Siyasetin en önemli sınavlarından biri, gücü nasıl kullandığınızdır. Makamlar yükseldikçe sorumluluk artar; ancak unutulmaması gereken bir gerçek vardır: Devlet yönetiminde asıl olan efendilik değil, millete hizmet etmektir.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın çeşitli konuşmalarında dile getirdiği ve kamuoyunda sıkça alıntılanan "Siz efendi değilsiniz, biz de köle değiliz." sözü, yalnızca bir tartışmaya verilmiş cevap olarak değil, devlet ile millet arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiğine dair dikkat çekici bir ifade olarak değerlendirilebilir.

Bu söz, kamu görevini üstlenenlerin de vatandaşların da birbirine karşı saygı temelinde hareket etmesi gerektiğini hatırlatmaktadır.

Demokrasilerde hiçbir makam dokunulmaz değildir. Devleti yönetenler, yetkilerini milletten alır; vatandaşlar ise haklarını hukuk düzeni içinde arar. Bu denge bozulduğunda ya kibir ortaya çıkar ya da korku. Oysa sağlıklı bir toplumun temeli ne efendilik anlayışıdır ne de kulluk psikolojisi.

Tarih boyunca milletler, kendilerini yönetenlerden önce adalet beklemiştir. Adaletin olduğu yerde güven, güvenin olduğu yerde huzur yeşerir. Makamların büyüklüğü, insanlara tepeden bakmakla değil; onların derdini dinlemek, sorunlarına çözüm üretmek ve hesap verebilir olmakla anlam kazanır.

"Siz efendi değilsiniz, biz de köle değiliz." cümlesi, aslında karşılıklı bir uyarıdır.

Yönetenlere, gücün geçici olduğunu; yönetilenlere ise haklarını onurlu bir şekilde savunmaları gerektiğini hatırlatır. Çünkü demokrasi, efendilerin değil, eşit vatandaşların rejimidir.

Bugün toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, kutuplaştırıcı söylemlerden uzaklaşıp ortak değerlerde buluşabilmektir.

Farklı görüşler olabilir; eleştiriler de olacaktır.

Ancak ne devlet vatandaşına tepeden bakmalı ne de vatandaş devletini düşman görmelidir.

Güçlü devlet ile güçlü millet arasındaki bağ, karşılıklı saygı ve hukukun üstünlüğüyle kurulur.

Sonuç olarak, bir makamın gerçek itibarı sert söylemlerle değil; adaletle, tevazuyla ve hizmet anlayışıyla ölçülür. Çünkü bu topraklarda kalıcı olan ne koltuklardır ne de unvanlar... Kalıcı olan, milletin hafızasında bırakılan izdir. Saygıyla.