ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlenen bir ayinde şöyle dua ediyordu; "Her kurşun hedefini bulsun... Merhameti hak etmeyenlere karşı ezici bir güç bahşet. Bunu, İsa Mesih'in kudretli adına olan sarsılmaz güvenimizle diliyoruz."

Düşünebiliyor musunuz, Hz. İsa adına çocuk, masum demeden insan katletmeyi meşru hale getiriyorlar.

Geçenlerde de Beyaz Saray Dini Danışmanı Paula White adında biri de Trump’ı Hz. İsa’ya benzetti. Bush’u da terörizme karşı küresel haçlı seferinin lideri ilan etmişlerdi. Öyle ki bu sapkınlar, şeytan ile(İran ve İslam ülkeleri) savaştıklarına inanıyorlar.

Trump yönetimi altında şiddetlenen emperyalist dil, dine alet edilerek daha fazla kanın dökülmesi için alevlendiriliyor.

Vatanseverlik maskesi altında savaşı kutsayan, barış kisvesi altında da insanları köleleştiren bir zihne sahipler. Oysa bu kutsal bir savaş değil. Kutsal savaş kisvesi altında yeni Roma’nın tesis edilmesi sürecidir.

Yazar Alex Newman da “Şu anda yaşananlar yüzeysel olarak farklı görünebilir, ancak özünde, COVID sırasında gördüğümüz senaryonun aynısı sadece tetikleyici değişti, ancak sonuç çarpıcı derecede benzer görünüyor” diyor.

Tedarik zincirlerindeki aksamalar, artan fiyatlar ve yeni hareket alanlarının kısıtlanması gibi gelişmeler şimdilik erken uyarı işaretleri olarak karşımıza çıkıyor.

O gün geldiğinde insanlar neler olup bittiğini fark ettiklerinde, artık çok geç olacak. Şimdilik Şii-Sünni çatışmasını kaşımakla meşguller! Oysa yeni rejim tesis edildiğinde ortada ne mezhepler ne milletler ne de ülkeler kalacak.

Amerika Birleşik Devletleri'nin tamamen yok olması üzerine yorumlar da yapılıyor. Takdir edersiniz ki bunu en çok isteyenlerden biriyim.

Hayatımı, Amerikan emperyalizmiyle mücadeleye adayan biri için bundan daha doğal bir talep olamaz.

Ne var ki mevcut Amerika’nın ve İsrail’in tasfiye edilip nihayetinde tüm ulusların tek bir küresel sisteme entegre edilmesi gibi bir çabalarının olduğunu da biliyorum.

Adım adım ilerliyorlar…

Biz de öyle yapalım.

Bugün yaşanan savaş, projelerin hayata geçirilmesi bakımından da önem arz ediyor. Bakıldığında ABD'ye yapılan tüm petrol sevkiyatlarının yalnızca %7'si Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor. Venezuela petrolüne daha yeni çökmüştü, hatırlarsanız.

Ancak buradaki daha büyük tehlike, küreselleşme ve karşılıklı bağımlı ticaret sisteminin çökme tehlikesidir.

Örneğin, Avustralya, Hindistan, Japonya ve Filipinler gibi ABD müttefikleri Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından ciddi şekilde etkilenecek olan ülkelerdir. Avustralya şu anda bir aylık tedarik sıkıntısıyla karşı karşıya ve ülkenin neredeyse hiç rezervi yok.

Filipinler deseniz olağanüstü hal ilan etti ve karneleme önlemleri alıyor, belki ki iki-üç aylık acil durum stoğu var.

Çin, petrol arzının %15'inin doğrudan İran petrol sahalarından gelmesi ve toplam petrol arzının yaklaşık %35'inin Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması nedeniyle önemli bir risk altında.

Yanılmıyorsam yaklaşık dört aylık rezervi bulunuyor. Savaş ne kadar uzun sürerse, piyasa dalgalanmaları o derece kuvvetli tesir edecek.

Belli ki dünya, Rusya ve Çin üzerinden daha büyük bir savaşın eşiğine getirilmek isteniyor. Bazı ülkeler zayıflatılıyor bazı ülkeler ise kar elde ediyor.

Anlayacağınız ortada kutsal bir savaş falan yok. Büyük sıfırlamacı elitlerin istediği bir imkân doğuyor. Sonuçta hepimiz bundan yara alacağız. Bilmem anlatabildim mi?