Son dönemde sosyal medyada ve alışveriş uygulamalarında bir isim yeniden görünür olmaya başladı: Temu.

Bir süre Türkiye’de sipariş verilemez hale gelen bu platform şimdi tekrar aktif görünüyor. Peki gerçekten geri mi döndü? Temu nedir, neden kapandı, şimdi neden yeniden açıldı ve bu durum Türkiye için ne anlama geliyor?

Temu, Çin merkezli bir e-ticaret platformudur ve dünyada çok kısa sürede büyüyen bir alışveriş uygulaması olarak öne çıktı. Tarifi basit: Daha çok Çin menşeli ucuz ürün satılan bir platform. Satılan ürünler genellikle doğrudan üreticiler ya da toptancılar tarafından mümkün olan en düşük fiyatla satılıyor. Özellikle Çin meşeli ürünler yerel platformlarda daha pahalıya görürken, Temu’da oldukça düşük fiyatlarla karşılaşmak mümkün. Bu nedenle özellikle ucuz ürün arayan tüketiciler için cazip bir alternatif haline geldi.

Temu’nun Türkiye açısından önemi tam da burada başlıyor. Türkiye’de e-ticaret son yıllarda ciddi bir ivme kazandı. Yerli pazar yerleri büyüdü, küçük işletmeler dijital mağazalar açtı, birçok KOBİ internet üzerinden satış yaparak ayakta kalmaya başladı. Böyle bir ortamda ultra düşük fiyat politikasıyla çalışan küresel bir oyuncunun pazara girmesi dengeleri doğal olarak etkiliyor. Çünkü mesele sadece alışveriş değil, aynı zamanda rekabet, üretim ve vergi politikası meselesi.

Geçen haftaya kadar yurt dışından gelen 30 Euro altındaki bireysel siparişler gümrük vergisinden muaftı. Bu da küçük tutarlı ürünlerin vergisiz şekilde ülkeye girmesini sağlıyordu. Platform bu avantajı çok iyi kullandı. Ürünler Çin’den küçük paketler halinde gönderiliyor ve tüketiciye oldukça uygun fiyatlarla ulaşıyordu. Ancak zamanla bu durum milyonlarca küçük paketin vergisiz giriş yapmasına yol açtı ve devlet bu uygulamayı değiştirdi.

30 Euro vergi muafiyetinin kaldırılmasıyla birlikte sistem değişti. Artık yurt dışından gelen ürünlerde vergi uygulaması daha geniş kapsamlı hale geldi. Bu değişiklik Temu’nun eski fiyat avantajını önemli ölçüde azalttı ve platform Türkiye’ye satışlarını sınırladı. Birçok kişi Temu’nun Türkiye’den tamamen çekildiğini düşündü.

Bu vergi muafiyeti toplumu ikiye böldü. Türkiye’de faaliyet gösteren küçük işletmeler ve yerli satıcılar bu kararı büyük ölçüde olumlu karşıladı. Çünkü 30 Euro muafiyeti, özellikle Çin menşeli ürünlere ciddi bir fiyat avantajı sağlıyordu. Yerli üretici vergisini ödüyor, stopajını veriyor, KDV’sini ödüyor, kira ve personel maliyetiyle çalışıyordu. Buna karşılık yurt dışından gelen küçük paketler vergisiz girebiliyordu. Bu durum haksız rekabet olarak görüldü. Fakat yerli platformlarda bazı satıcılar bunu fırsat bilerek bir anda ürünlerine beş kat zam yaptı. Bu da tüketicileri kötü etkiledi.

Kaynaklardan edinilen bilgiye göre bugün gelinen noktada ise farklı bir model görüyoruz. Temu bu kez daha resmi bir çerçevede hareket ediyor. WhaleCo adı altında Türkiye’de resmi ithalatçı konumunda bir yapı oluşturdu. Türkiye’de ithalatçı şirket modeli üzerinden vergi tahsilatını sipariş anında hesaplayarak süreci yürütecek. Yani ürün vergisi baştan belirlenecek ve gümrük işlemleri belirli bir yapı üzerinden tamamlanacak. Bu durum, sistemin önceki döneme göre daha düzenli hale geldiğini gösteriyor. Gelinen tablo daha çok Türkiye’ye uyarlanmış bir satış modeli görüntüsü veriyor.

Dikkat çeken bir diğer değişiklik ise sepet limiti. Yeni uygulamada toplam tutarı 580 TL’nin altında kalan siparişler işleme alınmıyor. Bu da küçük ve çok düşük tutarlı alışverişlerin önüne fiilen bir eşik koyuyor. Ayrıca platformdaki ürün çeşitliliğinin ilk etapta sınırlı olduğu, ancak ilerleyen dönemde seçeneklerin artırılmasının planlandığı belirtiliyor. Yani Temu’nun Türkiye’deki ikinci dönemi, temkinli ve kontrollü bir başlangıç görüntüsü veriyor.

Ancak burada önemli bir denge var. Tüketici açısından bakıldığında daha ucuz ürün her zaman cazip görünür. Enflasyon baskısının hissedildiği bir ortamda uygun fiyatlı alışveriş imkânı birçok kişi için rahatlatıcı olabilir. Fakat üretici açısından tablo farklıdır. Türkiye’de maliyetlerle üretim yapan küçük işletmeler için bu fiyat seviyeleriyle rekabet etmek kolay değildir. Bu nedenle Temu’nun varlığı sadece alışveriş tercihi değil, ekonomik bir tartışma konusudur. Fakat gerçek şu ki; maalesef toplumumuzun ve özellikle öğrenci kesimin ekonomik durumu pek iyi değil. Bu sebeple ucuz ürüne ulaşmanın her zaman bir yolu olmalı diye düşünüyorum.

Sonuç olarak Temu’nun Türkiye’ye geri dönüşü klasik anlamda bir yatırım hamlesi değil, uyarlanmış bir satış modelidir. Bu durum kısa vadede tüketiciye fiyat avantajı sunabilir. Ancak uzun vadede yerli üretim, rekabet dengesi ve ekonomik politika açısından nasıl sonuçlar doğuracağı zamanla ortaya çıkacaktır. Asıl mesele Temu’nun gelip gelmemesi değil, Türkiye’nin küresel e-ticaret rekabetinde nasıl bir konum alacağıdır.