Allah, insanı en güzel özelliklerle yaratmış; çeşitli insanî değerlerle donatmış ve bu değerlerini koruduğu yani Allah’a inanıp iyi ve yararlı işler yaptığı sürece; onlara kesintisiz ve başa kakılmayan bir ödül vereceğini belirtiyor! İnsan, bu güzelliğini ve yararlılığını sürdürdüğü sürece; Allah ona yardım eder! Ancak bu özelliklerini korumadığı zaman yaratılmışların en aşağı derecesine; insan olmaktan çıkarıp hayvanlardan da beter bir duruma düşüreceğini belirtiyor! İnsanın söz konusu özelliklerini koruması için yani aklını, iradesini, vicdanını iyi ve yararlı bir biçimde kullanabilmesi için eğitilmesi gerekir. Bundan ötürü Allah insanların eğitilmesi amacıyla elçilerini görevlendirmiştir. Bu anlamda elçiler birer eğitmendirler. Bundan ötürü bir eğitimci olarak kullanmakta olduğumuz “öğretmen” kavramını yetersiz görüyorum; çünkü öğretmen sadece bilgi öğretiyor anlamına gelir! Oysa öğrencilerimize hem bilgiler vermemiz hem de bu verilen bilgileri, davranışlarla somutlaştırmamız, terbiye etmemiz, oryantasyon yapmamız gerekir. Bundan ötürü “eğitmen” adını kullanmak daha doğru olur diye düşünüyorum!
Eğitim: Önceden verilen bilgiler yardımıyla kişilerin davranışlarında değişiklikler beklemektir. Medeniyetimizde kullandığımız terbiye kavramı da istenilen şekilde yetişmesini sağlamak için bir kimseye bilgi ve nitelikleri kazandırmaktır! Kişinin davranışlarında, diğer insanlarla olan ilişkilerinde ölçülü ve ince davranış biçimidir terbiye! Hatta bu davranış biçimini göstermeyenlere; “terbiyesiz” yani eğitim görmemiş deriz.
Eğitim, öncelikle ailede; sonra çevrede, sonra da okulda verilmelidir. Bundan ötürü eğitimin temeli ailede atılır! Bundan ötürüdür ki davranış bozukluklarını gösterenler için; “aile terbiyesi görmemiş” deriz!
Temel sağlam değilse üzerine yapacağınız katlar sağlam olsa bile bina yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır! Atalarımız, “Ağaç yaş iken eğilir!” derken eğitimin küçük yaşlardan itibaren verilmesi gerektiğine dikkatimizi çekmektedirler! Ağaç gelişip iyice kalınlaştıktan sonra onu eğmeye çalışırsak eğilmez, kırılır! İnsan da büyüdüğünde onu terbiye etmeye çalıştığımızda istediğimiz kıvama gelmeyeceği gibi tam tersine antipati yaparak tamamen kontrolden çıkabilir! Onu zapt etmek mümkün olmaz!
Eğitimden kasıt, sadece bilgiler vermek değildir elbette; çocuğa öncelikle Allah’a karşı sorumluluk; hesap vereceğinin bilinciyle yetiştirmek şarttır! Boşuna; “Allah’tan korkmayandan kork!” dememişler! Hesap vereceklerine inanmıyorlarsa insanlar, dünyadaki cezayı da birilerine güvenerek hiçe sayıyorlar ve olmadık rezaletler sergiliyorlar!
Bu eğitim toplumun temeli olan ailede verilmeli; aile bireylerinin de iyi örnekler sergilemeleri gerekir! Çocuk gördüğüne özenir ve yapmaya çalışır! Anne babanın çocuğa rol model olması gerekir! Çocuğa, okulda aile eğitimini destekleyen tamamlayıcı eğitimler verilerek ailenin temel eğitimi güçlendirilmelidir!
Aile, çocuğa; dil öğretir, eşyanın adını öğretir; neyin yararlı, neyin zararlı olduğunu hatta ateşin yaktığını “cızzz!” diye ses çıkararak öğretir! O halde bütün “cızzz” ları öğreterek bu toplumsal çöküntünün önüne geçebiliriz! Vicdan ailede öğretilir. Düzgün toplum, düzgün ailelerden oluşur! Evinizde 6 tabanca, iki tüfek bulunduruyor ve bu silahlarla övünüyorsanız; çocuğun aile eğitiminin temeline dinamit koymuş olursunuz! Sen dağ başında mı yaşıyorsun be adam! Sen babasın baba! Nedir bu silaha olan ilgi? Üstelik bu yetmiyormuş gibi bir de çocuğa silahlı eğitim vererek bu ilgiyi aşılıyorsun! Çocuk, ailede bu ilgiye bakar ve etkilenir!
Çocuklarımızla sınanmamamız için Allah bize yardım etsin!