0

Türkiyeli münevverlerin kavramları kullanmada akıl izan tanımamaları epidemiktir. Bu münevverlerden İttihatçı olanları kavramlara takla artırmada epey hünerlidirler.

İşte bunlardan biri de "ilericilik" kavramı. Varsa ilericilik denen bir şey, gericilik denen bir şeyin de olması gerekiyor..

İlericilik... Gericilik...

Böyle bir saçmalığı ilk kim ortaya attı bilmiyorum. Muhtemelen Fransız rönesansından bize miras kaldı. Orhan Hançerlioğlu'nun felsefe sözcüğü kitabında ilericilik için şu ifadeler kullanılmış;

"Toplumun gelişimsel evrimine ve ileriye doğru yenileşmesine katkıda bulunma. İlerlemeden yanalığı dile getirir. Gericilik deyiminin karşıtıdır. İlericilik, en açık anlamında; doğanın, toplumun ve bilincin işleyiş yasalarını bilmek ve bu işleyişe ayak uydurarak insansal gücün büyük etkisiyle bu işleyişi hızlandırmaya çalışmak demektir. ilericilik doğal, gericilikse doğaya aykırıdır. Ne var ki ilericilik bir bilgi ve aydınlık işidir. Bilgili ve aydın olmayanlar zorunlu olarak gerici kalırlar. Gericilik, temelde, çelişik bir terimdir. Çünkü evrenin en temel yasalarından biri geriçevrilmezlik'tir. Gericiler olanaksızı oldurmaya çalışırlar. Bundan başka hem evrende hiçbir şeyin ilerlemediği, ilkin nasılsa hep öyle kaldığı ve sonsuza kadar da öyle kalacağı yanılgısı içindedirler; hem de olanaksız bulunduğuna inandıkları ilerlemeyi durdurmaya çalışırlar. Bütün bu çelişkiler, gericiliğin doğal niteliği olan bilgisizliğin ve karanlığın zorunlu sonuçlarıdır."

Bu sözleri defalarca okudum. Ben böyle saçma sapan birşey görmedim. Bu tuhaflıklar üzerinden toplumu dizayn etme çabaları var üstelik.

Fransız kralının sağında oturanların sağcı, solunda oturanların solcu olduğu ve bazı toplumsal kesimlerin bu şekilde tanımlanması kadar salakça buluyorum bu 'ilerici-gerici' ifadelendirilmeleri.

Felsefeciler bi işe yarayıp bu şablonları yıksalar iyi olacak... Köşe yazarlarına yürüyebilecekleri bir yol açsınlar. Aksi halde "biz çok ilerici, aydınlanmacıyız" zevzekliklerini okumaya devam edeceğiz.

İşte bu saçmalıkların en ünlülerinden biri 27 Mayıs 1960 darbesidir. Elbette bu ün Türkiye sınırlarıyla kısıtlı. Dünyanın geri kalanı, bir grup çapsız generalin belindeki silaha güvenip horozlanmasıyla ilgili olmadı hiç bir zaman. "Tipik üçüncü dünya ülkesi" deyip geçtiler.

1960 darbesi ilericiydi…

İttihatçılarımız, kendini sosyalist sanan Kemalistlerimiz, kendini Sosyalist sanan Kemalist Kürtçülerimiz böyle diyor. ("Kemalist Kürtçüler" lafı bana ait değil. Bizzat akıl hocaları Yalçın Küçük'e ait.)

Onlar öyle diyor fakat Kemalist Kürtlerin 'tırşıkçı', 'caş' diye aşağıladığı Kürt yazar Ümit Fırat, 27 Mayıs darbesi kumaşının kalitesini net olarak sunuyor.

