Ecdadımız Osmanlı’yı 400 çadırlık obadan cihan imparatorluğuna götüren sürece benzer bir zaman dilimindeyiz. Ecdadımız, birbiriyle çekişip savaşan düşmanların ve birbirine haset edip tuzak kuran dostların çokça olduğu bir zamanda “İlayi Kelimetullah sancağını” pazarlıksız en tepeye dikme muradını esas alarak cihat etti, gayret etti, adaleti kılıcına kın yaparak fetihlere çıktı. Rabbimiz de bu gayretin neticesinde ecdadımızın yüzünü ak, kılıcını keskin, kelamını tesirli kılarak cihan imparatorluğu nasip etti.

Kader sırrıdır, bilinmez ama görünen o ki, zemin o zemin zaman o zaman! Uzun bir zamandır dünyayı kan ve gözyaşına bulayan, savaşların sebebi ve faili Haçlı-siyonist zalimlerin düzeni yıkılma arafesinde…

Cihan Harplerinden sonra “işgal edip sömürecek bu kadar Müslüman ve mazlum ülke varken birbirleriyle savaşmamak için ABD öncülüğünde emperyalist ülkeler ittifakı kuruldu. Sömürü çarkını korumak ve meşruiyet vermek için de çeşitli kurumsal yapılar ihdas ettiler. BM- NATO, Adalet Divanı, AB vs…

Batı, barbarlığın temsilcisidir ve bu barbarlığı sadece Doğu’ya, Müslümanlara veya mazlum ülkelere mahsus bir şey değil. Batı, fırsatını bulduğunda gücü kime yeterse onu ezip sömüren, en vahşi cinayetleri işlemekten çekinmeyen bir zihin genetiğine sahiptir. Son 50 yılda dünyanın geri kalanına göre daha kurumsal, düzenli, adil, eşitlikçi, özgür ve müreffeh bir görüntü sergilemesi, sömürüyle elde ettikleri zenginlikle olumsuz yönleri tolere edebilme başarısına ve insanların gerçeği görmesini engelleyecek vasıtalara sahip olmasından kaynaklıdır. Sömürü çarkı zayıfladıkça birbirlerini yemeleri artacak, bırakın büyük Avrupa’yı, en küçük klanına kadar birbirlerinden ayrılacak duruma düşeceklerdir hiç şüpheniz olmasın!

Rusya ile Avrupa’nın şiddeti artarak devam eden savaşı ve 7 Ekim Aksa Tufanı sonrasında vahşi yüzünü gizleme gereği duymadan Filistin başta olmak üzere bütün bölgeyi işgal isteğini açık eden İsrail’in soykırım politikaları, insanlığın uyanışına vesile olurken yeni bir dünya düzeni zaruretini dayattı bölgedeki ülkelere.

Rusya ile Avrupa arasında yaşanacak olası bir savaşın bizi ilgilendiren hiçbir tarafı yok.

Avrupa ve ABD, bizi Rusya ile savaşa sokmak istiyor. Rusya- Ukrayna savaşının ilk başladığı dönemde bu taleplerini dile getirmiş, çeşitli yollardan baskı kurmaya da çalışmışlardı. Hatta ülkemizdeki muhalif parti liderlerinin neredeyse tamamı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi NATO ile birlikte, Rusya’ya karşı savaşa sokması için yoğun tezvirat ve propaganda bile yapmışlardı. Hamdolsun devletimiz düşmedi bu tuzağa.

Bu gün de benzer bir durum daha ciddi şekilde söz konusu. Rusya ile Avrupa’nın savaşı bizim savaşımız değil. 1. Cihan Harbinde Batının kendi içindeki savaşına bizi zorla dahil eden İttihatçı kadroların düştüğü hata, koca bir imparatorluğun yanında milyonlarca şehidin kanına, bırakmak zorunda kaldığımız vatan topraklarına en önemlisi de koca ümmetin sahipsiz kalarak sırtlanların avı haline gelmesine sebep oldu.

İngiltere’nin Ukrayna’ya sağladığı Storm Shadow füzelerine Rusya’nın ‘Londra’nın askeri tesislerini hedef alabiliriz’ cevabından hemen sonra CIA Başkanı Ratcliffe “çok gizli” şekilde Moskova’yı ziyaret etti. CNN’in haberine göre ziyaretin amaçlarından biri Rusya’yı NATO’ya yönelik olası bir hamleden caydırmaktı. Rusya’nın bir NATO ülkesine yapacağı saldırı savaşın cephesini genişletecek bu da ABD’nin de fiilen savaşa dahil olması gerektirecek. Fakat bu mesajı her türlü verebilecekken CIA Başkanının elçi tayin edilmesi mesajın çok gizli ve “duyulmaması gereken” bir konuda olduğunu düşündürüyor.

Söz konusu ABD olunca her türlü şeytani planı göz önünde bulundurmalıyız. İran’a yaptığı saldırılardan bir netice alamayan ABD, Ukrayna-Avrupa saldırganlığına karşı gerekirse nükleer saldırıyı masada tuttuğunu söyleyen Rusya’ya acaba “sen o tarafta kullan Ukrayna savaşını bitir, ben bu tarafta kullanayım, bu iş uzayıp başka yerlere sıçramasın” tarzı bir şey söylemiş olabilir mi? İhtimaldir? İki devlette kendi çıkarı için her şeyi yapabilecek geçmişe sahip.

Avrupa ile Rusya savaşı bizim savaşımız değil, olmamalıdır. Tarafların hiçbiri de dostumuz değil. Birbirleriyle yaptıkları savaşı, ülkemize ve Müslüman ve mazlum ülkelere nasıl faydalı hale getirebiliriz ona bakmalıyız. ABD ve Batının ve bunların sınırsızca desteklediği İsrail’in dünyayı siyasi ekonomik ve askeri olarak kuşatmasını kıracak her hadise, ülkemiz için de insanlık için de faydalıdır, iyidir.

Cennet mekan Abdülhamid Han, yıllarca İngiltere, Rusya, Fransa ve Almanya gibi büyük güçleri birbirine karşı kullanarak bir denge politikası yürütmüştü. Osmanlı’nın çöküş döneminde yürütülen bu dahiyane strateji, doğrudan bize bir saldırı olmazsa, Türkiye’nin yükseliş döneminde de yürütülmelidir. Avrupa devletleri kendi aralarında savaştığı müddetçe dönüp de bizim işimize karışacak takati bulamaz. Nitekim Terörsüz Türkiye adımı, Suriye’de kazanılan zafer ve SGD’nin tasfiyesine Batının tepki bile gösterememesi bununla alakalıdır.

Özellikle İsrail’in Arzı Mevud hayali için bizimle savaşacağı kesin şekilde ortadayken, başkalarının savaşına dahil olup yıpranmak, zayıflamak akıl mantık işi değildir. Kaldı ki, Adalar Denizinde bize ait adaların ve Siyonistlerin üs haline getirmeye çalıştığı Kıbrıs’ın bu karışıklıkta güvenli bir liman haline getirilmesi için zaman, zemin ve şartlar hazır hale gelmiştir.

Dünyayı sömürü alanına çeviren emperyalist-siyonist düzenin aktörleri arasında yaşanacak her çatışma mazlumlara can simidi olur. Rabbim, kafir ve zalimleri birbirlerine kırdırsın, mazlumlara yardım etsin duasıyla…