0
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 15 Mayıs'ı Uluslararası Aile Günü olarak ilan etti.
Aile Haftasında fakir, evsiz aileler, ailelerin eşitlik ve adalet ilkeleri ile oluşturulması, aileler ve gönüllüler, toplumsal dayanışmanın tesisi, başlıklar altında gerçekleştirilen etkinlikler, daha sonra "Aile Haftası'na dönüştürüldü.
Aile Haftası!
15 Mayıs'ı içine alan hafta "Aile Haftası" olarak kutlanmaya başlandı.
Değişen ailede riskler!
Küreselleşme aile ve toplumları değiştirmeye devam ediyor. Her değişim, beraberinde kimlik ve kişilik çatışmasını getirir. Kendine yabancılaşmış birey, kimlik ve kişilik erozyonuna uğramış bunalımlı bir insandır. Toplumsal yozlaşma, kendine yabancı kitleler oluşturmakta, bir yandan refah düzeyi yüksek bir toplum içinde giderek artan problemli kişiler üretmektedir. Böylece toplumsal yapımızda kendi kendine gelişmekte olduğu "modern alt kültür kavramı" ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.
Modern alt kültür
Modern alt kültür, toplumun genel ve çoğunluktaki kültürel değerlerinden farklı uçta çatışmalı öfkeli, yabancılaşmış ve yozlaşmış bir kültürü ifade eder. Farklı değerlerden ziyade değerlerden yoksunluğu belirtir ve günümüzde giderek büyümektedir.
Şiddet, madde ve uyuşturucu bağımlılığı, fuhuş anti- sosyal davranışlar, kural tanımazlık gibi özellikleriyle giderek yaygınlaşan bir modern alt kültür özellikleri oluşturur.
Son yıllarda hızla artan çocuğa yönelik istismar, kadına şiddet olgusu kültürde ve değerlerde yaşanan yozlaşmanı sonucu olarak karşılaşıyoruz.
Eşler arası iletişim sorunu yaşayan ailelerde, çocuklar risk altındadır.
Eşler arası iletişim, uyum ve davranış sorunları aile içi ilişki sistemini olumsuz etkiler.
Eşler arası ilişkilerde şiddet, kocanın kadını küçümsemesi, özgüvenini yitirmesine yol açması, aşağılayıcı sözler söylemesi, kadını çocukları konusunda kendini suçlu hissetmesine yol açması, dayak yada ölümle tehdit etme, terk etme tehdidi aile ya da arkadaşlarıyla görüşmesine izin vermemek şeklinde erkekten kadına yönelik şiddet gözlenebilir.
Ailelerin yapısal sorunlarında en çok çocuklar etkilenir. Çocukların temel ihtiyaçlarını karşılamayan gerekli ilgi sevgi ve şefkat göstermeyen aileler çocuklarına duygusal, sözel ve fiziksel istismar uygulayarak çocuğun gelişimini olumsuz etkiler.
Aile içinde şiddet ortamında yaşayan çocuk, şiddet davranışını taklit yoluyla öğrenir. Şiddeti iletişim tarzına dönüştürür ve akranları ile ilişki biçimini şiddetle oluşturur.
Yaşadığı ailede sürekli şiddete maruz kalan bir çocuğun arkadaş ve sosyal çevreyle ilişkilerinde şiddet uygulaması sıradan bir durum olabilir.
Çocukları istismardan koruyucu ve önleyici yaklaşımlar!
Şiddet davranışını değerlendirirken türleri, şekli, derecesi hakkında ayrım yapılmamalıdır. Şiddet, büyük, küçük, zararlı, zararsız diye kategorileştirilemez.
Aile içinde iletişimin olumlu yönde gelişmesi ve güçlenmesi için aile kurumunu oluşturan bireylerin birbirinin bütün içindeki yerini ve değerini bilmelidir. Her şeyden önce sağlıklı nesiller yetiştirme sorumluluğu ana-babanın görevleri arasındadır.
Çocukları tanımak, psiko-sosyal gelişim özelliklerini bilmek, gelişim sürecinde meydana gelen değişimi izleyebilmek ebeveynlerin en temel sorumluluğudur. Çocuklarının gelişimini izleyen ebeveynler kişilik gelişimini destekleyici ve geliştirici olurlar.
Her türlü şiddet, kabul edilemez bir davranıştır. Artık susmayalım gelin kendi çocuklarımız için, yarınlarımız için işbirliği yapalım. "Şiddete HAYIR" diyelim…