"1960 darbesinde Milli Birlik Komitesi 1925 Şark Islahat Planı ile uygulamaya konan iki maddeyi tekrar yürürlüğe koydu

Aslen Türk olup Kürtlüğe mağlup olmaya başlayan bervech-i atî Malatya, Elaziz, Diyarbekir, Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Hozat, Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Palu, Çarsancak, Çemişgezek, Ovacık, Hısn-ı Mansur (Adıyaman), Behinsi (Besni), Arga (Akçadağ), Hekimhan, Birecik, Çermik, vilayet ve kaza merkezlerinde hükûmet ve belediye dairelerinde ve sair mücessesat ve teşkilatta, mekteplerde, çarşı ve pazarlarda Türkçeden maada lisan kullananlar evamir-i hükûmete ve belediyeye muhalif ve mukavemet cürmile tecziye edilirler." (Madde 13)

Fırat garbındaki vilayetlerimizin bazı akvamında dağınık bir surette yerleşmiş olan Kürtlerin Kürtçe konuşmaları behemahal men edilmeli ve kız mekteplerine ehemmiyet verilerek kadınların Türkçe konuşmaları temin olunmalıdır. (Madde 16)."

Kürt kimliğini ret eden, Kürtçe konuşulmasını yasaklayan, Kürdistanın her tarafına "vatandaş Türkçe konuş" diye afiş asan general Cemal Gürsel ve avanesi ilerici, bu uygulamaları çöp tenekesine atıp Kürt kimliğinin ve dilinin üstündeki yasakları kaldıran Tayyip ise gerici, diktatör…

Yerseniz artık…

Bu kafayla "çak, nasıl salladık ama!" diye sevindirik de olmuştunuz hatırlarsanız…

Kürdistan bölgesi belediyelerinde Kürtçe

Şiddetle arasına mesafe koymada başarısız olup barış umutlarını hayal kırıklığına çeviren HDP'li belediye başkanlarının görevden alınmasının ardından yaşananlar olumlu ve olumsuz kategorilerinde toplanabilir. Bu illerin ihtiyacı olan belediye hizmetlerinin eskisine kıyasla daha iyi olması olumlu. Atanan belediye başkanlarından bazılarının Kürtçeye karşı tutumları ise olumsuz.

Atanan birçok belediye başkanının ilk işi Türkçe ve Kürtçe hizmet veren belediye resmi web sitelerinden Kürtçe'yi çıkarmak oldu. Bunu neye hizmet ederek yaptıklarını ben anlayamadım.

Daha önce HDP'nin elinde olan Diyarbekir belediyesi web sitesi 3 dille (Türkçe, Kürtçe, Zazaca) hizmet ediyor şu anda oysa.

Başkan Cumali Atilla'yı tebrik etmek gerekiyor.

Uzun süredir Ak Partinin yönetiminde olan Bingöl Belediyesi resmi web sitesinde Türkçe ve Zazaki hizmet dili olarak sunuluyor. Burda da başkan Yücel Barakazi alkışı hakediyor. Demek ki Ankara'dan Kürtçeye karşı olumsuz bir tavır söz konusu değil.

Anlaşılan, atanan isimlerin kendi insiyatifleri bu şekilde.

Bürokrasinin kafası birşeye basmaz bunu iyi bilirim. Bu kişiler de bürokrasiden bu koltuklara geçtikleri için hala bürokrasinin mantığı ile hareket ediyorlar sanırım.

İçişleri Bakanımız sayın Süleyman Soylu bu mevzuya bi el atarsa iyi olacak. Kürdistandaki bütün belediyelerimizin resmi web sitelerinde Türkçe ve Kürtçe hizmet dilinin kullanılması bir an önce gerçekleşmeli.

Sadece Kürdistan bölgesinde değil Türkiye'mizin her ilinde iki dilli hizmet başlatılmalı. İstanbul Beldiyesinin Kürtçe olarak da hizmet vermesi bana göre zorunlu. İstanbul'un aynı zamanda bir Kürt ili olduğunu kim inkar edebilir? İstanbul'un fethinde Osmanlı ordusunda can veren Kürtler var. Kansa kan..

Bir Konyalı olarak Konya Belediyesi web sitesinin Kürtçe olarak da hizmet vermesini istesem çok şey mi istemiş olurum? Konyada 200 yıllık geçmişi olan Kürtlerin de belediyede hakları var. Bu hakların verilmesi zamanı geldi.

"Şaredarê Bajarê Mezin ê Konya."

Yakıştıda.

Tüm partiler için söylüyorum, belediyeciliğiniz felaket, bari sosyal hizmetleriniz tatminkar olsun.

Söylenmese eksik kalırdı

"Ba behrê, aqil jî mirovan radike pêdarê"

"Rüzgar denizi, akıl da insanı şahlandırır"

-Laz Atasözü-