Sürekli olarak “kadın çalışan oranının arttırılması” hedefinden bahsedilince…
Kafam attı.
Hele hele…
Bir kabine önde geleni,
“Ne yapalım, kadınları eve mi kapatalım!” deyince…
İyice bozuldum.
Ne yani, çalışmayan kadın eve kapatılmış mı oluyor?
Ne alâkası var!
Bizim ailedeki nice çalışmayan hanımefendi, çoğu çalışandan daha özgür, daha rahat.
Çocuklarının her bakımdan gelişmelerine de, kocalarına da, evlerini çekip çevirmeye de…
İlim irfan sahibi olmaya da vakit ayırıyorlar.
Bazıları, hanımlar arası sosyal faaliyetlere katılıyor.
Çalışan kadınların çoğu ise vakitlerinin büyük bölümünü, yollarda iş yerlerinde geçiriyor.
Hem de bir ay boyunca çalışıp asgari ücret denilen “sefalet” gelirini elde etmek için geçiriyor.
Çoğu mobinge uğruyor, fırça yiyor, aşağılanıyor!
Çocuklarını, kocalarını, evlerini, sağlıklarını ihmal etme pahasına ellerine geçen sefalet ücretinin büyük bir bölümü; yola, kıyafete, çocuk bakıcısına, bazı yerlerde yemeğe gidiyor.
Bu durum birçok çalışan kadın için böyle.
Sırtlarına ev hanımlarının yüklerinin büyük kısmı ile iş hayatı yükünün tamamı biniyor.
Ev hanımlarının çoğu ise çok daha rahat, kendilerine ve ailelerine çok daha fazla vakit ayırabilir durumda.
Ne var ki pekçok aile, ekonomik bakımdan kadının çalışmasına muhtaç.
Kadının aldığı kiraya ve diğer masraflarına, erkeğin aldığı ise boğaza ancak yetiyor.
Onun için de birçok aile “çocuk yapmak” istemiyor ya da “Bir çocuk yeter.” Diyor.
Bu durumda da…
Türkiye’nin nüfus artış hızı çakılıyor.
Evet kadın çalışabilir ama ille de çalışmalı mıdır?
Kadın çalışan oranını sürekli olarak arttırmak hedeflenmeli midir?
Bin kez hayır!
İsteyen kadın çalışabilir.
Bazı alanlarda kadınlar mutlaka görev almalıdır ama her alanda değil, ille de kadınların yüzde şu kadarı değil!
Kadın çalışan sayısı arttıkça ev hanımı sayısı azalır.
Ev hanımı sayısı azaldıkça da nüfus artış hızı azalır.
Çalışan kadın oranının az olduğu illere ve çok olduğu illere bakın…
Hangilerinde nüfus artış hızı daha yüksek?
Şimdi…
Evin ihtiyaçları var…
Bu ihtiyaçlara kadın da katkıda bulunmak ister.
Bunun için…
Ev hanımlarına “emeklilik hakkı”na ne der yetkililer?
Bir ara bunun propagandası yapılmıştı ama o iş unutuldu.
Ben “Ev hanımlarına emeklilik hakkı verilsin!” istiyorum.
Yurt dışındaki yakınlarımdan bazıları Türkiye’de çalışmaları, prim ödemeleri olmadığı halde borçlanarak emekli oldu.
Oradaki kardeşlerimize verilen hak, buradaki kardeşlerimize niçin verilmesin?
Üstelik, hazır “Aile ve Nüfus 10 yılı” ilân edilmişken niçin verilmesin?
Yurt dışında çalışan Türk vatandaşları, Türkiye’de tek kuruş prim ödemeden, sadece belirli sürelerde yurt dışında çalışmış olma şartıyla "borç ödeyerek" emekli olabiliyorlar.
Ben bu imkândan Türkiye’de yaşayan ev hanımlarının da istifade etmesini istiyorum.
Çocuk başına da avantajları artsın, emekli olmaları kolaylaştırılsın.
*
Meclis gündemine gelmiş bazı teklifler var.
Mesela, HÜDA-PAR, 25 yıl evli kalan ev hanımlarına emeklilik hakkı tanınmasını ve primlerinin bir kısmının devlet tarafından karşılanmasını istiyor.
Bu konuda epeyce çalışacağız kısmetse.
Önümüzdeki süreçte “EV HANIMLARI HAREKETİ” başlayabilir ve gündemi ev hanımlarının talepleri belirleyebilir.
Ha bu arada…
Her şeyi benim Tabela Partisi’nden beklemeyin.
Siz de çalışın bu konu üzerinde.
Ben ve sizler…
Bu işlerin çözümüne katkıda bulunacağız inşaAllah.
Hadi bakalım..
Yola çıkalım!