Mutlak butlan kararının ardından CHP’de yaşananlara görüyorsunuz.

Camianın ağır topları nasıl da birbirlerine girdi, içerideki çatışmalar nasıl da yüzeye çıktı.

“Bir gün her nefis hain denmeyi tadacaktır!” gibi bir durum var bu partide.

Tarihi boyunca iç çatışmalar üreten, darbelere ve darbe girişimlerine destek veren, baskıcı-şedit-jakoben bir yapı bu.

Keskin sirke küpüne zarar.

Usulünce üstesinden gelebilecekleri zorlukları şiddetle, hakaretle aşmaya çalışıyorlar.

Sürekli olarak fraksiyon üretiyor, kendi kendilerini imha ediyorlar.

CHP’ye bakışımızı herkes bilir.

Bu partinin iç çatışmalar içine sürüklenmesinden hoşlanmamız beklenir.

Amma velâkin, ben bu ülkede huzur istiyorum.

Sabah akşam CHP konuşmak istemiyorum!

Bu parti, ülkeyi her zaman iç çekişmeleriyle meşgul etmiştir.

Kendisini huzursuz etmekle kalmamış, ülkeye vakit, enerji ve kaynak kaybettirmiştir.

Partililerin “Haksızlığa uğradık, iktidar bize operasyon yapıyor!” yollu söylemlerini, CHP’deki kavganın “iç kavga” mahiyeti arz etmesi boşa düşürmektedir.

Siz, ülkenin başına getirmek, Cumhurbaşkanı yapmak istediğimiz Kemal Kılıçdaroğlu’na, bir vakitler “Gandi Kemal” diyerek göklere çıkarttığınız politikacıya “hain” diyorsunuz.

Kurultay’da “ayak oyunlarının” döndüğünü, kirli mekânlarda kirli pazarlıkların vuku bulduğunu iddia eden ve bu iddialarını yargıya taşıyan CHP’lilere “hain” diyorsunuz.

Muharrem İnce’ye, Gürsel Tekin’e bile “hain” dediniz.

CHP’yi babanızın malı gibi gördüğünüzden “Burası bizim babaevimiz!” diyorsunuz.

Partinin kurucusu Atatürk’ü çekiştirip duruyor, mezarında bile rahatsız ediyorsunuz!

Atatürk, ömrünün son demlerinde sadece hastalıktan dolayı değil, kendisini ve ekibini “etkisiz hale getirmek” isteyenlerden çok çekmişti.

Başbakan değiştirerek üzerindeki baskıyı azaltmaya çalışmış ama başaramamıştı.

Sonrasında İnönü-Ecevit kavgalarına şahit oldu bu ülke.

Ecevit-Baykal, Baykal-Sarıgül kavgalarına öğrencilik ve gazetecilik hayatımızın bir yerlerinde şahitlik ettik.

Baykal-Sarıgül Kurultayı’nda öylesine şiddet gösterileri vardı ki, salonda gazeteci olarak görevini yapmaya çalışan bendenizin kafasına tarafların birbirlerine fırlattıkları plastik sandalyelerden biri isabet etti.

O salona kanımız döküldü!

CHP’li şiddetine hep şahitlik ettik biz, mağduru da olduk.

İşte son olarak CNNTÜRK muhabiri, sırf görevini yaptığı için bir parti ağır topu tarafından şamarlandı!

*

Bu kadar lâftan sonra gelelim sadede:

CHP nasıl kurtulur?

Hemen cevap verelim, bölünerek kurtulur.

Bu yapı bölünmeye hazır ve nazırdır, olacak olan da çok büyük ihtimalle budur.

Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’na büyük tepkiler var ama bunların dozu zaman içinde düşecektir.

Ateş sönümlenecektir.

Zaman Kılıçdaroğlu’nun lehine işlemektedir.

Mühür kimdeyse Süleyman odur!

Dolayısıyla İmamoğlu baskısı altındaki Özgür Özel’in yapabileceği tek şey yeni bir parti çatısı altında taraftarlarını toplamasıdır.

Bunun önünde de, Kurultay sürecindeki “Mutlak Butlan” kararına götüren iddialardan dolayı “yargılanması” gibi bir engel olabilecektir.

Hukukçular meselenin “Ceza Kanunu” tarafına bakan boyutuna da dikkat çekmektedir.

*

Özgür Özel hızlı hareket ederse, barajı aşabilecek bir partinin başında olabilir.

Zaman geçirirse, iddiasını tamamen kaybeder.

CHP için çok çok zor bir durum.

Vazo kırılmadı, paramparça oldu.

Ne kadar yapıştırmaya çalışırsan çalış…

Su sızdırır artık!

Aslında…

Bu işi toparlayabilecek bir isim var ama…

Onu da bir sonraki yazımızda söyleyelim kısmetse.