0
Bu ilmini ve dinini dünyalık menfaatler için satan bir zavallı din adamının, alim bozuntusunun hazin hikayesidir. Bilge ve yetenekli bir adamdı Kur'an'da kendisine "dilini sarkıtıp soluyan köpek" denilen Bel'am İbn Baura, ya da Bel'am İbn Eber. Rivayetlere göre tam dört yüz yıl gece gündüz Cenab -ı Hakk'a ibadet etmiş, yine rivayetlere göre Allah'ın varlıpına dair yedi yüz kitap yazmıştı. Ayrıca Allah'ın en büyük ismi olarak bilinen İsm -i Azam'ı biliyor, bu isim hürmetine yaptığı her dua kabul olunuyordu.
Bel'am'ın acı sonu ile ilgili ayet mealleri şöyledir: "Habibim! Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine verdiğimiz ayetlerden sıyrılarak azgınlardan olan kişinin olayını anlat. Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler." (A'raf Suresi, 175-177)
Bel'am aslında bir tip analizidir. Müslümanlara ayetlerle tanıtılıyor, adeta robot resmi çıkarılıyor. Bu eşkalden hareketle günümüzde dahi bu sınıftan olanları teşhis etmek mümkün. Sözkonusu ayete göre Bel'am:
1- Ayetleri çok iyi bildiği halde ilmiyle amel etmeyen
2- Şeytana uyarak azan
3- Güç ve iktidar (dünya) hırsı gözünü kör etmiş
4- Heva ve hevesine kapılmış
5- Köpek tıynetli her "din alimi"dir.
Bel'am'la ilgili olarak İslamî kaynaklarda şunlar anlatılmaktadır: Rivayete göre Mûsa (a.s.), Ken'aniler' in Şam'daki topraklarına girmişti. Bu sırada Bel'am, el-Belka köylerinden Bal'a'da bulunuyordu. Ken'aniler'den bazıları Bel'am'ın yanına gelerek: "Ey Bel'am, Mûsa İbn İmran İsrailoğulları'nın başında olduğu halde bizi yurdumuzdan sürmek ve öldürmek üzere geldi. Bizim ülkemize İsrailoğulları'nı yerleştirecek. Senin kavmin olan bizlerin ise yerleşecek bir yerimiz yok. Sen duası kabul edilen bir kimsesin. Onları defetmesi için Allah'a dua et", dediler. Bel'am balta, bu teklifi kabul etmedi ise de onlar ısrar ettiler. Ancak hanımı ve dönemin hükümdarının tehditleri sonucu gönlünde dünya malına ve servetine karşı meyl belirdi.
Bel'am, eşeğine binerek, İsrailoğulları'nın çıkmakta olduğu Hüsban dağına doğru ilerledi. Eşeği birkaç kez tökezledi ise de o devam etti ve içinde peygamber olan bir topluluğa beddua etti. Ancak, Allah onun dilini kendi kavmi aleyhine çevirdi. Yanında bulunan halk, onun kendi aleyhlerine beddua etmekte olduğunu görünce: "Ey Bel'am! Ne yaptığını biliyor musun? Sen İsrailoğulları'na hayır duada, bize bedduada bulunuyorsun" dediler. O: "Ben bunu kendi ihtiyarımla yapmıyorum, Allah dilime hakim oldu" dedi. Bunun üzerine dili ağzından çıkarak göğsü üzerine sarktı. Sonra kavmine: Dünya ve ahiret benim elimden gitti, artık hileye başvurmaktan başka çare yoktur..." dedi.
Bel'am: Dünyevî çıkar ve hesaplar için Allah'ın dinine aykırı düşen bir ilim adamı! Zulmün, haksızlığın, baskının sembolü nasıl Firavun ise, insanları "Allah adını kullanarak" aldatan, heva ve heveslerini tatmin için tevhid akidesini tahrip eden ilim adamları da Bel'am'dır . Yani Allah adını kullanarak aldatan, Kur'an'daki ifadeyle "köpek sıfatlı" kimselerin ortak ismi Bel'am'dır . Bu sıfattaki kimseler, Allah'ın indirdiği hükümlerin bir kısmını kabul, bir kısmını çeşitli bahanelerle geçiştirirler.
İmam Rabbanî, Mektubat'ında, dünya muhabbetinin esiri ve şöhret tutkunu olan alimleri kınamış, Allah katında çok değerli olan ilimlerini dünyevî ihtirasları ve menfaatleri uğruna kullandıklarından dolayı onları "zararlı, kötü alimler" diye nitelendirmiştir.
Allah Rasullullah'ın (sav) varisleri olan alimlerimizi bu hazin duruma düşmekten korusun. Ve bizlere de alim bozuntularını, din tüccarlarını, istikamet ehli olanlara beddualar eden zararlı ve kötü alimleri farketme yeteneği versin. Amin.
İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUN...