Kahta Müftüsü Muhterem Süleyman Turul hocamın nazik daveti ile müftülük personeline yaz Kur’an Kursları’nın anlam ve değerine dair bir seminer vermek üzere Adıyaman’ın incisi Kahta’dayım.
Kahta’ya kadar gitmişken değerli dostum Sincik müftüsü muhterem Ömer Bugur hocamı ziyaret etmeden dönemezdim. Nitekim de dönmedim. İşte bu iki aziz dostun refakatinde iki güzide ilçede dolu dolu geçen iki güzel günün izlenimlerinden mürekkep bir yazı…
BUNLARIN HEPSİ İKRAM
Adıyaman Havaalanı’nda bizi bizzat Ömer Bugur hocamız karşılıyor ve hemen alıp yıldırım hızıyla Kahta’daki Balıkçı Neşet’in yerine götürüyor. Bir taraftan biz değerli hocamla Atatürk Barajına nazır masada hasbihal ederken diğer taraftan mekanın sıcak kanlı garsonları masamızı donatmakla meşguller.
Bir ara gözlerimi barajdan masaya çevirdim. Gördüğüm manzara karşısında hayretimi gizleyemedim. Masamız ALLAH’ın verdiği nimetlerle dolmuş taşmıştı. Benim merak ve hayret dolu bakışlarımı cevaplanması gereken bir sual gibi algılayan babacan garson bir elini muhabbetle omzuma koyarak şöyle dedi:
’’Ağabey, bu gördüklerinin hepsi müessesemizin ikramıdır. Afiyet olsun.’’
UNUTULMAZ BİR AKŞAM
Sağ olsun, Sincik ilçesi Çatbahçe köyü İmam hatibi Yusuf Bozkurt hocam 14 Haziran 2026 Pazar akşamı Cendere köprüsü üzerinde bize öyle anlar yaşattı ki, unutmak mümkün değil.
Suların çağıltısına eşlik eden davul seslerinin neşesini dumanlarıyla Adıyaman semalarına yükselten semaverin davetine damlalarıyla icabet eden yağmur eşliğinde Ömer hocamla muhabbet dolu bir akşam yaşadık.
ENGEL DEĞİL
Tarih 15 Haziran 2026 Pazartesi. Yer, Sincik Ulu Camii. Aylık mutat personel toplantısı için Sincik ilçesinin bütün din görevlileri bir arada.
Ömer Bugur hocam personele birkaç kelam etmem için mikrofon uzatıyor. Onlara şöyle diyorum:
“Değerli hocalarım, görev yaptığınız ilçenin coğrafi bakımdan küçüklüğü hiçbirinizin hayallerinin ufuklarının ve hizmetlerinin büyüklüne engel değildir”
İÇİMİ ISITAN CÜMLE
Programlarımızın Sincik ayağını tamamladık. Kahta’daki programlar için Kahta Müftüsü Süleyman Turul hocamın makamındayız.
Hac’dan yeni geldiği için hocanın geleni gideni epey çok maşallah. Kendisi ile hasbihalimizin bir yerinde Süleyman hoca saatine bakıyor.
“Hocam saat 12 olmuş, buyurun yemeğe gidelim” diyor.
Davete icabet lazım tabi. İlçenin nezih mekanlarından Aktaşlar Restaurantta yerimizi alıyor, yemeğimizi yiyoruz.
Restaurantın giriş kapısındaki şu cümle mutfağının bütün lezzetlerinden daha tatlı geliyor, içimizi ısıtıyor:
“Darda kalan, yolda kalan ve evden kovulan herkes misafirimizdir”
BİR EMEĞİN ESERİYİZ
Davet edildiğimiz asıl program için Kahta Kültür Merkezindeyiz. Kahta’da görev yapan her ünvandan din görevlileriyle salon lebaleb dolu. Elif neslinin Kahta’lı mimarlarına 40 dakikalık bir hitapta bulundum. Konuşmamda çeşitli yanları ve yönleriyle yaz Kur’an kurslarının anlam ve değeri üzerinde önemle durdum. Konuşmamın özet mesajı şuydu:
“Değerli hocalarım, hızla değişen kuşakları resmetmeye artık alfabemizde harf kalmadı. Bizim vazifemizi resmetmeye tek bir harf yeter. Harfi Elif.
Evet; özelde biz din görevlileri, genelde ise ahlakı ve maneviyatı önceleyen herkes bu toprağı mayalamakla mükellef olan Elif neslinin mimarlarıdır. Hepimiz bu bilinç ve şuurla gecesini gündüzüne katan eli öpülesi hocalarımızın emeklerinin eserleriyiz. Her şeyin bir hakkı olduğu gibi emeğinde bir hakkı vardır. Emeğin hakkı emektir, yani dünden aldığımız bilgi, hikmet ve emaneti zayi etmeden yarına taşıyabilmektir.”
MİSAFİRİM OLUN
Kahta’da kaldığım süre zarfında şu cümleyi onlarca insandan işittim:
“Misafirim olun”
Bu cümleyi kuran her kardeşimizin samimiyetini iliklerime kadar hissettim.
İşte tek dişi kalmış canavarın dayattığı yaşam tarzına iki kelimelik esaslı bir Osmanlı tokadı..
“Misafirim olun”..