Yıllar evvel bir devlet büyüğümüz veciz bir söz söylemişti:
“Yanlışın en tehlikelisi doğruya en yakın olan yanlıştır. Çünkü onu doğrudan ayırmak zordur”
İnsanları ve toplumları kaos ve karmaşa ile şekillendirip biçimlendirmek isteyen küresel toplum mühendislerinin bu cümleden olarak zihinlere çektikleri en derin ve korkunç operasyonların başında kavram kargaşası gelir. İnsanların ve toplumların hayatlarında karşı karşıya kaldıkları kaos ve karmaşanın anası onların bir türlü içinden çıkamadıkları kavram karmaşasıdır.
Siyaset ile politika, ahlak ile etik, ıslah ile reform, adalet ile eşitlik, hakikat ile gerçek birbirleriyle karıştırılan kavramlar deryasından sadece birkaç katre..
Dünya kupası maçlarında taşkınlık ve çılgınlıkta sınır tanımayan, ıslık ve tezahüratlarıyla adeta yeri göğü inleten, hal ve hareketleriyle kendilerini futbolda kaybeden ve her geçen gün sayıları artan taraftar olgusu bendenizi hem endişelendirdi, hem de düşündürdü. Huzur, sükunet ve asayiş adına endişelenirken taraf olma ve taraftar olma kavramları üzerine de hayli tefekkür ettim.
Peki taraf olmak nedir?
Taraftar olmak nedir?
İkisi arasında ne gibi farklılıklar vardır? İnsan taraf mı olmalı, taraftar mı?
Taraf olmak bağlılıktır, taraftar olmak ise bir tür bağımlılık.
Taraf olan kişi ve gruplar sözlerini; taraftar olan kişi ve gruplar ise seslerini yükseltirler.
Taraf olan kişi ve gruplar iyi oynayan kazansın derler, taraftar olan kişi ve gruplar ise ne olursa olsun bizim takım kazansın derler.
Taraf olan kişi ve gruplardan centilmenlik beklenebilir, taraftar olan kişi ve gruplardan ise fanatiklikten başka hiçbir şey beklenmez.
Taraf olan kişi ve gruplar için farklı takımlar, partiler, cemaatler de vardır. Taraftar olan kişi ve guruplar için ise dünya sadece kendi takımları, partileri ve cemaatlerinden ibarettir.
Taraf karakteri testere gibidir, biraz sana biraz bana diyebilir. Taraftar karakteri ise kesere benzer. “Rabbena hep bana” diyerek sadece kendisine yontar.
Taraf olan kişi ve grupların tezahüratlarına şiir, şarkı, marş ve slogan hakimdir. Taraftar olan kişi ve grupların tezahüratlarına ise maalesef daha çok taciz, küfür ve hakaret hakimdir.
Taraf olan kişi ve gruplar sevgi ve şefkate, taraftar olan kişi ve gruplar ise çatışma ve şiddete meyyaldir.
Taraf olan kişi ve gruplarda ikna dili, taraftar olan kişi ve gruplarda ise daha çok iddia dili kullanılır.
Taraf olan kişi ve gruplar umumiyetle uzlaşmacı, taraftar olan kişi ve gruplar ise genellikle tartışmacıdırlar.
Taraf olan kişi ve gruplar idealisttir. Taraftar olan kişi ve gruplar ise makyavelisttir.
Taraf olan kişi ve gruplar laf anlar, söz dinler, taraftar olan kişi ve gruplar ise ne laf anlar ne söz dinler.
Taraf olan kişi ve gruplar başarı ve zaferlerini incitmeden ve rahatsızlık vermeden kutlamasını bilirler. Taraftar olan kişi ve gruplar da ise başarı ve zaferlerini acıtarak, inciterek zahmet ve meşakkat vererek kutlarlar.
Taraf olan kişi ve gruplar duracakları yeri bilirler, orada dururlar. Taraftar olan kişi ve gruplar ise duracakları yeri bilmedikleri için başkaları tarafından durdurulurlar.
Taraf olan kişi ve gruplarda düşünce duygunun önündedir. Taraftar olan kişi ve gruplarda ise duygu, düşünceden öndedir.
Taraf olan kişi ve gruplar da takım parti, cemaat, vakıf, dernek birer araçtır. Taraftar olan kişi ve gruplar da ise bunların hepsi birer amaçtır.
Taraf olan kişi ve grupların heyecanlı olmaları vicdanlı olmalarına engel değildir. Taraftar olan kişi ve gruplarda ise heyecan vicdanı zayıflatır yok sayar, engeller.
Taraf olan kişi ve gruplar insanlar ve olaylara geniş açıdan birçok yönden bakabilirler. Taraftar olan kişi ve gruplar ise her şeye tek açıdan, tek yönden bakarlar.
Taraf olan kişi ve gruplar muhataplarıyla ittifak halinde yaşamak için asgari müşterekler ararken, taraftar olan kişi ve gruplar ise ihtilafı körükleyerek meseleleri büyütüp, şişirtip köpürtürler.
Taraf olan kişi ve gruplarda sınır hassasiyeti hakimdir. Taraftar olan kişi ve gruplarda ise ne sınır hassasiyeti vardır, ne de sinir hakimiyeti.