Dijital dünyada var olmak artık sadece iyi ürün üretmekle olmuyor. Görünür olmak gerekiyor. Üstelik sürekli görünür olmak. Sosyal medyada, web sitesinde, reklamlarda… Ama küçük ve orta ölçekli işletmeler için bu hiç kolay değil. Tasarımcıya bütçe ayırmak zor. Ajansla çalışmak maliyetli. Sürekli içerik üretmek ise başlı başına bir mesai.
Google Labs’in geliştirdiği Pomelli tam da bu noktada devreye giriyor. Basit bir mantıkla çalışıyor ama arkasında güçlü bir yapay zekâ var. Sistem önce markanızı tanıyor. Web sitenizi analiz ediyor. Renklerinizi, yazı tipinizi, kullandığınız dili, görsel tarzınızı çıkarıyor. Buna “Business DNA” diyor. Yani markanızın dijital parmak izi.

Sonra iş kolaylaşıyor. Kampanya fikirleri üretiyor. Üstelik genel öneriler değil. Sizin markanıza özel. Bir takı tasarımcısıysanız buna uygun bir dil kullanıyor. Butik kahve satıyorsanız başka bir estetik öneriyor. Yoga stüdyosuysanız bambaşka bir atmosfer kuruyor. İçerik üretirken boş ekrana bakma derdini ortadan kaldırıyor.
Asıl dikkat çekici taraf ise Photoshoot özelliği. Bu özellik stüdyo maliyetini neredeyse sıfırlıyor. Ürünün basit bir fotoğrafını yüklüyorsunuz. Sistem onu stüdyo kalitesinde görsellere dönüştürüyor. Işık ayarlanmış. Arka plan düzenlenmiş. Marka renkleri uygulanmış. Sanki profesyonel çekim yapılmış gibi.
E-ticaret yapanlar için bu ciddi bir avantaj. Trendyol, Amazon ya da kendi sitenizde ürün görseli satışın kaderini belirler. Güven, ilk bakışta oluşur. Pomelli ile her ürün için ayrı ayrı stüdyo kurmanıza gerek kalmaz. Yeni gelen ürünü hızlıca kampanyaya hazırlayabilirsiniz. Özellikle sezonluk ürünlerde hız büyük fark yaratır.
Dijital içerik üreticileri için de önemli. Sponsorlu içerik hazırlayanlar, butik markalarla çalışan influencer’lar artık daha profesyonel kampanya görselleri üretebilir. Üstelik marka estetiğine sadık kalarak. Komutla düzenleme yapabiliyorsunuz. Referans stil yükleyebiliyorsunuz. Metni ve görseli birlikte şekillendirebiliyorsunuz. Bu da kreatif süreci hızlandırıyor.
Pomelli sadece görsel üretmiyor. Ürün linkinizi eklediğinizde başlık ve açıklamalardan kampanya bağlamı oluşturabiliyor. Yani metin tarafında da destek sunuyor. Bu özellikle performans reklamı yönetenler için değerli. Meta ve Google Ads kreatif testlerinde hızlı varyasyon üretmek mümkün hale geliyor.
Bugün için Photoshoot özelliği ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’da beta olarak sunuluyor. Henüz Türkiye’de kullanımda değil. Ama yakın zamanda ülkemize de açılması bekleniyor. Pazarlama elbette ajansların yada büyük ekiplerin ayrıcalığı olacak. Ama bütçesi pek te olmayan küçük işletmeler için iş görür durumda. Bu sayede yapay zekâ ile kobiler de güçlü bir marka dili kurabilecek.
Önümüzdeki dönemde asıl farkı hız belirleyecek. Kim daha hızlı içerik üretirse, kim daha tutarlı marka dili kurarsa o kazanacak. Pomelli bu süreci demokratikleştiriyor. Stüdyo ışıklarını herkes için açıyor.
Ve dijital çağda ışık, görünür olmak demek.

