Musa Bangura, ünlü bir papaz ve misyoner iken gördüğü bir rüya vesilesi ile Rahman’ın hakikat davetine icabet eden Sierra Leoneli kısmetli bir bahtiyar.

O önce yakın çevresini sonra da bütün insanlığı aşk ile, şevk ile, vecd ile hidayete çağıran bir İslam davetçisi.

Musa Bangura “ben geldim sizde gelin, ben buldum sizde bulun, ben bildim sizde bilin, ben güldüm sizde gülün” diyerek 23.000 insanın İslam’la şereflenmesine vesile olmuş bir hidayet sakisi.

Musa Bangura tedavi özel gündemi ile geldiği İstanbul’da İnsan ve Değer Hareketi genel merkezinde onuruna tertip edilen güzel bir programla aramızdaydı. Konuşması 2 saat sürdü. Onu dinledikçe dinlendik. Dinlendikçe de dinledik. İşte bu aziz misafirin veciz konuşmasından bazı cümleler.

Bangura dedi ki, “Siz, biz olmadan da yaşayabilirsiniz. Fakat biz siz olmadan yapamayız, yaşayamayız.”

“Bazı batılı ülkelerin birbirinden ayrı gibi durmaları bizi aldatmamalı. Söz konusu İslam ve Müslümanlar olduğunda onların birleştiklerini görürsünüz.”

“Onlar ne yaparsa yapsınlar ne söylerse söylesinler yeryüzünde hakikat hep baki kalacaktır.”

“İslam dini öyle saldırılara maruz kalıyor ki sormayın. Şayet İslam hak din olmasıydı bu çok yönlü saldırılara dayanamaz, silinir giderdi.”

“Hristiyanların Afrika’daki en büyük silahları eğitimdir. Zeki çocukları alıp iyi okullarda kendi müfredatlarına göre yetiştirerek dinlerine adam devşiriyorlar.”

“Sierra Leone’de Müslümanlar çoğunlukta olduğu halde güç ve iktidar hâlâ Hristiyanlarda. Çünkü maalesef her şeyin en iyisi onlarda. En iyi doktor, en iyi avukat, en iyi öğretmen…”

“Batıl, inkar ve kötülüklerle biz savaşmalıyız. ALLAH’ı savaşmaya çağırmamalıyız.”

“Biz Hristiyanlarla topla tüfekle değil, bilgi ile mücadele etmek istiyoruz.”

“Biz Müslümanlarla tembellik yan yana bile gelemez. Bugün bizim yerimizde oturmak gibi bir lüksümüz yok. Mesela ben her ay 2 ülkeye yolculuk ediyor, oralarda İslam’ı anlatıyorum.”

“Elhamdülillah, çalışmalarımız öyle bir noktaya geldi ki ilk defa Müslüman bir siyasetçiyi önümüzdeki seçimde Cumhurbaşkanı adaylığı için hazırlıyoruz. Niçin bunu yapıyoruz? Bizi azınlıkların yönetmemesi için.”

“Tahrif edilmiş olmasına rağmen bugünkü İncil’de abdesti, namazı, rükuyu ve secdeyi bizim abdestimizi, namazımızı, rükumuzu ve secdemizi çağrıştırır şekilde emirler bulunuyor.”

“Davet çalışmalarımdan dolayı ciddi manada tehditler aldım fakat hiçbir zaman doğru bildiklerimi saklama derdinde olmadım.”

“Hamdolsun bu zamana kadar ünlü papazlarla girdiğim bütün düelloları kazandım. Onları yenmemin sebebi şu; ben İncil’de Kur’an’ı da iyi biliyorum. İncil’deki çelişkilerin hepsine vakıfım. Onlar ise sadece İncil’i biliyorlar, Kur’an’dan ise haberleri yok.”

“Müslüman olunca ailem ve yakınlarım bana sırt döndüler fakat kardeşlerim kucak açtılar.”

“Başarılı bir davet çalışması için kimde ne varsa, neye gücü yetiyorsa onu istemeli. Kiminin parası, kiminin zamanı,kiminin enerjisi.”

“Biz de (Sierra Leone’li Müslümanlarda) heyecan var, enerji var fakat para yok. Onlarda ise(Hristiyanlar) durum tam tersi. Paraları var fakat heyecanları ve enerjileri yok.

Bangura’yı dinlerken kendimi batılılılar tarafından sömürülerek ötekeleştirilmiş bir kıtanın tam ortasında hissettim. Mazlum hakların kaynaklarını, emeklerini ve alın terlerini sömürerek semiren sömürgecilerin alayının yüzüne tükürmek geldi içimden. Bütün varlığım ve benliğimle “kahrolsun emperyalizm ve emperyalistler” diye haykırmak istedim avazım çıktığı kadar. Aman ALLAH’ım ne insanlar, ne hikayeler varmış dünyada” demekten kendimi alamadım. Sesi ruhuma inşirah verdi. Sözleri içimi ferahlattı, haberleri yüreğimi serinletti.

“Ey Musa”dedim kendi kendime “nebevi hesaba göre her hidayet bir dünyadan fazla eder. Onbinlerce insanın hidayetine vesile olmuş bir davetçi olarak sen Dünyanın en zengin insanlarından birisin.”

O konuştu, ben not aldım. Söylediklerinden ziyadesiyle ders aldım, ibret aldım. Rehavet, gaflet ve atalet hastalıklarına karşı umut, azim ve gayret aşıları oldum. Bu kardeşlerimiz onca darlık içinde bunca takdire şayan işler yaparken onca varlık içinde biz ne iş yapıyoruz? Neden yapamıyoruz? sorularını sormaktan kendimi alamadım. Bazı insanların sadece bir şehre, bir ülkeye değil, icabında koskoca bir dünyaya bile bedel olabilecekleri hakikatini bir kere daha iliklerime kadar hissederek anladım. Onu dinlerken, şad oldum, irşad oldum, abad oldum. Rabbim ömrünü uzun çalışmalarını bereketli, menzilini mübarek eylesin.