Emeklilerin büyük bölümünün geçim sıkıntısı çektiğini hepimiz biliyoruz.
İletişim hatlarımız bütün vatandaşlarımıza açık olduğundan ve bizi de genellikle “gariban” okuyucularımız aradığından çok iyi biliyoruz.
Bunların büyük bir bölümünün birçok seçimde Sayın Erdoğan’a oy verdiğini de çok iyi biliyoruz.
Emekli vatandaşlarımız, son zamanlarda yerel seçimde “sandığa gitmeme”, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise “beka meselesidir” diyerek (yine) Sayın Erdoğan’a oy verme eğiliminde.
Sandığa gitmemek suretiyle “sarı kart” gösteriyor, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Sayın Erdoğan’a oy vermek suretiyle “beka meselesini” esas aldıklarını ortaya koyuyorlar.
Bu insanları dinlemek, anlamak lâzım.
Hali hazırdaki durum…
Bizdeki emeklilerin yarıdan çok daha fazlası 20 ile 25 bin lira arasında maaş alıyor.
Büyükşehirleri geçin, küçük şehirlerde bile geçinmeye asla yetmeyecek bir maaş bu.
Bizim Kastamonu’nun küçücük Araç adlı ilçesinde kira ortalaması 15 bini bulmuş vaziyette, diğer yerleri hesap edin.
“Bu yaşa kadar ev sahibi olsaydı o da arkadaş!” diyenler çıkıyor ama hayat öyle değil.
Bir maaşla hatta iki maaşla çocuklarını okutana “Hem kiranı ödeseydin, evini geçindirseydin, hem çocuklarını okutsaydın hem de ev alacak parayı kenara koysaydın!” derseniz insafsızlık etmiş olmaz mısınız?
İnsanın başına bin türlü iş geliyor, olmadık giderler çıkıyor.
Kimse kimsenin içini bilemez.
Kimse oturduğu yerden ahkâm kesmesin!
*
Bu insanları dinlemek, anlamak lâzım.
Dertleri sadece “geçim sıkıntısı” değil, “maaş azlığı” değil…
Onların esas üzerinde durdukları “gelir adaleti” meselesi…
Bu insanlara kimse, “milliyetçilik” dersi vermeye kalkışmasın.
15 Temmuz’da vatanına sahip çıkmak için caddelere, sokaklara dökülen…
Tanklara, uçaklara kafa uzatan bu insanlar…
Türk bayrağına saldırı olduğunda ayağa kalkan, hep birlikte tepki gösteren bu insanlar…
Çoluklarına çocuklarına, torunlarına torbalarına “Bu memleket için güzel işler yapmalarını, kanundan nizamdan ayrılmamalarını, kötü işlerden uzak durmalarını” gece gündüz tavsiye eden bu insanlar…
Alt seviyelerden maaş alan emeklilerin hayal bile edemeyecekleri maaşlara ve diğer özlük haklarına aileleriyle birlikte sahip olanlardan bazılarının söyledikleri gerçekten çok yaralıyor bu insanlarımızı….
Halleri, hareketleri ve söylemleri daha doğrusu…
Destek verdiklerini iddia ettikleri Lider’e zarar verecek, rakiplerine ise “el ovuşturtacak” söylemlerden uzak durmaları gerekmez mi?
İnsan bazen ortamın havasına kapılıyor, bazen söylememesi gerekenleri söylüyor ya da maksadını çok aşan ifadeler kullanıyor.
Sonra da…
“Onu öyle demek hata oldu!” diyor, tepkileri gördükten sonra…
Hz. Ali’ye (r.a.) atfedilen ünlü özdeyişi bilirsiniz:
“Söz ağzından çıkana kadar senin esirin, ağzından çıktıktan sonra sen onun esirisin!”
*
AK Parti adına söz söyleme hakkını, ehliyetini kendilerinde görenlerden bazıları sözleriyle ağır yaralar açıyor maalesef…
Hem kendilerine, hem Lider’e, hem Parti’ye, çok daha önemlisi hem de Ülke’ye zarar veriyor bu türden söylemler.
Bir de tavırlar tabii…
Kendinizi “temsil” makamında görüyorsanız, bir şekilde “temsil görevi” üstlenmişseniz hal ve hareketlerinize, tavırlarınıza çok daha fazla dikkat etmeye mecbursunuz demektir.
Lüks, israf, gösteriş gibi haller, toplumu “irrite” eder.
Uzaklaştırır…
Gösteriş, gurur ve kibrin kapısını açar.
Fakirlerin muhtaçların kalplerini kırar.
Haset doğurur.
Fitnelerin büyümesine yol açar.
*
Bu yazımızı…
Geçmiş Berat gecenizi tebrikle…
Ve..
Bir Hadis-i Şerif’le bitirelim:
"Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayırlı söz söylesin ya da sussun."
i