Siyasal bilgisi minumum düzeyde olan birisi bile bilir, mazbata verilmeden hiç kimse belediye başkanı değildir. Buna rağmen CHP'nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu yangından mal kaçırır gibi kendini resmen Belediye Başkanı ilan ediyor. Üstüne bir de Anıtkabir'e gidip, bu sıfatla imza atıyor. Kendisine Atatürkçü, demokrat diyen bir partinin adayının bunu yapması, hem Mustafa Kemal'in hatıratına saygısızlık etmiş hem de demokrasi kurallarını çiğneyerek anti demokrat bir tutum sergilemiş oluyor.
CHP'nin hemen her seçim sonrası YSK'ya başvuru yaptığını ve hatta Mansur Yavaş'ın bir önceki yerel seçimde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar gittiğini biliyorsunuzdur. Haklarıydı, kullandırlar. Ancak AK Parti'nin, demokrasinin en temel haklarından YSK'ya başvurarak tutanaklara yanlış işlenen oyları ve geçersiz oyların tekrar sayılması isteğine karşı büyük bir algı operasyonu çekmeye başladılar.
Seçim akşamından itibaren toplumu manipüle etmeye çalışıyorlar. Hedeflenen "Hakkımı yiyorlar, oylarımı çalıyorlar" algısı oluşturmak. Sadece toplumu da değil, yabancı devletlere karşı da Türkiye'yi itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Tüm bunlar, dışarıda malum güçlerce tertiplenmiş bir kaos ve çatışma oyunudur. Dahası ve en fenası düpedüz bir tahrik siyasetidir.
Bu planlamayı yapıp uygulayanlar, kamudaki FETÖ'cülerle PKK'lıları bu iş için koordine edenler, Millet İttifakı üzerinden PKK'yı Ege ve Akdeniz'e taşıyanlar, belediye şirketlerinin kalbine yerleştirenler, 31 Mart günü Türk demokrasisine, seçimlere müdahale etmiştir.
Şimdilik İstanbul'u konuşuyoruz ama Türkiye'nin kritik bölgelerinde de bu müdahalelerin izlerini göreceğiz. Açıkça söyleyeyim, 15 Temmuz darbe girişimini kırdığımız demokrasi nöbetlerine karşı, demokrasiye darbe ile karşı karşıyayız.
Her tebessüm edene, hoşgörü abidesiymiş gibi davranana inanmayın! 15 Temmuz işgal girişiminin önlenmesinde büyük payı olan Kahraman Şehit Ömer Halisdemir'in isminin Beylikdüzü'ndeki Anadolu Caddesi'ne verilmesi teklifine 'isim enflasyonu' olur diyen…
FETÖ'nün kapatılan BUGÜN TV kanalında yöneticilik yapan Cengiz Özkarabekir'e 2 yılda 19 milyonluk ihale verip ihya eden…
FETÖ'den tutuklanan Erkan Karaarslan ile 1 milyon 754 bin liralık danışmanlık anlaşması yapmış olan Ekrem İmamoğlu'ndan bahsediyorum.
15 Temmuz darbe girişiminden saatler kala yurtdışına çıkan İmamoğlu'nun başında olduğu bir İBB düşünün. Allah göstermesin yeni bir darbe girişimi olursa, İstanbul Belediyesinin iş araçları acaba hangi tarafta olur? Ankara'da belediye iş makineleri tankların yolunu mu kesecek, yoksa milletin yolunu mu? Büyük tabloya bakın diyorum, büyük tabloya!
Maşaları tutup, operasyonları pişiren ABD ben buradayım dedi!
Demokrasi abidesi (!) ABD Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması: "Özgür ve adil seçim demokrasinin önemli parçası. Buna meşru sonuçların kabul edilmesi de dahil."
Şimdiden aba altından "Bunu kabul edin, yoksa fena olur!" tehdidini savuruyorlar!
Sanırsın ABD sahiden demokrasiyi önemsiyor! Özgür ve adil seçimlerin ortaya koyduğu meşru sonuçlara saygılı!
Mısır'da özgür ve adil seçimle işbaşına gelen meşru Cumhurbaşkanı askeri darbeyle alaşağı edildiğinde ABD'nin safı askeri diktatörden yana oldu. Venezuela'da seçilmiş meşru Cumhurbaşkanı dururken bir başkası ABD tarafından resmen Cumhurbaşkanı olarak tanınıp ilan edildi. Venezuela'nın içi ABD tarafından bizzat karıştırıldı.
ABD'den yapılan bu açıklama tahrik ve tehdit içermektedir. İtirazlar sonrasında YSK farklı bir karar verirse bunu meşru sonuçlara müdahale olarak şimdiden yorumlayıp malum kitleleri sokağa dökme senaryosunu devreye almak tehlikeli bir tahrikin yanı sıra düpedüz hasmane bir tavırdır.
Üst akıl tamamen devrede. Sokak için körüklemeler başladı bile!
Üst aklın PKK/HDP-FETÖ destekçisi ABD'li Gazeteci/Yazar Michael Rubin Twitter'dan sokak çağrısı yaptı! 1 Nisan'da attığı şu tweet bu kirli tertibin apaçık ipuçlarını veriyor: "2009 yılında Ahmedinejad seçimi çalmaya çalışınca, İranlılar sokaklara çıkarak protesto ettiler. İran halkı acaba Türklerden daha mı demokrasiye değer veriyor? Gezi Parkı protestoları birilerinin ayarlarını bozmuştu."
Erdoğan'ın şahsında "diktatörlük" vurgusu! Seçimlerin çalınacağı iftirası! Malum kitleleri yasal itirazın ardından farklı bir karar çıkarsa Gezi tarzı sokaklara çağırma senaryosu!
Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo'nun 2 Nisan'da attığı şu tweet bu siyasetin Fransız versiyonu niteliğinde: "Türkiye'nin ve özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir'in çoğulcu demokrasiye, adalete ve temel hak ve özgürlüklere inanan Belediye Başkanlarını kutluyoruz."
En basit tabiriyle ötekileştirici, saygısız bir anlayış bu!
Kılıçdaroğlu'nun "Hiç kimse 48 saat uyumasın!" çağrısına PKK/HDP destekçisi AB Türkiye raportörü Kati Piri'nin şu tweetiyle verdiği destek manidardır: "İstanbul'da bu gece uyuyacak olan var mı?"
Her şey ortada. Daha ne oyunlar sahnelenecek göreceğiz.
31 Mart'ta hala devlet içinde varlığını sürdüren kripto FETÖ'cüler üzerinden bir operasyon çektiler bize. Bir de AK Parti içersindeki AKP'liler arkadan vurdu...
İçerden ve dışarıdan gelen saldırılara karşın Cumhur İttifakı yüzde 52 oyla gücünü gösterdi. AK Parti hala bu ülkenin en güçlü birinci partisi. Şimdi hasbi olanlarla yola devam günüdür. İnanın milletle gönül bağını kurmasını bilen hasbilerle AK Parti eskisinden daha güçlü olur.
Bugünlerde atılacak en ufak adımlar, büyük sonuçlar doğurabilir. Teğenni ile yaklaşmalı ve 'ya öyle değilse' sorusunu sormadan adım atmamalı. Kutuplaşma olmamalı ama Türkiye düşmanlarına karşı tarafımızı net olarak belli etmeli.
Biz bir oldukça, iri oldukça, diri oldukça, diri oldukça ve diri oldukça, kendiler çalar kendiler oynar.