türkiye,uçak krizini itidalli açıklamaları, 'diklenmeden dik durma' pozisyonuyla vakurlu duruş bir duruş sergiliyor. Türk-Rus ilişkilerinin seyrini Putin'e, dolayısıyla Rusların kucağına bırakmış durumda.

Rusyalar ise, Putin'in dağılan karizması ve Rusların (Kafkasya, Balkanlar, Ortadoğu ve Asya'da sürdürdüğü politikaların) imajına verdiği zararın kızgınlığını yaşıyor. Böylelikle krizi tırmandıran açıklamaları ile Türk-Rus ilişkilerinin sorumluluğunu sırtında taşıyor. Yoksa bir askerin ölmesi ve uçağın düşmesi umurlarında bile değil.

Rusya, uçak krizini bir üst safhaya taşımak istemeyecektir. Ruslar şuana kadar lehine olan bazı ekonomik kararlar alarak da Türk-Rus ilişkilerinin geleceğini duygusal bir reaksiyona heba etmek istemiyor. Rusya, Türkiye'ye bir askeri reaksiyonda bulunmayacaktır. Ancak, bir balıkçı teknesi, uçak, ticari veya yolcu gemisini ilk fırsatta intikam almak için değerlendireceğinden hiç kuşku duymamak gerekir.

Türkiye-Rusya ilişkilerinin geleceği için iki seçenek var. Birincisi, krizi tırmandırarak askeri bir müdahalede bulunacak. İkincisi ise diplomatik kanallarla veya medya üzerinden agresif söylemler devam edecek ve ekonomik bir takım uygulamalar tercih edilecektir. Kanaatim ikincisinin tercih edileceği yönünde.

Rusya, Batının uyguladığı ambargo yüzünden ekonomisi daraldı. Ruble, Dolar karşında değer kaybetti. Enflasyon ve fakirlik arttı. Batı'nın yaptırımları Kremlin'i iyice sıkıştırmıştı. Rusya'nin içinde bulunduğu durumu daha iyi kavramak için ülkenin iç dinamiklerini iyi okumak gerekli. Örneğin birçok banka iflasa yakın bir pozisyonda. Rusya'nın Ukrayna, Suriye, Güney Osetya'daki askeri varlığı yüzünden, ekonomiye ağır bir yük getirdiğini de unutmamak gerekir.

Türkiye'nin persfektifini yazmayacağım. Zira bir haftadır yeteri kadar medyada birçok doğru yorum yapılmış durumda. Burada vurgulamak istediğim husus, gerek karar alıcılar da gerekse toplumda bir huzursuzluğun olmayışı. Anlaşılan ekonomik, siyasi kazanımlar istikrarla birleşince böyle bir özgüveni yüksek bir hava estiriyor. Kış aylarında olmamız bile Rusların 'gaz kesme' tehditi bile endişelendirmiyor.

Tarihte 16 kez Türk-Rus savaşı oldu. Fransa ve İngiltere'nin telkinleri ve yardımıyla Osmanlıyı ve Rusları birçok kez birbirine savaştırıp zayıflattı. Şu anki konjonktürde Türkiye, belki süper bir güç değil ama güçsüz bir ülkede değil. Ancak Rusya'nın ekonomik, sosyal durumu gerilemesiyle bağımsız karar alabilecek durumda değil.

Uçak hadisesiyle Suriye özelindedünya genelinde yaşanan büyük hesaplaşmayı da ortaya çıkardı. Bugünkü uluslararası konjonktür ve politik tablo Türkiye-Rusya yakınlaşmasından oldukça rahatsızdı.

Özetle Türkiye ile çatışma Rusya'yı parçalar. Rusya'nın ekonomik ve sosyal olarak çökeceğini, Türkiye'nin kat ettiği gelişmenin ise tam manasıyla sekteye uğrayacağı aşikar.

Rusya, Sünni dünyayı kaybeder.Rusya ve hinterlantındaki milyonlarca Müslüman ve Çok geniş bir coğrafi güç, Türkiye ile etnik ve kültürel bağlarla bağlı. Rusya'nın soğuk savaş tecrübesinde bile rasyonel davrandığını ve elindeki kazanım ve riskleri çok iyi hesap edeceğini düşüyorum.

Putin'in kamuoyunda çok bahsedilen, 'çılgınlık' yapabilecek bir zemin en azından şuanda mümkün gözükmüyor. Ancak Türkiye, Putin'e misilleme fırsatı vermemek için dikkatli hareket etmek zorundadır. Türk-Rus ilişkilerin seyri kısa vadede olmasa da Orta vadede tekrar eski seyrine kavuşacaktır.

@HusamettinAslan

[email protected]