Dolar (USD)
32.51
Euro (EUR)
34.54
Gram Altın
2489.98
BIST 100
9548.09
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE


'İnsanın insanlaşması' eğitimi

Eğitim sisteminin beşiği, ilkokuldur. İlkokul, evde verilen ebeveyn eğitiminin üzerine temellendirilen ilk eğitimdir. Nurettin Topçu’nun dediği gibi, ‘ilk temel hayat, çocuğa ilkokulda verilir.’

Öncelikle hikmet ve irfanla yüklü zengin ve köklü masallarımızı mektep içine sokmamız gerekir. Zira masallar hayatın kıymeti ve anlamını öğretir. Hayal ve hayat, masallarda bir gerçeklik kazanır. İnsan, toplumsal bir varlık olarak yeryüzündeki en değerli varlıktır. Buradan hareketle Topçu, hakikat sevgisinin, öğrencilere ve çocuklara verilmesini önerir. Hakikat sevgisi, eşyayı tanımakla olur. Öncelikle kendisini bilen varlığı bilecektir. Varlığını bilen, Rahman’ı bilecek ve böylece hakikat sevgisine ulaşacaktır. Çocuktaki düşünce, masalların verdiği ruhla gelişme kaydeder. (Türkiye Maarif Davası, 106-107)

Çocuğu düşündürmek önemlidir, ancak yeterli değildir. Bundan dolayı filozof Topçu, eğitimciler tarafından gerçekleştirilecek bir ahlak ‘tohumunun atılmasının’ gerekliliğini savunur. Ahlak eğitimi, şahsiyetin şekillenmesini getirecektir. Şahsiyetin maddî unsuru, bedendir. Ruhî şahsiyet ise, duygular, tasavvurlar, heyecanlar, istek ve ideallerden oluşur. Ki şahsiyetin ruhî yönü, insanda karakter gelişimine sebep olur. Ruhî yönün gelişmesi, maddî yönün zayıflamasını getirecek, böylece Nurettin Topçu’nun tarif ettiği gibi, ‘insanın insanlaşması’ gerçekleşecektir. Ruhî şahsiyet gelişmediği taktirde, kavga, kaos, niza ve ahlâkî kirlenmeler vücut bulacaktır.

Nurettin Topçu’ya göre, şahsiyetin bir de dışarıdan gelen içtimaî unsuru bulunmaktadır. ‘Şahsiyetin içtimaî unsuru, dışarıdan bize sunulan elbise gibidir’. Tıpkı Cemil Meriç’in “Sloganlar yönetiyor insanları. İdeolojiler yol gösteren birer harita değil, idrâke giydirilen deli gömlekleridir” (Bir Facianın Eşiğinde) dediği gibi. Kendi gömleğimizi giyerek ruhî şahsiyetimizi geliştirmemiz gerekir. Ruhî şahsiyet gelişmezse, taklit ve aşağılık duygusu çocukların karakteri haline dönüşür. Topçu’ya göre, karakter sahibi insan, kendine ait ruhî şahsiyeti geliştirir. Ruhî şahsiyeti gelişen çocuğun, iç âlemi zenginleşir, sahte unvan ve şereflere yönelmez. İşte ilkokul eğitimi, şahsiyet sahibi olmaya hazırlıktır.

Şahsiyetin sahibi çocuğa, gelenek ve köklerimizin getirdiği saygı ve hürmet duygusu verilmelidir. Hürmet duygusu, ‘alçaltma, kendini inkâr ve eksiltme değildir.’ Çünkü onun içinde insanlık cevheri bulunmaktadır. Sevgi ve hayranlık, hürmet duygusunu geliştirir. Bundan dolayı ahlâk terbiyesinde ilk yapılacak husus, hürmet duygusunu ve alışkanlığını kazandırmaktır. Hürmet, beraberinde vicdan ve merhametin de taşıyıcısı olmaktadır.

‘Yaratıcı ıstırap’ ifadesini kullanan Nurettin Topçu, bununla hizmet, vicdan ve fedakârlık duygusunu taşımayı kastetmektedir. Merhamet duygusu, ilkokul çocuğu için geleceğin ahlâklı, olgun insanı olma karakterini kazandırır. Bu açıdan ilkokulun asıl amacı ve nihaî gayesi, ‘şahsiyet sahibi insan yetiştirmektir.’ Aksi takdirde ‘makine kadar gaddar ve merhametsiz, kindar ve hürmetsiz bir nesil yetiştirmek’ zorunda kalmamız kaçınılmaz hale gelir. Burada ilkokulla birlikte hayatla mücadele içinde olan çocuğun modeli, muallimdir.

Her şeyden önce haya sahibi, kendini bilen, cesur, fedakâr, vatansever bir nesil yetiştirmek için ilkokulun kutsal kapısını açmak gerekir. Zira ilkokul ve onun devamı ortaokul yılları, manevî yapının inşa dönemidir. Maneviyat düzenleyip gelişmedikçe, teknik bilgilerin bir anlamı olmamaktadır. Akademik seviye önemlidir, ancak ondan daha önemlisi duyguların eğitimi ve ahlâkî seviyenin yükseltilmesidir. Topçu’nun ifadesi, durumu ne güzel özetlemektedir: ‘Öğrenmek zekanın, yapmak ahlâkın işidir.’ (TMD, 108-116)