0

Yunanistan bir süredir, AB ve IMF'den kredi alabilmenin peşinden koşuyor. Avrupa ise, Yunanistan'ın iflas edip etmeyeceği, etmesi durumunda AB'ye muhtemel etkilerine kilitlenmişti.

Yunanistan ile AB arasında bir süredir devam eden belirsizlik, kısmen de olsa çözüldü. Aslında kapsamlı bir antlaşmaya da varıl(a)madı. Zira AB, Yunanistan'ın, Rusya kartını gördükten sonra bir sınırlı göstermelik antlaşma ile Yunanistan'ıEuro Bölgesi'nden çıkartıp, Rusya'nın yörüngesine sokmak istemedi.

Yunanistan, 7.2 milyar Euro'luk mali yardımı 2015 Şubatından beri alamıyor. AB, Yunanistan'ın ekonomik reform programlarını doğru uygulamadığı için krediyi vermiyor. Çipras Hükümeti ise kurtarma paketlerini süre uzatılmadığı takdirde ülkenin büyük bir krize hatta iflas bile edeceğini savunuyor. Öyle ki IMF olan 1.7 Milyar Euro borcun ödeme takvimi de yaklaştı.

Yunan Hükümeti, AB'nin kemerleridaha iyi sıkma talepleri için, KDV oranlarını enerji, gıda, ilaç, kitap fiyatları üzerinden arttırdı. Yani enflasyonist bir ortam yaratılarak Yunan halkı, nefes alamaz hale getiriliyor. Bunun dışında, binlerce işçi ve memurun işten çıkarılması, maaşların düşürülmesi, emeklilik yaşının 65'ten 67'ye yükseltilmesi, kıdem tazminatında kesinti ve parlamentoda bazı kanunların çıkarılması gibi talepler yerinegetirildi. Çipras hükümeti, sendikaların sokağa çıkması yüzünden iç baskıya uğrayarak, grevlerden ötürü birazda olsa geri adım attı. Brüksel'de AB ile yapılan görüşmeler, Yunanistan bazı yaptırımları kabul etmesi sebebiyle uluslararası piyasalara olumlu yansıdı.

Tabii Çipras'da Troykanın bu baskısı karşısında boş durmuyor. Brüksel'deki görüşmelerden önce Çipras, Asya seyahati yapmış, bir anlamda destek aramıştı. Daha öncesinde Putin'in desteğini almış, son olarak 'Türk akımı' antlaşmasını, ABD ve AB'nin tüm muhalefetine rağmen Rusya ile imzalamıştı.

Yunanistan, şu an Rusya ile AB dolayısıyla da ABD'nin arasında sıkışmış durumda.

Bir yandan Rusya, Yunanistan'ı yanına çekmek istemekte. Diğer yandan AB ve ABD Yunanlıları yörüngesine almak istemekte. Rusya, önce Yunanlıları BRICS'e kabul edebileceklerini ilan etti.(Geçen ay Yunanistan'a 750 milyon Euro borç verdi.) Daha sonra Yunanistan'dan domates ihraç edilmesiyle ekonomik, Türk Akımı antlaşmasını imzalatarak da ekonomik, siyasi ve stratejik kazanımlar sağlanmasına neden oldu.

AB ve ABD ise, Çipras Hükümetini gerek Yunan kamuoyunda protestolar ve muhalefet partileriyle sıkıştırırken, gerekse Troykanın ekonomik baskısıyla ablukaya almış durumda. Ancak burada hassas bir çizgi söz konusu. ZiraYunanistan hükümetinin olası iflası durumunda, kendi para politikasını (Drahmi) belirlemek amacı ile Euro bölgesinden çıkacağını ilan etmesi, AB üyesi ülkelerini özelliklede de İspanya, İtalya ve Portekiz'i endişelendirmektedir. Bu bağlamda Yunanistan'ın olası iflasının bir diğer riski ise, AB bankalarında bulunan Yunanistan bono ve tahvillerinin uğrayacağı yüksek kayıp.

Sonuç olarak, Yunanistan, ekonomik çıkmazdan kurtulmak için hemen her yola başvuruyor. Çipras'ın en güvendiği ülke Rusya hem tek çare, hem de AB ile müzakerelerinde en önemli koz. Açıkçası oldukça da realist bir yaklaşım. Ancak Yunanistan'ın ekonomik krizin temel nedenlerini, Yunan ekonomisinin yapısal sorunlarında aramak ve çözüm üretmek, daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Aksi durumda,Rus-Yunan yakınlaşması iç siyasette siyasi ve ekonomik krizlere ve AB-Rusya ilişkilerinde yeni gerginlik konularına zemin hazırlayacağı muhtemel gözükmektedir. Bu bağlamda AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker'ın Yunanistan'ı 'buzda kayan ineğe' benzetmesi, Yunanistan'ın sıkışmışlığının bir sonucu olarak değerlendirilmektedir.

[email protected]
@HusamettinAslan