İnsanoğlunun ikili doğasının görünür hale geldiği birçok alan vardır. Ruhtaki bazı bölünmeler çok derine gider, aklını kaybetmeye veya intihara yol açabilir. Bazıları ise oldukça iyi bir şekilde gizlenir, sadece kriz zamanlarında ortaya çıkar. Örneğin; bir kişi eşinden ayrıldıktan sonra derin depresyona girebilir ya da işyerindeki çatışmalarda panik atak yaşar. Diğer bölünmeler ise bu kadar aşikar olmayabilir, ama yine de fark edilebilir; mesela bu kişiler bir şey söyleyip buna zıt bir şey yaparlar ya da daha sonra bundan pişman olurlar ya da hatalarından ders çıkarmazlar.

Bu ikili düşüncedir; çocukluktan itibaren dayanılmaz bir gelişimsel görevle karşı karşıya kalan birey, ya tehlikeli ya da, onun bakış açısından, ihmalkar ebeveyniyle bir bağ oluşturmanın yolunu bulmak zorundadır. Güvenilmez ve güvenliksiz olan ebeveyniyle kendi arasında bir güvenlik ve temel güven duygusu geliştirmenin bir yolunu bulmak zorundadır. Onunla ilgilenmeyen, aciz ya da kaba olan diğer insanlarla ilişkide bir KENDİLİK duygusu geliştirmek zorundadır. Teselli eden herhangi bir şeyin olmadığı bir çevrede kendini avutma yeteneğinin yanı sıra inisiyatif yeteneğini de geliştirmek zorundadır. Ve en nihayetinde, tüm yakın ilişkileri bozan bir çevreden yakınlık kurma yeteneği ve onu orospu ve köle olarak tanımlayan bir çevreden bir KİMLİK çıkarmak zorundadır.

Çocuk ruhu, var olmasını sağlayan koşullardan bağımsız olarak masum doğar. Örneğin, tecavüz sonucu doğan bir çocuğun bunda hiçbir kabahati yoktur. Çocuğun ruhu ebeveynlerinden, kardeşlerinden ve daha sonra diğer birçok insandan gelişimi için ne gerekliyse bunları özgürce ve gönüllüce aldığı sürece ve kendine uygun bir şekilde ve kendi araçlarıyla aldıklarını geri ödeyebildiği sürece masumiyetini korur. Eğer çocuk bir şey almak için savaşmak zorunda kalırsa ya da hayatta kalmak için başkalarını zorlamak zorundaysa, kısa süre sonra bu çatışmaların sonucunda masumiyetini kaybedecektir. Ardından çocuğun ruhu faile dönüşür, başkalarından çalar, onları kontrol eder, kendi ihtiyaçları için kullanır ve taciz eder. Ebeveynlerinin eylemlerinin kurbanı olarak çocuk genelde bir faile dönüşür.

Kurbandan faile dönüşen çocuğun varoluşsal görevi aynı derecede dayanılmazdır. Kendini merhametsiz bir gücün eline terk edilmiş olarak algılamasına rağmen, ümidi ve anlamı korumanın bir yolunu bulmak zorundadır. Alternatif son derece umutsuz, hiçbir çocuğun dayanamayacağı bir şeydir. Ebeveynine inancını korumak için onlarda bir şeylerin son derece yanlış olduğu şeklindeki birinci ve en aşikar hükmü reddetmek zorundadır. Ebeveyninin tüm kabahat ve sorumluluklarını bağışlamak için ne yapıp edip kendi kaderine bir açıklama kurma yoluna gidecektir.

Buradaki sorun: Psikolojik travma durumunda savunmanın ya da savunma girişiminin zayıf olduğu kadar terk edilmiş bir anlık ve geçici durumu kendini göstermez mi? Bizim kendimize özgü duygumuzun son olasılığı seçme eğilimi gösteriyor. Şöyle ki; temsil etme düzeyinde bile direnmeden terk etmek olacak şey değildir. Doğada en zayıf olan varlıkların bile travma anında belli bir dirençle karşı koyduğunu görüyoruz. Balmumu gibi esneklik ve ölüm, her zaman dirençsizliğin ve çökme olayının örnekleri değil midir? Bu çökme olayı atomun ölümüne, genelde maddi varlığın durmasına kadar gider; belki de geçici ya da sürekli bir "evrensel" durum alır; fiziki travmanın en az ya da kendi başına olduğu duruma göre bir uzlaşma olur. Ansızın ortaya çıkan bedensel travma, büyük bir rahtsızlığa yol açar ve insan bunun üstesinden gelemez. Ne anlama geliyor üstesinden gelmek?

