Başımıza korkunç olaylar geldi, evlatlarımızı, hocalarımızı “dijital katiller”in saldırıları sonucu kaybettik ya…

Bugünlerde, “dijital felâket”ten bahis çok.

Hem Milli Eğitim, hem de okul idareleri sınıflara cep telefonu sokulmasını, hele derslerde cep telefonu ile oynamasını zinhar istemiyor.

Tablet denilen cihazlara ise kesinlikle karşılar.

Zira bunlar dikkat dağıtıyor, dersin intizamını bozuyor, öğrencileri ayartıyor…

Dersten sonra anne babanın kontrolündesin, orada ne yaparsan yap ama derste cep telefonu ile tabletle oynamak yasak!

Hatta “Hocam kitap okuyorum ama” desen de yasak!

Kork tabletli, 40 telefonlu bir sınıf dolası çocuğu nasıl zapt edeceksin?

Hocam tutukluk yaptı, hocam şöyle oldu, hocam şöyle oldu.

Hocam Rıfkı bana ayıp şeyler yazıya!

Bu olmaz!

Olmaz.

Olmaz di mi!

Hiç olmaz!

Ama oldu.

Bu ülkede, öğrencilere “beleşten” kaç milyon tablet dağıtıldı?

Çağdaşlık!

Modern teknoloji!

Çocuklar kitap taşıyor, belleri eğiliyor!

Hem sonra…

Bu daha güzel, içine yükle kitabı, oh!

Şu kadar okula wireless (vaylıs diye okunuyor, bilmiyoruz sanmayın) bağladık.

Bir de Kopenhag kriterlerini aldık, onlar vermezse Kopenhag kriterlerini Ankara kriterlerine döndürmeye karar verdik.

Dahası kadın tır şoförü sayısını ve dahi kadın turizmci, otel personeli, çarşaf değiştiricisi sayısını arttırmak için TURSAB ile anlaşma bilem imzaladık.

Kadın generalimiz bile var, siz de va mu?

Gerici dediniz bize, nasıl hava attık size!

Şeriatçı dediniz bize, böyle kondurduk size!

Ya ya ya…

Şa şa şa!

Feministim çok yaşa!

*

Dağıtmadan o milyon milyon tabletlere gelelim.

FATİH PROCESİ!

Ne oldu o tabletlere?

Bit pazarında mı, hurdada mı?

Evin antikaları arasında mı?

Teknoloji mi eskidi, sular mı yandı, muhafaza-KAR’lar mı kazandı?

O dönem o dönem.

Ekrem Dumanlılar her an her istediklerine şak diye ulaşırlardı icabında… Biz de ikaz ettiğimiz için "kızılan, dirseklenen" tarafta!

Bugün?

*

Özgür Özel “Dönem değişsin bak ne oluyor?” demekte.

Sorunun içinde “Bugün sizi alkışlayanlar yarın size karşı olurlar, düşmanınız olurlar?” iması var mı?

Onu bilemem…

Ama…

Ben bu işleri bilirim.

Kimin hasbi, kimin hesabi olduğunu da galiba en iyi Sayın Cumhurbaşkanımız bilir!

Tekkeye mürit aranmıyor ama “hasbi”likten de taviz verilemez.

Yazıyı bitirirken, “O tabletler nerede?” sorusunu sorayım!

Ha bu arada…

“Yapılan doğruydu!” deniyorsa…

O takdirde…

Hadi yine dağıtın çocuklara milyonlarca tablet!

Amma iyi olur değil mi?

MANEVİ VATAN’ın zemini iyice kaymasın diye…

Devam etmem lazım:

12 yıllık kesintisiz eğitim, başıboş köpek meselesi, marketlerin fırsatçılığı, hal yasası, süresiz nafaka…

Ve “semiz” medya maymunları hakkında devam!