Bu yazı, hayatın normal seyrinde gittiğini düşünen insanları muhatap almıyor. Zira uzun zamandır bir şeyler ters gidiyor. İnsan varlığına yönelik kapsamlı bir operasyon söz konusu.

Bir önceki yazımızda da ifade etmeye çalıştık; kendimizle olan arayı çok açtık. Arayı açtıkça kendimize yabancılaştık. Kendisine yabancılaşan biri, ülkesine yabancılaşır, değerlerine yabancılaşır, insan değerlerine yabancılaşır.

Öyle ki gittikçe bu yaban hayatta birer ava dönüştük.

Önce ülkeleri işgal ettiler, yeraltı ve yerüstü madenlerini sömürdüler, ülkelerin geçmiş hafızlarına reset attılar, tarihlerini ve kronolojilerini dejenere ettiler… Bunu da okullarla yaptılar…

Sonra aileye yönelik bir işgal harekâtı başladı. Çıkarılan yasalarla aile birliği kesintiye uğradı, erkek evde beliren bir figür olarak değil etkisiz bir elemana dönüştürüldü. Kadın kapitalist dünyanın kullanışlı aparatı haline getirildi.

Sonra dini inançlar bilhassa İslam hedef alındı. Sonra da tarihsiz, şuursuz, kendisine yabancı, ülkesine ve değerlerine yabancı bir gençlik hedeflendi

Sonra erkek ve kadın cinsine yönelik apayrı bir operasyon tertip edildi. Yaşlı nüfus bilgi ve hayat tecrübesinden yararlanılan insanlar olmak yerine, üç kuruş maaşla geçim derdine sürüklendi.

Tüm bunlar yavaş yavaş ama etkili bir biçimde gerçekleşti.

Gelinen noktada artık insanın bizzat kendisine yönelik bir imha operasyonu başlatıldı. Mekanik insana doğru sürüklenen koskoca insan soyu, bugün tarihin görülmemiş operasyonunu geçiriyor.

Bu süreç Cobvid-19’dan sonra hız kazandı. O gün orada büyük bir teste tabi tutuldu insanlık. Psikolojik olarak direnme yetileri ölçüldü. Tek merkezden kumanda edilip edilmeyecekleri test edildi.

Tavistock’un doktorları, medya ve siyaset dünyasının baskısıyla bu test başarılı bir şekilde gerçekleşti. Ve bunun için yüzbinlerce insan canı feda edildi. Geriye kalanlar da hastalıklarla boğuşuyor.

Bakınız ne demek istediğimi bir de WEF Başkanı Klaus Schwab’dan dinleyiniz. Diyor ki; “İstediğimiz bedenleri yaratabileceğimiz bir dünya hayal edin. Bu dünyada bizimle birlikte yaşayan bitki ve hayvanları da tasarlayabilir ve yeniden tasarlayabiliriz. Organizmaları değiştirebilir ve onları istediğimiz gibi şekillendirebiliriz. ... Ve bu yarının dünyası değil. Herhangi bir hayal gücüne ihtiyacınız yok. Bugünün dünyası bu.”

Kısacası elimizdeki tüm teknik araçları kullanarak insan doğasına ve başkalarıyla ilişkilerine müdahale edeceğiz diyor. Yani İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler tamamen yeniden tasarlanacak…

Geçenlerde bir haber çıktı karşıma.

Milyonlarca fiziksel kitabı yapay zekâyı beslemek için önce satın alıyorlar. Ve sonra onları çöp gibi öğütüyorlar.

Bir makine aracılığıyla kitaplar tek tek kesiliyor. Sayfaları tarıyor ve kitabın geriye kalan kısmı öğütücüye gidiyor. Yani kağıt kayboluyor ama içerik kaydediliyor.

İşin ilgin tarafı, 2022’den önceki eski kitapları alıyorlar.

İnternetin yapay zeka tarafından üretilmiş metinlerle dolmaya başlamasından önceki yazılmış olanlar. Kısacası yapay zekanın kirletmediği saf bilgileri öğütüyorlar.

Bu korkunç bir şey biliyor musunuz?

Yapay zeka güzellemesi yapan avanak tipler bu konuda ne der bilmem ama bildiğim bir gerçek varsa; gerçek yazılı tarihi yok ediyorlar. Bu bir ülkenin, bir milletin dilini topyekûn değiştirmek gibi bir şey.

Geride hiçbir delik bırakmak istemiyorlar. Saf bilgi tasfiye ediliyor ve bilgi tek merkezden kumanda edilen totaliter bir araca dönüştürülecek.

Öyle bir dönemin içindeyiz. İnsanoğluna reset atılıyor.

İnsanoğlu büyük bir tehlikenin eşiğinde. Sonra kodlanmış, korkutulmuş ve uzaktan kumanda edilen birer nesnelere dönüştürülecek. Tek dünya devletinin itaatkâr kölelerine…

O yüzden daha şimdiden insana ve değenlerine sahip çıkmak zorundayız.