Google Gemini ile herkes için 30 saniyelik müzik dönemi
Google uzun zamandır sessizce bir şey inşa ediyordu. Yapay zekâ ile müzik üretme fikri yeni değil. Ama bu kez fark şu: Artık herkes kullanabiliyor. Gemini uygulamasına gelen Lyria 3 modeliyle, birkaç cümle yazarak ya da bir fotoğraf yükleyerek 30 saniyelik özgün bir müzik parçası üretmek mümkün hale geldi.
Bir fikir yazıyorsunuz. Örneğin “eski günleri hatırlatan nostaljik bir pop.” Birkaç saniye sonra karşınızda sözleri yazılmış, bestesi yapılmış, hatta kapağı tasarlanmış bir parça duruyor. Üstelik sözleri sizin yazmanız gerekmiyor. Sistem otomatik oluşturuyor. İsterseniz tempo belirliyorsunuz. İsterseniz vokal tarzını seçiyorsunuz. Kontrol sizde.
Bu bir albüm prodüksiyonu aracı değil. Google da bunu açıkça söylüyor. Ama bir “an üretme” aracı. Paylaşılabilir, hızlı, yaratıcı bir an. Bugünün dijital dünyasında tam da ihtiyaç duyulan şey bu.
E-ticaret tarafını düşünelim. Bir ürün lansmanı yapıyorsunuz. Yeni bir sneaker modeli. Ya da el yapımı bir deri cüzdan. Ürün fotoğrafını yükleyip, markanızın ruhuna uygun kısa bir parça üretebilirsiniz. O müziği Instagram Reels’ta kullanırsınız. YouTube Shorts’ta arka plan yaparsınız. Reklam videonuz sıradan bir stok müzik yerine size özel bir tınıyla çıkar. Bu küçük fark, markayı akılda kalıcı yapar.
Dijital içerik üreticileri için iş daha da ilginç. Shorts üretirken artık jenerik müzik aramak zorunda değilsiniz. Dikkat çekici, hikâyeye uygun müzikler üretmek mümkün. Bir köpeğinizle doğa yürüyüşü mü çektiniz? Fotoğrafı yükleyin. Size o ruhu yansıtan bir parça versin. İçerik bir anda duygusal bağ kurmaya başlar.
Tabii rekabet var. Suno gibi modeller daha uzun şarkılar üretebiliyor. Daha detaylı kontrol sunuyor. Lyria 3 şu an 30 saniye ile sınırlı. Ama Google burada başka bir şeye oynuyor. Güven ve telif tarafına.
Üretilen her parça görünmez bir filigranla işaretleniyor. Yani bu müziğin yapay zekâ ürünü olduğu teknik olarak tespit edilebiliyor. Ayrıca Gemini’ye bir ses dosyası yükleyip bunun Google AI ile üretilip üretilmediğini sorabiliyorsunuz. Telif davalarının konuşulduğu bir dönemde bu yaklaşım önemli. Google, modeli sanatçıları birebir taklit etmeyecek şekilde tasarladığını söylüyor.
Bugün içerik üretimi hız demek. Duygu demek. Dikkat demek. Lyria 3 tam bu noktaya dokunuyor. 30 saniye kısa gelebilir. Ama TikTok çağında 30 saniye bazen fazlasıyla yeterli.
Bir e-ticaret markası için ürün müziği üretmek. Bir ajans için kampanya introsu hazırlamak. Bir influencer için kişisel jingle oluşturmak. Bir yazar için yazıya eşlik eden kısa bir ses atmosferi yapmak. Bunların hepsi artık teknik bilgi gerektirmeden mümkün.
Belki henüz müzik endüstrisini değiştirmiyor. Ama dijital anlatım biçimini dönüştürmeye aday. Ve asıl soru şu: Markanızın sesi var mı? Eğer yoksa, artık birkaç cümleyle oluşturabilirsiniz.