Türkiye’nin yakın tarihini değerlendirirken yalnızca eksiklere odaklanmak da yapılanları görmezden gelmek de doğru değildir. Tarih; değişen hayatlar, kaldırılan engeller ve toplumda karşılık bulan dönüşümler üzerinden okunmalıdır. Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti iktidarlarının Türkiye’de bıraktığı izleri anlamak için de bu bütüncül bakışa ihtiyaç vardır.
ÖZGÜRLÜK ALANLARININ GENİŞLEMESİ
Bir dönem başörtülü kadınların eğitim ve kamu hayatına katılımı ciddi engellerle karşılaşıyordu. AK Parti iktidarları döneminde kamu kurumlarındaki başörtüsü yasağının kaldırılması ve üniversitelerde katsayı uygulamasının sona ermesi, bu engellerin aşılmasında önemli rol oynadı. Bu değişimler, yalnızca mevzuatı değil, kendisini devlet karşısında dışlanmış hisseden milyonlarca insanın aidiyet duygusunu da etkiledi. Kürt vatandaşların kültürel hakları alanında da somut adımlar atıldı. TRT Kurdî’nin 2009’da yayına başlaması, Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulması ve üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatına yönelik programların açılması, dilin kamusal görünürlüğünü artırdı. Bu gelişmeler bütün sorunları çözmedi; ancak geçmişte daraltılmış kültürel alanın genişlemesine katkı sağladı. Kalıcı toplumsal barış için güvenlik, hukuk, demokratik haklar ve kardeşlik anlayışının birlikte güçlendirilmesi gerekiyor.
HİZMET VE YATIRIMLARLA DEĞİŞEN TÜRKİYE
Bir yönetimin performansı, vatandaşın günlük hayatında karşılık bulan hizmetlerle de ölçülür. AK Parti döneminde sağlık sisteminin dönüşümü, şehir hastaneleri, bölünmüş yollar, tüneller, köprüler, hızlı tren projeleri ve üniversitelerin ülke genelinde yaygınlaşması öne çıkan yatırımlar arasında yer aldı. Bu projelerin maliyeti, verimliliği ve hizmet kalitesi elbette ayrıca tartışılabilir. Bununla birlikte ulaşım ağlarının genişlemesi, sağlık hizmetlerine erişimin gelişmesi ve yükseköğretim imkânlarının daha fazla şehre ulaşması, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik yapısında önemli değişimlere neden oldu. Özellikle Anadolu’da kamu hizmetlerinin yaygınlaşması, fırsatlara erişim bakımından yeni imkânlar sundu.
DEPREM SONRASI YENİDEN İNŞA
6 Şubat 2023 depremleri, 11 ili etkileyerek büyük bir yıkıma ve ağır can kayıplarına yol açtı. Şehirleri yeniden kurmak; yalnızca konut yapmak değil, altyapıyı, iş yerlerini ve sosyal hayatı da ayağa kaldırmak anlamına geliyordu. TOKİ’nin Aralık 2025’te açıkladığı verilere göre deprem bölgesinde 367 bin 995 konut, 65 bin 672 köy evi ve 21 bin 690 iş yeri olmak üzere toplam 455 bin 357 bağımsız bölümün yapımı tamamlandı. Bu ölçekte bir çalışma, kamu kaynaklarının seferber edilmesi ve kurumların koordinasyonu açısından dikkate değer bir kapasite göstergesidir. Erdoğan liderliğinde yürütülen yeniden inşa sürecinin büyüklüğü teslim edilmelidir. Bununla birlikte ilk müdahaleye ilişkin eleştiriler, depremzedelerin süren ihtiyaçları ve kayıpların telafisi mümkün olmayan acısı da unutulmamalıdır. Yeniden inşa, yalnızca binaları değil, insanların geçim kaynaklarını ve toplumsal hayatını da kapsamalıdır.
KAZANIMLAR VE ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLAR
Erdoğan ve AK Parti döneminin bilançosu bu başlıklarla sınırlı değildir. Ekonomide hayat pahalılığı, gelir dağılımı, liyakat, yargıya duyulan güven, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti konularındaki tartışmalar da değerlendirilmelidir.
Ancak eksikleri dile getirmek, elde edilen kazanımları inkâr etmeyi gerektirmez. Başarıları teslim etmek de eleştiriden vazgeçmek anlamına gelmez. Sağlıklı bir muhasebe, siyasi aidiyetlerin ötesine geçerek hem yapılanları hem de tamamlanmayı bekleyen işleri birlikte görebilmektir.
SONUÇ: GEÇMİŞTEN GELECEĞE
Erdoğan ve AK Parti iktidarlarının Türkiye’de bıraktığı izler; başörtüsü yasağının kaldırılması, yükseköğretimdeki katsayı engelinin sona ermesi, Kürtçenin kamusal görünürlüğünün artması, sağlık ve ulaşım yatırımları ile deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmaları gibi somut örneklerle değerlendirilebilir. Bu adımların toplumsal karşılığını yok saymak, Türkiye’nin yakın geçmişindeki önemli değişimleri eksik okumak olur. Aynı şekilde, çözüm bekleyen sorunları görmezden gelmek de hakkaniyetli bir yaklaşım değildir. Tarih, ne körü körüne övgüyle ne de peşin hükümlü bir inkârla doğru okunur. Asıl mesele, kazanımları korurken eksikleri gidermek; devletin imkânlarını adaletle buluşturmak ve toplumun bütün kesimlerinin kendisini eşit yurttaşlar olarak hissedebileceği bir gelecek kurmaktır.