Birincisi; zararlı duruma karşı gerçek bir savunma yapmak, diğer bir deyişle, rahatsızlık veren durumu dışta tutacak şekilde çevremizdeki dünyayı dönüştürmek.

İkincisi; olumlu anlamda gerçekliğin gelecekteki değişimine ilişkin tasarımların üretilmesi; bu tasarım imgelerine sarılmak; umut bağlamak, gelecekte alınacak zevki daha önemli yapar; bize bu rahatsızlığa "katlanma" yeteneği verir, diğer bir deyişle, en azından bu rahatsızlığı olduğu gibi duyumsatmaz. Bu tasarımlar, duyduğumuz rahatsızlığa karşı kurtuluş yolu olur ve rahatsızlık duyduğumuz süre içinde uygun davranma yeteneği kazandırır ya da bize bir an acı verir; kısa süre içinde sonra her şey düzelir. Ayrıca aynı anda bu acının yerini alan tepkiler oluşur ama bu tepkiler yanıltıcı diye tanımlanabilir; diğer bir deyişle, nesnelere ya da suçsuz insanlara göre savunma ve tepkiler acıyı dışta bırakır; çoğu zaman cansız şeyler canlı şeylerin yerini alır ve en çok da bu işlem kendi kendine yapılır.

Örneğin, acı çekenin kendi saçlarını çekip yolması gibi. Bu ikinci türde travmayı aşma biçiminin geleceği "alloplastik'tir" ama birincil süreçler içinde-travma ve tepki sürecinde-kısmen birbirinin içine geçmiştir ve birbirlerine olan benzerlikleri KİMLİĞİN yerini alır.

Travmatize olmuş çocukların psikolojik uyumsamalarının hepsi, ebeveynlerinin kötülük, çaresizlik ya da kayıtsızlığının günlük kanıtları karşısında onlarla asli bağlarını koruma temel amacına hizmet eder. Bu amacı gerçekleştirmek için çocuk geniş bir dizi psikolojik savunmaya başvurmak zorunda kalır. Bu savunmalar nedeniyle istismar, ya bilinçli farkındalık ve hafızadan duvarlara izole olur ya da hafife alınır, rasyonelize edilir ve mazur görülür.

Kaçmaktan ya da gerçekten dayanılmaz gerçekliği değiştirmekten aciz olan çocuk, onu zihninde değiştirir. Kurban, travma yaşantısının hiç olmadığına inanmayı tercih eder. Bu isteğe hizmet için, travmatize yaşantıyı kendinden saklamaya çalışır. Elinin altındaki araçlar, açıkça inkar, düşüncelerin gönüllü bastırılması ve çözülme reaksiyonlarıdır. Normal olarak okul çağı çocuklarında yüksel olan, trans ya da çözülme durumlarını harekete geçirme yeteneği, şiddetle cezalandırılan ya da istismar edilen çocuklarda bir güzel sanatlar dalı seviyesinde geliştirir. Çalışmalar çocukluk travmalarının şiddeti ile çözülme durumlarına alışkınlığın derecesi arasında bağ olduğunu belgelemiştir.

Erken, şiddetli ve uzamış travmatize yaşantıların en uç koşulları altında bazı bireyler, belki daha önceden kuvvetli trans yeteneğine sahip olanlar, kendi adları, psikolojik işlevleri ve el konmuş hatıralarıyla ayrılmış KİŞİLİK parçalarını biçimlendirmeye başlarlar. Bu şekilde çözülme, sırf savunma amaçlı bir uyumsama değil, KİŞİLİK ÖRGÜTLENMESİNİN temel ilkesi haline gelir. Yoğun çocukluk travması durumlarında, KİŞİLİK parçalarının ya da değişikliklerinin oluşumu sayısız araştırmalarla doğrulanmıştır.

Değişiklikler travmatize yaşantıyla akıllıca başa çıkacak kurban için bunu mümkün kılar halbuki hem travmatize yaşantı hem de kurbanın olağan farkındalığının dışındaki başa çıkma stratejileri yerinde durmaktadır.

Takip eden yazımızda "Bir Siyaset Psikolojisi Denemesi" Diyeceğiz…

Sefa İle…